Siirt her geçen yıl sahip olduğu değerlerine yeni değerler katacağına, elinde olanları da kaybediyor. Bunların başında her geçen yıl bir bir kaybolan el sanatlarımız geliyor.
Kaybolan el sanatlarının başında bakırcılık geliyor. Oysa Siirt 6000 yıldan beri bakırı biliyor ve işliyor. Şirvan bakır maden ocağının milattan bu yana işletilmekte olduğu biliniyor.
Bu süreçte bakırdan adeta sanat eseri ürünler, mutfak süs eşyaları üretildi.
Üretilen bu ürünler Siirt ili merkezinin yanı sıra çok geniş bir coğrafya da tercih ediliyordu. O dönemlerde plastik ve benzeri kimyasal ham madde ve çinko olmadığı göz önünde bulundurulduğunda bakıra olan talepten öte zorunluluk göz önüne çıkar.
Bu sanat eserlerine şu günlerde gerekli bakımı yapıldıktan sonra Batman Müzesine teslim edilen Siirt Ulu Camii alemini gösterebiliriz.
Yaklaşık iki metre uzunluğunda ki bu alem 757 yıl önce Şirvanlı bir usta tarafından yapılmış.
Bakırcı ustaları, tas, tabak, leğen, sini, mangal, banyo termosifonu kazan, ibrik, güğüm ve perde pilav tenceresi olmak üzere onlarca çeşit mutfak eşyası üretiliyordu.
Bakırcı ustaları Tillo Caddesi ile Helvacılar Çarşısı arasında kalan bir yerde ki kendilerine ait çarşıda üretim yapıyorlardı.
30 aşkın iş yerinin bulunduğu bu çarşı yaklaşık olarak 50 yıl öncesine kadar çok aktif bir şekildeydi. Çarşı esnafı pazar yerine cuma günleri tatil yaparlardı.
Çarşıya girdiğiniz de tahta çekiçlerle bakırı döverken çıkardığı ahenkli sese doyum olmazdı. Kulağa bir melodi gibi gelirdi.
Zaman içerisinde bakıra olan talep azaldı. İnsanlar daha değişik malzemelerden üretilmiş ürünleri tercih etmeye başladılar.
Bu nedenle günümüzde bu çarşıdan çok söz etmek pek mümkün değil. Kala kala iki esnaf kaldı. Onlarda talep gördüğü için yalnızca perde pilav tenceresi üretimi yapıyorlar.
Allah uzun ömür versin ama bunlardan sonra Siirt’te bakırcılıktan söz etmek mümkün olmayacaktır.