Sağlık Bakanlığının hasta vatandaşların kaliteli sağlık hizmetine kavuşmaları, gittikleri sağlık kuruluşlarında saatler hatta günler boyu koridorlarda bekleyip perişan olmamaları için doktorlar için merkezden yönetilen bir sistemini hizmete sokmuştu.
Sistemi ilk dönemlerde yararlı da oldu; muayene sırasında ben önce geldim sen sonra geldin tartışmalarının önüne geçti. Hatta bu nedenle çıkan kavgaları da sona erdirdi.
Ancak ülke genelinde zaten yaşanan hekim azlığı bu sistemi sarsarken geçen yıl büyük rakamlara ulaşan hekimlerin yurt dışına göçleri işin tuzu biberi oldu.
Sistem birçok branş için adeta felç oldu. Topal ördek gibi aksamaya başladı. Vatandaş randevu almakta akla karayı seçer hale geldi.
Bu durum yalnız Siirt gibi doktorların çalışmaya çok sıcak bakmadıkları, çalışsalar bile en kısa bir süre de gittikleri yerleri değil de büyük şehirler dahil bütün Türkiye’yi etkiledi.
Bugün Türkiye’nin en büyük ve gurur kaynağı İstanbul Çam Sakura hastanesinde muayene veya bir görüntüleme hizmeti için aylar sonrasına randevu alınabiliyor.
Bursa, Ankara ve Yalova’da da durum böyle. Görevli doktor sayısı ihtiyaca cevap vermekten uzak olduğu özellikle bazı branşlarda bir aydan az bir sürede randevu almak mümkün değildir.
Hatta genel tabloya baktığımızda bu hizmetlere Siirt’te daha kolay ulaşabiliyoruz. Özellikle röntgen, tomografi ve benzeri görüntüleme hizmetlerinde.
Bu arada özel hastanelerde bu hizmetlerin bedeli sıradan vatandaşın alım gücünü aşmış durumda. Bu nedenle geniş bir kitle burslardan yeteri kadar yararlanamıyor.
Umarım bu sorunların çözüme kavuşturulduğu günleri görürüz. İlimiz açısından baktığımızda yeni hastane inşaatı bu konuda bir rahatlama sağlayacaktır.