Ayhan Mergen

DOĞAYI VE DİĞER CANLILARI KORUYALIM

Ayhan Mergen

İnsanoğlu uzun asırlar boyunca içinde yaşadığı dünyanın değerini bilemedi ve elinden geldiği kadar tahribat etmekten çekinmedi.. Bir mirasyedi hovardalığı ile hareket ederek doğanın dengesini bozdu.

Bu kapsamda dünyayı bizimle paylaşan diğer canlılara karşı da aynı haşin tavrı sürdürdü.. Hayvanların yaşamlarını sürdürdükleri alanlar bir-bir yok edildi ve onlara yaşam alanı bırakılmadı.. Hamile mi, genç mi hiç bakılmadan hayvanlar öldürüldü.. Hatta bazı sadistlerin hayvanları zevkleri için öldürdüklerine da tanık olundu.

Aynı durum Siirt’te de geçerli.. Hem de aşırı ve haşin bir şekilde.. Bir kaç asır öncesine kadar balta girmemiş olan ormanların ortasında olan Siirt, bugün yeşile hasret konumda.. Siirt’ten çıktığınız anda ilk etapta gözünüze ilişen ve dikkatinizi çeken şey çorak araziler, kel kalmış tepelerdir. Bu kapsamda ilimize özgü birçok endemik bitki ile sebze ve meyve türlerini de bir-bir kaybettik.

Aynı durum hayvanlar içinde geçerli.. Anadolu Kaplanı başta olmak üzere ilimiz çevresinde yaşamlarını sürdüren birçok yabani hayvandan bugün söz etmek mümkün değil.. Hayvanlara yönelik katliamın en güzel örneğini, ötüşleriyle insanı mest eden kekliklerde görüyoruz.

40-50 yıl öncesine kadar il dışına adım attığınız anda keklik sürülerini görmek mümkündü.. Hatta rahmetli Metin Arıtürk abim her zaman bir kış mevsiminde keklik sürülerinin Siirt Lisesi bahçesine konduklarını anlatırdı.

Ben o sahneyi görmedim.. İl merkezi üzerinde uçuşan keklik ve güvercinleri çok gördüm.. Hatta o zamanlar Siirt’in en işlek çarşıları olan Sokul Meşayih ile Rasıl Fokani de bakkallar her gün ayaklarından bağlanarak ipe dizilmiş keklikleri dün gibi hatırlarım.. O dönemde her gün il merkezine yüzlerce keklik getirildi.. Tuzak kurarak canlı olarak yakalananlarda oluyordu.

Botan Çayında yakalanan 80 -100 kg. ağırlığındaki dev balıkların da nesli tükeniyor.. Her yıl avlanan balık sayısının azalması bunun göstergesi.

Sonuçta bugüne geldik.. Artık yakın çevremizde ne bir keklik ne de bir güvercin kaldı.. Hatta çocukluk yıllarımızda bize kutsal oldukları bilinci aşılanan göçmen kuşlar olan kırlangıçlar da bizleri terk etti.. Daha doğrusu onları küstürttük, kaçırttık. Olan olmuş bari bundan sonra duyarlı davranalım.. Kaçak avlanma yapmayalım ve doğayı kirletmeyelim.

Yazarın Diğer Yazıları