Hepimiz ah o eski Ramazanlar diye iç geçirir ve o mübarek günleri özlemle anarız.. Ama sınırım bu bizim çağımıza özgü bir şey değil.. İnsanoğlu yaratıldığı günden bu yana hep eskiyi özemle anar.. Bu nedenle bizlerin eski Ramazanları özlüyor olmamızı doğal karşılamak gerekiyor.
Eski Ramazanlar deyince aklımıza ne geliyor?
Ramazan davulcusu geliyor.. Özellikle çalar saatlerin olmadığı dönemlerde sokak-sokak gezerek bizleri sahura kaldıran davulcular.. Aynı zamanda çocukların da en büyük eğlencesi.. Bir de anne ve babalarından davulcu geldiği zaman kendilerini uyandırmalarını isteyen ve uyandıkları zaman pencerelerden davulcuyu seyreden çocuklar geliyor.
Eski Ramazanlar deyince akla ne geliyor?
Ramazan deyince akla “kısmeler” geliyor.. Ramazandan bir gün önce ve Kadir Gecesi varlıklı ailelerin ekmek, helva ve mevsim meyvelerinden 50-60 tanesini mahallenin yoksulları ile mezarlığa giden dilencilere dağıtmaları geliyor.
Eski Ramazanlar deyince akla ne geliyor?
Her akşamüstü iftara yakın saatte mahallenin varlıklı ailelerinin evlerinden yoksulların evlerine doğru tepsilerde gönderilmeye başlanan “ aşatıl ımmat,” yani ölülerin yemek payı ile yine mahallenin camisinde ilim tahsili yapan medrese öğrencilerine gönderilen “ratop” geliyor.
Eski Ramazanlar deyince akla ne geliyor?
Hep birlikte kılınan teravih namazları ve namaz aralarında sanki yıllar boyu birlikte çalışmış bir koro gibi aynı ahenkle okunan zikirler ve zikirlerin insan ruhunun en derinliklerine kadar yayılan o huzur geliyor.
Eski Ramazanlar deyince akla ne geliyor?
Eski Ramazanlar deyince akla sahur vaktinde cami minarelerinin şerefelerinden def eşliğinde okunan ve “Tabor” olarak adlandırılan ilahiler geliyor.. Şeyh Halef Camiinde Melle Harun, Babudarp Camiinde de Melle Reşit akla geliyor.
Eski Ramazanlar deyince akla ne geliyor?
Huzur geliyor, güzellikler geliyor, empati ve nefis muhasebesi yapma geliyor, yardımlaşma ve dayanışma geliyor.