Milli Eğitimde son dönemlerde iyi niyet ve gayretin sonucu olarak arayış ve çalışmalar aralıksız bir şekilde sürüyor. Dört aydan beri Siirt’te görev yapan Milli Eğitim Müdürü Deniz Edip, “eğitimde söylemden eyleme geçiş dönemi başladı” diyerek kurmayları ile birlikte basın mensuplarını bir araya getirerek yaptıkları ve yapmayı planladıkları çalışmalar hakkında bilgi verdi ve destek istedi.
Elbette ki toplumumuzun geleceğini oluşturan eğitim gibi önemli bir alanda bırakın basın mensuplarını, hiçbir vatandaşın duyarsız kalması ve bu alanda yapılacak çalışmaları desteklememesi beklenemez ve bu nedenle ben inanıyorum ki başlatılan çalışmalar biraz ilerler ve tabiri caizse ete kemiğe bürünür hale gelirse toplumun her kesiminden gereken desteği alacaklardır.
Milli Eğitim Müdürü Edip ve kurmaylarının düzenledikleri birinci yarı yıl (aslında artık buna ikinci yarı yıl demek daha doğru bir söylem olacak. Çünkü Kasım ayında da bir haftalık ara verildi) değerlendirme toplantısında yürüttükleri çalışmalar hakkında bilgi verdi ve bu bilgileri gerçekleştirildikleri zamanlarda sizlerle paylaştığım için tekrar buraya almanın gereği yok. Onların yerine bundan sonraki hedeflerini ele alalım.
Öncelikli hedef akademik kariyerdeki bir anlamda yüz kızartıcı yerimizi düzeltmek. Ekonomik sosyal ve kültürel açılar başta olmak üzere her açıdan bizden çok geride birçok il olmasına rağmen 81 il arasında 79. sırada olmamızı hiçbir mazeretle kapatamayız. Burada hedefin sıralamada daha aşağılara inmek olduğu belirtildi, ancak nokta belirtilmedi. Yani yıllar itibariyle sıralamada kaçıncı sıraya geleceğimiz açıklanmadı. Fakat buna rağmen böyle bir hedefin daha belirlenmesi bir hastalığın bir arızanın kabul edildiği anlamını taşıyor ve bunu kabul eden bir kurumun bu yönde çalışma yapmaması beklenemez.
Yeni okul binası yapımı yerine artık ekonomik kullanım ömürlerini çoktan yitirmiş okul binalarının yıktırılarak yerlerine yenilerinin yapılması kararı alkışlanacak bir karardır. İlk olarak Endüstri Meslek Lisesinden başlanacak olması da doğrudur. Yine varoş okulları olarak adlandırdığımız çevre mahallelerindeki okullarda verilen eğitimin kalitesinin yükseltilmesi amacıyla bu okullara tasarım atölyeleri ve Z kütüphaneler kurularak pozitif ayırımcılık yapılması da doğru bir karardır.
Ancak burada benim eğitimin komplike bir olgu olduğundan hareketle bir çekincem var. Eğitimin başarılı olabilmesi için, bina ve diğer fiziki ihtiyaçlar öğrenci, öğretmen ve veli üçlüsünün ardından geliyor. Çünkü bu üçlü arzulu ve bilinçli olduklarında el birliğiyle diğer eksiklikleri kapatırlar. Veli açısından baktığımızda kenar mahallelerde oturan vatandaşlarımızın ekonomik ve sosyal durumları belli. Buna bir de çoğu çeşitli mazeretler öne sürerek ilk defa kent merkezinde göreve başlamış ve nispeten deneyimsiz öğretmenler eklendiğinde durum biraz daha zorlaşıyor. Bu nedenle âcizane bir önerim beceri tasarım atölyeleri ve Z kütüphane gibi fiziki mekanların yanı sıra buralarda görev yapan öğretmenlerin hizmet içi ve motivasyonları da büyük bir önem taşımaktadır.
Umarım eğitim yöneticilerimiz bu konuyu da ihmal etmezler.