Geçmiş yıllarda idrak ettiğimiz Ramazan aylarındaki gelenek ve göreneklerimize değinmeye devam ediyoruz.. Dün başladığımız çocuğa tutturulan ilk oruçla ilgili gelenekleri anlatmayı bugünde sürdürüyoruz.
Mevsimine göre, biraz da sokaklarda oyunlar oynatıldıktan sonra eğer bir kaza olmadan, yani oruç tutan çocuk halen orucunu bozmamışsa akşama doğru hazırlıklar hızlanır.. Bazen çocuk dayanamaz gün ortasında huysuzlanır ve mutlaka yemek isterdi.. O durumlarda çocuğun oruç tutma işlemi bir başka güne ertelenirdi.. Bazen bu işlem Ramazan ayı içerisinde bir kaç kez tekrarlanırdı.. Ama hemen şunu belirtelim, böyle durumlarda kesinlikle kızılmaz ve azarlanmazdı ve bu durum büyük bir hoşgörü ile karşılanırdı.
Bu arada evin büyükleri ve özellikle yaşlı bayanları, oruçlu olan o çocuğu birkaç adımda olsa sırtlarında taşımaya gayret ederlerdi.. Bunu yaptıkları takdirde büyük bir sevap kanacakları gibi, genelde o yaşlarda çekilen sırt ağrılarının da gideceğine inanırlardı.
Akşam ezanına doğru evin oturma odası veya uygun bir yerinde yere ya bir yaygı serilir ya da büyükçe bir tepsi konulur.. Oruç tutan çocuk, o yaygı veya tepsiye oturtulur.. Akşam ezanı ile birlikte bütün aile bireylerinin hazır bulunduğu bir ortamda daha önce hazırlanan fıstık, badem içi, kuru üzüm, kuru incir ve diğer kuruyemişlerle şeker ve çikolata gibi gıdalar başından aşağı dökülürdü.
Tam o esnada da akşam ezanı okunduğu için çocuğa başından aşağı dökülen o gıdalardan istediğini yiyebileceği söylenirdi.. Burada zamanlamaya çok dikkat edilirdi.. Çünkü kuruyemişler erken döküldüğünde doğal olarak gün boyu aç kalan çocuğun hemen alıp yeme tehlikesi söz konusu olurdu.
Çocuğun başına dökülen bu kuruyemişlerden aile bireyleri de tattıktan ve hatta kendilerine de belirli bir pay ayrıldıktan sonra kâğıttan yeteri kadar yapılır, bu kuruyemişler iyice karıştırıldıktan sonra bu külahlara doldurulur ve komşularla yakın akrabalara gönderilirdi.. Özellikle çocuğa hediye gönderen aileler mutlak surette unutulmazlardı.. Daha sonra hediyeleri verme sırası aile bireylerine gelirdi.. Aile bireyleri de oruç tuttuğu için daha önceden hazırladıkları hediyeleri çocuğa vererek tören sona erdirilirdi.
Melede ateşini bu belki yakamayız ama gelin şimdiki zamanlarda da bu heyecanı, bu mutluluğu çocuklarımıza, torunlarımıza yaşatalım.. Onların belleklerinde unutulmayacak tatlı birer hatıra bırakalım.. Unutmayalım ki bunu çok rahat bir şekilde yapabiliriz.