Her zaman belirtiyorum, Siirt’in çözülemeyecek sorunu yok gibi.. Esas sorun hepimizin bildiği, kabul ettiği, yetkili veya yetkisiz olalım hiç fark etmeksizin, hepimizin her fırsatta yakındığı sorunlarımız var. İşte bu sorunlardan biri de kaldırım işgalleridir.
Sanırım son 50 yılda hakkında en fazla haber ve makale yazılan, resmi ve gayri resmi toplantılarda konuşulan konuların başında kaldırım işgalleri konusu geliyor ve her zaman bu konudan yakınıyoruz. Parti ayırımı olmadan hemen her mahalli seçim öncesi, bütün partilerin belediye başkan adaylarının gündeminde yer alıyor ve seçim vaatlerine ilişkin kitapçıklarında da çok geniş bir yer veriliyor.
Bütün bunlar yapılıyor da alınan bir sonuç var mı diye araştırdığımızda daha ilk andan itibaren tıpkı masallardaki gibi bir arpa boyu yol kat edilmediği ortaya çıkıyor. Bırakın çözümü, bir arpa boyu yol kat etmeyi, daha da geriye gittiğimiz de apaçık ortadadır. Liberal ekonominin temel kuralı olan; “Bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler” kuralı geçerli olunca herkes istediği, gözüne kestirdiği yeri işgal etmekten kendi tapulu malı gibi kullanmaktan zerre çekinmiyor.
Çay salonlarının dışarıya sandalye atmaları ile başlayan bu furya, bütün esnafa yayıldı. Artık her esnaf işyerinin önündeki sokağın yarısına kadar olan kısmında ürün koymaktan, yani işgal etmekten geri kalmıyor. Bu durum caddelerde ikili hatta bazen üçlü parklar yapılarak gerçekleştiriliyor. Bu konuda burada şöyle yapılıyor, burada şöyle bir işgal gerçekleştiriliyor demenin bir yararı yok. Çünkü bu durum hemen her yer için geçerli bir durum.
Siirt esnafının yoğun olduğu cadde ve sokaklarda birkaç yüz metre dolaşan bir insan onlarca işgale tanık olur. Bu durumun oluşmasında elbette geçmişten günümüze ilgili kurumlar suçludur. Ancak bu suçu yalnız onlara atmak kolaycılıktır. Bu durumun meydana gelmesinde hepimizin az veya çok suçu bulunmaktadır.
Burada birçok kişi biz ne yapabiliriz diye soracaktır.. Doğru, ama esasında en büyük güç belirli bir görevi üstlenmiş kurumların yaptırım gücünden çok halkın gücüdür, halkın inisiyatif kullanmasıdır.
Aslında en büyük yaptırım gücü bizler, yani toplumu oluşturan bireylerdir. Dışarıya atılan sandalyeye oturup gelip geçeni seyretmesek o çay salonu sahibi bir daha dışarıya sandalye atmaz. Aynı şekilde alışverişlerimizde esnafı uyarsak ya da en azından dışarıdaki ürünler tozlanmıştır, kirlenmiştir diye almasak, o esnafta bir daha ürününü dışarıda teşhir etmez. İster yaya ister sürücü olalım, yanlış yerde park etmesek ya da yol ortasında durup sohbet etmesek bu sorunlar ortadan kalkar.