Ayhan Mergen

DEPREM GÜNDEMDE

Ayhan Mergen

Bizler, toplum olarak sözlü yapılan uyarılara hiç kulak asmayız ve bizzat yaşadığımız uyarı niteliğindeki tehlikeler dahi bizleri çok fazla bir süre etkilemez. Durumuna göre birkaç dakika bir kaç arayış içerisine girer ve kendimize göre o tehlikeye karşı bir önlem alırız. Çoğu palyatif olan bu önlemlerin ardından da her şeyi unuturuz.

İstanbul’da yaşanan 5.8 şiddetindeki depremin ardından söylenenler ve alınan önlemler tam da bunları anlatıyor. Bilim adamları, televizyonlarda ve sempozyumlarda  bu konuyu saatlerce tartıştılar, anlattılar ve yapılabilecekleri bir-bir söylediler. Yetkililer bu gidişe mutlaka bir son verileceğini ve artık depreme dayanıklı yapıların yapımına başlanacağını ve depreme dayanıksız yapılan yapıların yıktırılarak kentsel dönüşüm çalışmaları kapsamında yeniden inşa edileceklerini beyan ettiler.

Ancak, aradan bir ayı aşkın zaman geçmesine  rağmen  şu ana kadar ülke genelinde atılan tek somut çalışma ise olası deprem olayında vatandaşların toplanabilecekleri alanları belirlemek oldu. Daha doğru bir deyimle zaten mevzuat gereği daha önce belirlenmiş olan bu alanların tekrar gözden geçirilmesi ve vatandaşlara duyurulması oldu.

Siirt’te de ilgili iki kurum; Siirt Belediyesi ve İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü uzmanları tarafından bir çalışma gerçekleştirildi. İl merkezinde bütün mahallelere hitap edecek şekilde 22 toplanma merkezinin belirlendiği vatandaşlara duyuruldu. Güzel bir çalışma.. Allah bu memlekete depremi yaşatmasın ve o toplanma alanlarına gitmeyi nasip etmesin.

Ancak, bu çalışma ile birlikte hatta bu çalışmadan önce alınması gereken esas önlem, binaların mevzuata uygun olarak yapılıp yapılmadığı ve yine mevzuata uygun olarak kullanılıp kullanılmadığı hususudur. Son 35-40 yılda yapılan binaların büyük bir çoğunluğunun depreme dayanıksız olarak inşa edildiği belirtiliyor. Depreme dayanıklılık testi yapılan birçok kamu kurumunun da tehlikeli çıkması bu endişeleri pekiştiriyor.Bu konuda genel bir tarama yapılması ve gerçekten tehlike arz eden binaların, maddi ve manevi bedeli ne olursa olsun boşaltılması gerekiyor.Çünkü insan hayatı her şeyden daha değerlidir.

Bir de binaların mevzuata uygun olarak kullanılıp kullanılmadığı hususu var. Bina depreme dayanıklı olsa bile, mevzuatta belirtilen sığınak gibi alanlara sahip olması gerekiyor. Ama gelin görün ki,  ilimizdeki apartmanların tamamına yakınında sığınak yok. Projede binanın planında sığınak olarak gösterilen alanlar ya kalorifer dairesidir ya da konut haline dönüştürülmüştür. Hatta, işyeri olarak dahi kullanılanı da vardır.

Özetle, toplanma merkezleri ile birlikte bu ve benzeri konulara da el atılmasında büyük yarar var.

Yazarın Diğer Yazıları