Tadına doyum olmayan fıstığımız var, yeteri kadar değerlendiremiyoruz.. Anzer balından pekte aşağı olmayan bir Pervari balımız var, yeteri kadar yararlanamıyoruz.. Köklü bir tarihimiz ve zengin bir kültürümüz var; ancak kendin çal kendin oyna misali başkalarına yeteri kadar anlatamıyoruz.
Buna en güzel örnek ışık hadisesi.. Öğretmen, öğrenci ilişkisinin doruğa çıktığı bir hadise.. Öğretmenin öğrencisine olan fedakarlığını, öğrencinin de öğretmenine olan sevgisi gösteren anıt niteliğindeki bir olay.. Bilmeyenler çıkabilir diye kısaca özetleyeyim.. Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretleri kendisini yetiştiren ve onu ilimde bu dereceye yükselten hocası İsmail Fakirullah Hazretleri vefat edince hocamın başucuna doğmayan güneşi neyleyim mantığı ile hareket ederek bu düzeneği yapmış.. Her yıl 21 Mart ve 22 Eylül de, ekinokslarda yani gece ve gündüzün eşit olduğu zamanlarda yeni günün doğan ilk güneşi ilçe karanlıklar içerisinde iken İsmail Fakirullah Hazretlerinin başucuna yansıyor.
UNESCO’nun bile dikkatini çeken bu hadiseyi, bırakın başka ülkeleri kendi ülkemizde kaç kişiye anlatabilmişiz? Hatta bir adım daha ileri gideyim.. Siirt’te bir anket yapsak inanıyorum ki yetişkin insanların en az % 30-40’ı bu hadiseden habersiz.. Haberdar olanların arasında bunu tam anlamıyla kavrayanların sayısı da sanırım %10’u bile bulmaz.
Oysa elin oğlu artık turizmin yalnız güneş, deniz ve kum üçlüsünden ibaret olmadığını kavramış.. Artık günümüz insanının kültüre, tarihe ve doğaya olan tutkunluğundan yararlanarak, 50-100 yıllık bir şatoyu öyle bir güzel pazarlıyor ki, sanırsınız ki dünyada ondan başkası yok.. 100-150 lira ödettirerek boş odaları ve loş koridorları gezmenizi sağlıyor.
Işık hadisesi yalnızca bir örnek.. Belki bu konudaki en güzel örneklerden biri.. Ancak onun kadar olmasa da turisti çekme anlamında ona destek olabilecek o kadar çok değerimiz var ki.. Yazmaya kalkışsam herhalde yalnızca isimleri bile birkaç sayfayı doldurur.. Mir Nasır Medresesi, Hazreti Ali’nin oğlu Muhammed Bin Hanife, Şeyh Muhammed El Münkedir, İncekaya Kalesi ilk etapta aklıma gelen birkaç tanesi.
Gerçekten artık bizim kendi değerlerimizi önce keşfetme, ardından da tanıtımını yapıp değerlendirme zamanı geldi, geçiyor.. Sanayinin yakın bir zamanda ilimizde gelişmesini beklemediğimize göre, elimizde iki seçenek kalıyor; tarım ve turizm.. Bunlara odaklanmalı ve bu alanlardaki potansiyelimizi harekete geçirmeliyiz.