Görevini savsaklamasının ötesinde, çalıştığı değil de, tam tabiri ile maaş aldığı kuruma bazen aylar boyu uğramayan ve bundan dolayı halk arasında bankamatik memurları olarak adlandırılan kamu personelleri her zaman olduğu gibi yine gündemdeki yerlerini koruyorlar.
Haklı olarak vatandaşların eleştiri oklarına hedef oluyor ve bu durum devam ettiği sürece de olmaya devam edecekler.
Onların bu tutumlarını benimsemek ya da onaylamak elbette ki hiç mümkün değil ve aldıkları maaşlarda haramdır.
Ancak bu gün bu konuya biraz farklı bir açıdan bakacağız. Tıpkı Nasrettin Hocanın fıkrasında olduğu gibi “ ev sahibi suçlu da, hırsızın da hiç suçu yok mu?” dediği gibi ikinci suçluyu arayacağız.
Burada fıkranın aksine hırsızın suçu sabitte ev sahibinin suçlu olup olmadığına bakalım.
Öncelikli olarak denetim ve bu denetimin gereğini yerine getirmeyen kurum yöneticileri görev yapmayan personel kadar suçludurlar.
Ama burada hırsızı buna teşvik eden, denetim görevinde yöneticileri zor durumda bırakan ince bir nokta var.
O da dengesiz personel dağılımıdır. Bazı kurumlar da personel sıkıntısı çekilir ve iki kişinin yapması gereken işi bir kişi yaparken, bazı kurumlarda ise bunun tam tersi.
Personel sayısı o kadar fazla ki, bırakın çalıştırmayı yöneticiler onları oturtacak oda, masa ve sandalye bulmada zorlanıyorlar.
Bu durumda zaten görevden kaçmaya meyilli olan kamu görevlileri için sarıldıkları güzel bir bahane oluyor.
Çözüm basit ama uygulaması zor; öncelikle kamu personelinin kurumlara ihtiyaca göre dengeli bir biçimde dağıtılmasını sağlamak ve ardından da denetim mekanizmasını işler hale getirmek.