Halk dilinde, her derde deva veya her derde derman diye bir deyim var; işte Kızılay’ımız tam da bu tanıma uygun düşen bir kurumumuz. Savaşlarda yaralanan askerlere yardımcı olmak üzere kurulan bu kuruluşumuz, her geçen yıl görev alanını genişletme başarısını gösterdi. Önceleri savaşın yanı sıra doğal afetlere uğrayan insanlara yardımcı olan bu güzide kurumumuz, günümüzde dünyanın neresinde ve hangi ortamda olursa olsun, uzanacak bir eli bekleyen ve darda olan her insana ulaşmaya çalışıyor.
Bunun son örneğine ilimizde şahit olduk. Şirvan’ın Pirinçlik Köyünde yaşayan ve zihinsel engelli dört çocuğu bulunan Abdülmelik Gündürü adlı vatandaşın yardım talebini çok kısa bir sürede karşıladı. Engellerinden dolayı evde bırakamadığı için bahçeye çalışmaya gittiğinde beraberinde götürdüğü çocukları için talebi doğrultusunda tam donanımlı bir konteyner Gündürü ailesine teslim edildi. O dört engelli bireyimiz, artık anne babaları bahçede çalışırken, onlar toz toprak içerisinde debelenmekten kurtuldular.
İşte Kızılay’ımız böyle bir kuruluş. Kuruluş böyle güzel ve iddialı olunca görevlileri de buna uygun oluyor. Kızılay Şube Başkanı Yener Tanık’ın sevecenliğini ve çalışkanlığını hepimiz biliyoruz. Onun için söyleyeceğim şeyler malumun ilamı olacak. O nedenle fazla bir şey yazmaya gerek görmüyorum. Ancak, konteynerin teslimi nedeniyle bölgeye yaptığı gezi kapsamında Siirt’e gelen Genel Müdür Yardımcısı İbrahim Özer beyi de tanıyınca Kızılay çalışan ve gönüllülerinin mükemmel insanlar oldukları yönündeki bu kanım daha da pekişti.
Sayın Özer’le Pirinçlik Köyüne kadar birlikte gidip geldik. Özer’in 19 yıl Kanada da bu ülkenin Dışişleri Bakanlığı görevlisi olarak görev yaptıktan sonra Kızılay Genel Müdür Yardımcılığına atandığını duyduğumda işin doğrusu önce şaşırdım. Öyle ya, bu kadar yıl Kanada da yaşadıktan sonra böylesine çileli ve sevgi gerektiren bir göreve atanmak, zor olsa gerek diye düşündüm. Ama birlikte geçirdiğimiz zaman diliminde, hele-hele o engelli bireylere ve köylülere yaklaşımını görünce özünden hiçbir şey kaybetmediğini, hatta gurbette kalmış olmanın ona çok şeyler kattığına tanıklık ettim. Gerçekten Anadolu insanının bütün güzel hasletlerini bünyesinde barındıran bir insan.
Onun bu insani yönden üstün taraflarının yanı sıra, tarih ve kültürümüze olan yakın ilgisi ve ilginin getirdiği, engin bilgi birikimi de gerçekten takdir edilecek nitelikte. Sohbetimizin büyük ağırlığını tarihi ve kültürel konular oluşturdu. Gerçekten keyifli ve güzel bir sohbetimiz oldu.
Çok geniş bir ufka sahip olan Sayın Özer, Kızılay’ a yeni bir yön daha kazandıracak çalışmaların araştırması içerisinde. Daha netleşmediği içinde fazla bir bilgi veremiyorum. Ama sanırım, özet olarak şunu söylesem, yapılması planlanan yeni ve büyük projenin ne olduğu konusunda bir fikir vermiş olurum. Yeni proje ile Kızılay; artık yoksul kesime balık vermekten, çok balık tutmaya yönelik çalışmalar gerçekleştirme peşinde olacaktır. Sanırım yeni proje, Sayın Özer’in 19 yıl boyunca gelişmiş ülkelerden elde ettiği bilgi ve deneyim ile kültürümüzün ortak bir ürünü olacaktır.
Sayın Özer’i tekrar Siirt’e beklediğimizi belirterek, ona yeni proje de üstün başarılar diliyorum.