Ayhan Mergen

GELECEĞİMİZ FISTIKÇILIKTA

Ayhan Mergen

Gerçeği masallarda olduğu gibi, Kaf Dağının arkasında aramanın hiç gereği yok ve böyle bir şeyi yapmak il olarak bize emek ve  zaman kaybından başka bir şey değildir. Bu ilin toprağı, bu ilin florası fıstıkçılığa uygun. Bu ülkenin insanı da fıstığı biliyor, seviyor  ve hatta adına türkülerde yakmış.  Hatta, Arapça deyimde olduğu gibi “Imhebeti fike kıl hırtu iş de esemmi ki” Yani Türkçesi ” sevgim sendedir. Bundan dolayı sana ne ad vereceğimi bilemiyorum” demiş ve ona yeşil altın adını uygun görmüş.

Evet, Siirt’in geleceği yeşil altındadır. Tıpkı Çukurova da beyaz altın ve pamukta olduğu gibi. Bizim yapacağımız şey fıstığa gereken önemi vermek ve tekrar bu alanda bir büyük bir proje uygulamaktır. Büyük umut vaat edecek dev bir proje. Tıpkı 2000'li yılların başındaki projede olduğu gibi. Halkı saracak, heyecan uyandıracak ve geleceğin zenginlerini temin edecek bir proje.

2000'li yıllarda Vali Nuri Okutan’ın adeta olmazı olduran dev projesi döneminde bugünün ekonomisinin de temelleri atılmıştı. O yıllarda Siirt’in hemen her tarafında bir arayış, bir heyecan başlamıştı. Uygun olan her yerin etrafı demir dikmelerle sağlamlaştırılmış, tel örgülerle çevriliyor ve fıstık fidanları daha doğru deyimiyle çöğürleri dikiliyordu.

Üç yıl gibi kısa bir sürede fıstık ağacı sayısı  1 milyon 100 binden 5 milyon 900 bine ulaşmıştı. O dönemlerde arazisine 10, 20 hatta 50 veya 100 bin fidan diken birçok hemşerimiz oldu. Bugün onların arazilerinin bedelini bile tespit etmek çok zor. Allah bol verimli yıllar, bol  kazançlar nasip etsin ancak, bunlara yenilerini eklemek gerekiyor. Bunun içinde bu konuyu sürekli gündemde tutmak ve eğitim ile bilinçlendirme çalışmalarına ağırlık vermek gerekiyor.

Bu açıdan baktığımızda fıstıkçılık alanında atılan her adımı desteklemek gerekiyor. Son günlerde Tarım ve Orman İl Müdürlüğünün çalışmaları da bu açıdan desteklenmesi gereken çalışmalardan. Bu  müdürlüğün kurduğu fıstıkçılık birimi, gerçekten takdire şayan bir çalışmadır ve bu birim çalışmaları ile bütün üreticilere bire bir ulaşmaya çalışırken, üreticilere de sanırım önemli bir görev düşüyor. Çünkü bizde geleneksel bir tutuculuk var. Atadan, babadan kalma ne öğrenmişsek tek doğrunun o olduğuna inanıyor ve beynimizi yeni bilgiler karşısında biraz kapalı tutuyoruz. Elbette atadan, dededen kalma bilgilerimizin hepsini bir kalemde yanlış diyerek atamayız ama aynı şekilde hepsi de doğrudur diyemeyiz.

Bilim ve teknolojide baş döndürecek hızlı gelişmelerin olduğunu ve bundan tarım sektörünün de nasibini aldığını unutmadan fıstıkçılık birimi yetkilileri başta olmak üzere Üniversitemizin Ziraat Fakültesi öğretim üyelerinin bilgilerinden yararlanmaya bakalım. Fıstıkçılıktan daha iyi verim alabilmek ve bu alanda daha çok gür sesle varız diyebilmek için bunu yapmak zorundayız.

Yazarın Diğer Yazıları