Siirt kendisine özgü çok sayıda kaliteli ürünleri olan bir il.. Fıstık ve Pervari balından Zivzik narına, tayfi üzümünden iğbeys keek'e, Arbo biberinden Cefan kavununa kadar sayıları onlu rakamlarla ifade edilecek kadar çok sayıda kaliteli ürünümüz bulunmaktadır.
Ancak neredeyse bütün bu ürünlerimiz için geçerli olan iki önemli handikabımız bulunmaktadır.. Bunların ilki bu ürünlerimizdeki üretim yetersizliği ve buna bağlı olarak unutulmaya başlanmalarıdır..
Son 20 yılda dönemin valisi Nuri Okutan'ın başlattığı dev projesi ve bu projenin devamı niteliğindeki çalışmalar sayesinde rekolte artışı sağlanan fıstık ile yine son yıllarda yürütülen çalışmalarla üretim artışı gerçekleşen bal ve narı bir kenara bırakırsak, yurt içi veya yurtdışına pazarlayabilecek kadar önemli miktara sahip olduğumuz başkaca bir ürünümüz de yok gibi.
Yukarıda da belirttiğim gibi, diğer birçok ürünü bırakın il dışına pazarlamayı kendimiz bile bulamaz olduk.. Arbo biberini, gelin yanağı yani hattıl arus, ucu boğumlu tornadan çıkmış gibi düzgün olan yeşil rengin en güzel tonuna sahip süper kokuya sahip salatalığımızı gören var mı?
Durum böyle olunca ikinci handikap ortaya çıkıyor.. O da bu ürünlerin tescili ve tanıtımıdır.. Üretim ve rekolte yeterli olmayınca doğal olarak tanıtım ihtiyacı veya tescil hiç akla gelmiyor bile..
Ancak bu yanlış bir şey.. Özellikle tescil konusunun ihmal edilmemesi gerekiyor.. Çünkü tescil aynı zamanda ileride yapılma ihtiyacının doğması durumunda da büyük bir destek olacaktır.. Tanıtım çok daha rahat bir şekilde gerçekleştirilebilecektir.. Bu açıdan Tarım ve Orman İl Müdürlüğünün tayfi üzümünün ardından iğbeys keek için coğrafi işaret başvurusunda bulunmasını sevinçle karşılıyorum.
2003 yılında perde pilav ve bal gibi ürünlerimizin ardından tayfi üzümü ve keek ekmeği de Siirt adına tescil edilmiş olacak.. Umarım, en kısa zamanda bunları diğer ürünlerimiz takip edecek ve Siirt’in zengin potansiyeli kayıt altına alınmış olacaktır.