Ünlü Filozof Ezop’un köle olduğu dönemde efendisi onu yanına çağırarak kendisine değerli bir misafirin geleceğini ve bu nedenle dünyanın hem en acı hem de atlı yemeği sayılabilecek bir yemek yapmasını ister. Ezop, filozofluğunu ortaya koyar ve misafire dil sövüş yaparak ikram eder. Efendisi neden böyle bir yemek yaptığını sorduğunda da meşhur cevabı verir; “Yerinde kullanıldığı zaman dil kadar tatlı bir şey yoktur, aynı şekilde kötü yerde kullanıldığı zaman da onun kadar acı bir şey yoktur.”
Bu anekdottan sanırım çıkarmamız gereken ders; bir şeyin hem acı hem de tatlı, ya da hem güç hem de zayıf tarafımızı oluşturabileceği konusudur. İlk bakışta insana ters gelen bir durum. Bir şey, bir olgu, bir gerçek nasıl olur da birbirine zıt iki özellik taşıyabilir? Ancak bu anekdotta olduğu gibi bazı durumları düşündüğümüzde bunun olabileceğini görüyoruz.
Buna güzel bir örneği ilimizin en ön sıralarda yer aldığı ülkemizle ilgili bir gerçek oluşturuyor; genç nüfusumuz.. Bir ülke için genç nüfusa sahip olmak kadar büyük bir zenginlik olamaz. 15-24 yaş grubunda tam 12 milyon 955 bin vatandaşımız var. Bu rakam genel nüfus içerisinde %15.6’ya tekabül ediyor. Bu yaş grubunda Siirt’te 73 bin 221 kişi bulunuyor. Bu rakamın Siirt’in genel nüfusuna oranı ise %22.2’dir. Ülke genelinde bu alanda 4. sırada yer alan Siirt’te her dört kişiden biri genç.
Bir güç, bir zenginlik kaynağı olan bu durum aynı zamanda ülkemiz ve ilimiz içinde bir handikaptır. Yani zenginlik ve gücümüzün sembolü olan potansiyel aynı zamanda beraberinde birçok sorunu da beraberinde getiriyor. Bunların başında teknolojinin ve robotlaşmanın hızla arttığı bir dönemde bu kadar insana iş bulmak geliyor. İşsiz bir insan, hayatına bir yön veremediği gibi her an toplumda kabul görmeyen davranışlar da sergileyebilir. İşin bulunmasının ardından bunların evlendirilmeleri ile sosyal ihtiyaçlarının karşılanması geliyor.
Bunu sağlamadığımız takdirde bu gençlerin önemli bir bölümü arzu etmediğimiz yollara sapabilirler. Bu nedenle elimizi çabuk tutmamız gerekiyor. İstihdam ağırlıklı sektörlere öncelik vererek yeni iş sahaları oluşturmamız gerekiyor.
Bu nedenle bugün kalkınmalarını sağlamışlar diye imrendiğimiz birçok Avrupa ülkesinin arayıp da bulamadığı zenginliğimizin değerini bilelim ve bu potansiyelimizi harekete geçirelim. Bunun için de öncelikle gençlerimize yeni iş kapıları oluşturalım.