Ayhan Mergen

GEÇMİŞ DÖNEMLERDE YAŞAM VE UZUN KIŞ GECELERİ (1)

Ayhan Mergen

Geçmiş dönemlerde yaşam nasıldı ve özellikle uzun kış geceleri nasıl geçerdi? Dilerseniz şöyle yaşları 50’nin üzerinde olanlar için bir nostalji, yeni nesil için de anne ve babalarının bu geceleri nasıl değerlendirdikleri konusunda bilgilendirme yapalım.

Esas konuya girmeden önce, o yılların evlerinden ve aile yapılarından da bahsetmek gerekir. Ataerkil bir aile yapısı vardı ve her evde her biri evli birkaç kardeş yaşardı. Her evdeki birey sayısı minimum 9-10 civarındaydı. Bazı ailelerde bu sayı 20’leri bile aşıyordu. Halk deyimiyle tek tencereden yemekler yeniliyordu. Genellikle evin erkekleri bir yer sofrasında kadınlarda bir başka sofrada yemeklerini yerlerdi.

Akşam yemeklerine akşam ezanıyla birlikte başlanırdı. Çünkü evin erkekleri akşam hava kararmadan eve gelmeyi tercih ederlerdi. O dönemlerde halkın önemli bir bölümü ya çiftçi ya da esnaftı. Esnaflar ikindi namazından yaklaşık bir saat sonra kepenklerini kapatırlardı. Çiftçilikle uğraşanlar ise o saatlerde tarla ve bahçelerdeki işlerini tamamlarlardı. Zaten kış mevsiminde olunması nedeniyle pek tarla bahçe işi olmaz, sadece bostan işiyle uğraşanların biraz uğraşı olurdu.

Bu nedenle akşam yemekleri erken yenilirdi. Yemekler, sohbetlerde günümüzün oturma odası olarak nitelendirebileceğimiz bir oda da yapılırdı. Yemekler yenildikten sonra evin hanımları ve genç kızları sofrayı kaldırırlardı.

O dönemle ilgili olarak hatırlatmak gereken birkaç nokta daha var. Yaklaşık 70 yıl öncesine kadar Siirt’e elektrik, jeneratörlerden verilebiliyordu ve bu nedenle gündüzleri kente elektrik verilemiyordu. Hava kararmaya başladığı zaman jeneratör faaliyete geçiyor ve gece yarısına doğru tekrar kapatılıyordu. 1957 yılında Botan Hidroelektrik santralinin devreye girmesi ile birlikte kent gün boyu elektriğe kavuşabildi. Ancak bu kavuşma ulusal enterkonnektif şebeke ağı, yani bütün ülkenin elektrik şebekesi birbirine bağlanıncaya kadar pek sağlıklı değildi. Çoğu geceler bir değil, birkaç defa elektrik kesintisi oluyordu ve bu kesintiler bazen gece boyu devam ediyordu.

Yine o yıllarda kırsal kesimde yaşayan kesim çok daha fazlaydı. Bu nedenle esnafın can kemiği, köyünden ve mezrasından kente gelerek ürününü satan ve ihtiyaçlarını gören köylülerdi. Köylüler, sabah namazından önce yola çıkarak kestikleri odunları, yoğurtları sebze ve meyveleri kent merkezine getirirlerdi. Motorlu araçlar olmadığı için hepsi ya yayan ya da hayvan sırtında gelirlerdi. Bir çoğu güneşin ilk ışınları ile birlikte kent merkezinde olurdu. Bundan dolayı esnafta işyerlerini erken saatlerde açarlardı. Esnafın çok önemli bir bölümü sabah namazını camide cemaatle eda ettikten sonra işyerlerini açarlardı.

Bu konuyu yarınki sayımızda ele almaya devam edeceğiz.

Yazarın Diğer Yazıları