Birkaç yıl öncesine kadar Mart ayının ilk günlerinde gelin cigor’u kutlayalım başlığı altında cigor bayramını anlatır ve bu asırlık geleneğimizi tekrar yaşamaya davet ederdim. Ancak artık bundan ümidimi kestiğim için başlığı değiştirdim, artık gelin hatırlayalım diyorum.
Siirt olarak çok zengin bir kültürümüz vardı. Birbirinden güzel öğeleri barındıran bu güzel kültür öğelerinden biri de cıgor’du. O gün özellikle çocuklar için adı üstünde tam bir bayramdı. Başta da belirttiğim üzere eğer hafızam beni yanıltmıyorsa, cıgor’u Mart ayının ikinci haftasının Pazartesi günü kutluyorduk.
Peki, cigor neydi ve nasıl ortaya çıkmıştı? İşin doğrusu bu konuda net bir bilgi yok ve sadece çeşitli söylentiler var. Bu nedenle tarihçesini ve çıkış nedenini bir kenara bırakarak cıgor’u anlatmaya başlayalım.
Cıgor’un hazırlıkları günler öncesinden başlardı ve bu hazırlıklar özellikle evin çocukları ile hanımlarını ilgilendiriyordu. Çocuklar haftalar öncesinden köylerden getirilen ağaçların dallarından boyları yarım metre ile bir metre arasında değişen sukelerden alırlardı ve bu sukeler köylüler tarafından çarşıda olduğu gibi mahalle aralarında da hayvan sırtında dolaştırılarak satılmaya çalışılırdı.
Çocuklar kendileri veya babaları tarafından satın alınan bu sukeleri güneşli bir yerde ya da tandır kenarında bırakarak iyice kurumasını sağlarlardı. Bu kurutma işlemi bazen mahalle fırınlarında ekmek pişirimi bittikten sonra halen sıcak olan fırına bırakılarak da gerçekleştirilirdi.
Çocuklar sukeleri ile uğraşırken anneleri de boş durmazlardı ve aldıkları bağırsakları temizleyerek yıkarlardı. Bu bumbarları pişirmeden bir gün önce küplerde tuzlanmış halde sakladıkları etleri çıkarıp suya bastırırlardı.
Bir de tatlı hazırlığı yapılırdı. Son yıllarda bu tatlı işinde genellikle ya baklava ya da sarı burma tercih edilirdi. Eğer evin nişanlı bir erkek çocuğu ya da yeni evlenmiş bir kızı var ise, bu hazırlık çok daha büyük önem kazanırdı. Çünkü nişanlı olan genç kıza veya yeni evli olan geline baba tarafı maddi durumlarına göre bir ya da iki tepsi baklava götürürlerdi. Bu baklava ile birlikte bir iki sandık mevsim meyveleri olarak elma ve portakal da eşlik ederdi. Yine ailenin durumuna göre altın, takı veya para da gönderilirdi. Bu yarım veya tam altın olabildiği gibi yüzük veya bilezikte olabiliyordu.
Cıgor’dan bir gün önce bütün hazırlıklar tamamlanır ve cigor sabahı beklenirdi. Sabah erken saatlerden itibaren işe başlanırdı. Evin hanımları daha önce temizleyerek yıkadıkları bumbarları bıçakla doğranmış et ve pirinç karışımı ile doldurmaya başlarlardı. Bu doldurma işlemi devam ederken, büyükçe kazan ya da tencerelerde su kaynatılırdı. Belirli bir sayıda bumbar doldurulduktan sonra kaynar suya atılarak pişirilirdi. Sudan çıkarılan bumbarlar büyükçe bir leğenin içerisine konularak üzeri kalın bez bir örtü ile örtülür ve daha iyi pişmesi, soğumaması sağlanırdı. Bumbarlarla birlikte hemen her evde bir de kayısı hoşafı yapılırdı.
Bu konuya yarında devam edeceğiz.