Ömrümüzü tükettiğimiz gibi on bir ayın sultanı Ramazan ayını da tüketiyoruz.
Hem de çok hızlı bir biçimde. Günler göz açıp kapanması misali hızla akıp gidiyor.
Peki rahmet ve mağfiret ayı olan bu ayda bizler çevremizde ki yoksullara karşı duyarlı mıyız?
Bu ayda ailelerin giderinin daha fazla olduğunu göz önünde bulundurarak, normal zamanlarda bile geçinmekte zorlanan ailelerin bu günlerde ne kadar büyük sıkıntılar yaşadığını hiç düşündük mü?
Bizler doğal gazlı kaloriferli evlerde neredeyse terlerken, sobaya atacak odun kömür bulamadıkları için birbirlerine sokularak, tir tir titreyen insanları hiç hatırlıyor muyuz?
Bizler tabiri caizse kuş sütü eksik misali çorbasından etlisine, salatasından tatlısına kadar çeşit çeşit yemeklerin yer aldığı mükellef sofralarda orucumuzu açarken, çok büyük zorluklarla buldukları ekmek peynirle karınlarını doyuranları hiç gözünüzün önüne getirdiğiniz mi?
O halde gelin bu Ramazan ayının hatırına yakın olanlardan başlayarak çevremizi inceleyelim.
Özellikle durumu iyi olmadığı halde el açamayan insanlara öncelik tanıyarak çevremizdeki yoksullara sahip çıkalım.
Varsın bir gün bile olsa yemeklerimizi değiştirelim. Bizler ekmek peynir çay ya da çorba ile orucumuzu açalım. Normal de yiyeceğimiz yemekleri yoksul bir aileye gönderelim.
Bizler böyle yaparak hem içinde bulunduğumuz nimetin değerinin farkına varıp sevap kazanırken, bir günlüğüne de olsa yoksul bir aileyi sevindirmiş olalım.
Özetle bu mübarek ayın kalan günlerini iyi değerlendirelim.Yalnız namaz ve oruç gibi bedeni ibadetlerin yeterli olmadığını unutmayalım.