Ayhan Mergen

DAVACIYIM (2)

Ayhan Mergen

Geçtiğimiz hafta

"DAVACIYIM"

başlığı altında ilimizdeki tarihi eserleri koruyamadığımızdan veya koruyoruz diyerek çok garip restorasyon çalışmaları gerçekleştirerek asıllarından çok daha başka görünümlere soktuğumuzdan dem vurmuştum. Arzu edenler bu yazıyı

www.siirtgazetesi.com.tr

internet sitemizden bulup okuyabilirler.

Buna da  çeşitli örnekler vermiş ve özellikle son dönemlerde restorasyonları tamamlanan Şeyh Muhammed El Münkedir ile Cumhuriyet Camilerini örnek olarak göstermiştim. Tabii ki bu konuda yapılan tarih katliamlarına  verilecek örnekler çok. Ancak bu iki camimizin restorasyonları yeni tamamlandığı için örnek olarak onları seçmiştim. Yoksa detaylı bir şekilde örnekler vermek gerekirse onlarca örnek verilebilir.

Gerçekten ilimizde en azından benim gözlemleyebildiğim kadarıyla restorasyon çalışmaları eserlerin  aslına uygun olarak yapılmıyor. Çoğu, yapmış olmak için yapılıyor ve denetimden çok uzak bir şekilde gerçekleştiriliyor. Durum böyle olunca da ortaya gerçekten garabet olarak nitelendirilebilecek ruhsuz eserler çıkıyor. Asırların birikimi sonucu olmuş ata yadigarı olan eserlerin bu hale gelmesine insanın gönlü razı olmuyor.

Yazı sosyal medyada çok büyük yankı buldu ve bu konuda çok sayıda mesaj ve telefon aldım. Görüşlerimi paylaştıklarını ve hatta daha fazlasını yazmamı isteyen okurlarım oldu. Gelen telefonlardan bir tanesi de ülkemizde bu alanda en yetkin isimlerden biri ve adeta bu konuya bir ömür adamış olan çok değerli hocam ÇEKÜL Vakfı başkanı Prof. Dr. Metin Sözen oldu.

Kendisi daha önce Siirt’e defalarca gidip gelmiş birisi. Uzun yıllar Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığını da yapmış olan Metin Hocam sanırım ilimizi ilk ziyaretini  ben daha doğmadan 1957 yılında genç bir mimar olarak gerçekleştirmiş ve Ulu Camiinde çalışma yapmış. Kaç defa gidip geldiğini bilmiyorum ama yalnız ben onunla Siirt’teki tarihi  eserleri üç kez gezme imkanı buldum. Metin Hocam yazıyı okuduktan sonra sağ olsunlar telefon açıp onurlandırdılar. Bu konu üzerine uzun uzun dertleştik. Bu duyarlılığından ve bana bu konuda yalnız olmadığımı hissettirdiklerinden dolayı kendisine şükran ve teşekkürlerimi arz ederim.

Bu ilgi ve durumdan muzdarip olanın yalnız ben olmadığım sonucu ortaya çıkıyor. Sanırım memleketine aşık, biraz da tarih sevgisi olan herkes bu durumdan şikayetçi. Umarım bu ilgi bir sonuç getirir ve başta ilgililer olmak üzere herkeste bu bilinç oluşur.

Yazarın Diğer Yazıları