Her yıl Ramazan ayını idrak ettiğimizde dilim döndüğü oranda geçmiş yıllarda bu mübarek ayı idrak ederken yaşadığımız o gelenek ve görenekleri ele almaya çalışıyorum.
Son iki yılın Ramazan aylarını coronavirüsün etkisi altında geçirmemizden dolayı geçmiş yıllardaki Ramazan aylarının heyecan ve tadını bulamıyoruz.
Ramazan denilince sanırım belirli bir yaşın üstündeki her Siirtlinin aklına iki şey gelir.. Biri Ramazan ayından bir gün önce akşama yakın saatlerde mahallelerin meydanlarında yakılan Melede ateşi, diğeri ise ilk oruç, İlk oruç törenlerini bugün birçok aile uygulamıyor olsa da yaşayanlar unutamıyor.
İsterseniz şöyle bir hatırlayalım; Ramazan başladığında 5-6 yaşlarında çocukları olan ailelerde, tatlı bir telaş, bir heyecan, bir merak başlardı.. Çocuğumuza bu Ramazan ayında oruç tutturabilecek miyiz diye bütün aile bireyleri merak ederdi.. Kendi aralarında yaptıkları sohbetlerde hep bunu konuşurlardı.. Hatta günler öncesinden çocukla da konuşarak ne kadar büyük bir iş yapacağını hayır kazanacağını anlatarak, onu motive etmeye çalışırlardı.
Ramazan başladığında hangi gün oruç tutturalım diye kararlaştırılır ve ona göre hazırlık yapılırdı.. Çocuğun oruç tutacağı gün mutlaka sahura kaldırılır.. Gündüzde çocuk uyanmasın diye mümkün olduğu kadar sessiz davranılır, gürültü çıkarılmamaya çalışılırdı.
Esas ilgi ve tören çocuk uyandığı andan itibaren başlardı.. Daha yetişkin bir çocuk sabah saatlerinden itibaren çocukla ilgilenir adeta onu gölge gibi takip ederdi.. Bununla da yetinilmez ağabeyler, ablalar, anneanneler, babaanneler kısacası aile büyükleri sürekli çocukla ilgilenir, hikaye ve masallar anlatır, onunla oyunlar oynar, onun sorduğu sorulara cevap verilerek oyalamaya çalışılırdı.. Aynı zamanda bir şey yemesin diye de gözetim altında tutulurdu.
Buna bazen durumları uygun yani evleri yakın ve boş zamanları olan hala ve teyzelerle bunların çocukları da bu oyalama kervanına katılır, aileye bireylerine yardımcı olurlardı.
Evin içinde oynanan oyunlar çocuğu oyalamaya yetmediği zaman ev gezmeleri faslı başlardı.. Evleri yakın olan akrabaların veya komşuların evlerine götürülür ve o gün oruç için niyetli olduğu anlatılırdı. Gidilen her evden ailenin maddi durumunun el verdiği oranda mutlaka bir hediye de alınırdı.Bu ailenin yakınlık ve maddi durumuna göre bir gömlek, kazak ,çorap ya da biraz kuruyemiş olabiliyordu.
Yarın da bu konuyu ele almaya devam edeceğiz.