Siirt toprakları üzerinde 20’nin üzerinde baraj ve hidroelektrik santralinin yapımı planlanıyor.. Botan Çayı ve kolları üzerinde kurulacak olan bu baraj ve hidroelektrik santrallerinin bir bölümü biterken bazılarının inşaatları ise devam ediyor.. Bunların tümü tamamlandığında Siirt ‘imiz adeta dört bir tarafı sularla kaplı bir ada haline gelecektir.
Bu göletlerin kaplayacağı alan Van Gölünün yarısı kadar bir alan olacaktır.. Gerçekten adeta bir deniz olacak.. Bu denizi gözünüzün önüne getirin ve buna Siirt’in 45 dereceleri bulan aşırı sıcağının insanları nasıl bir ruh haline sürüklediğini ve adeta çöldeki bir insanın vahaya doğru koşması gibi onları serin sulara doğru çektiğini ekleyin.. Bunlara bir de il genelinde yüzme havuzlarının sayı ve hacim olarak yetersizliklerini de eklemeyi unutmayın.
Bütün bunları bir araya getirdiğinizde doğal olarak insanların yazın serinlemek için tek seçenekleri akarsular ve göletler oluyor.. Özellikle hafta sonları akarsuların ve göletlerin kıyıları lebaleb doluyor.. Binlerce insan sularda serinlemeye çalışıyor.. Bu durum doğal olarak istenmeyen olaylara, yani boğulmalara da neden olabiliyor.. Her yaz mevsiminde hepimizi üzen boğulma vakaları yaşanıyor.
Ancak sorun burada başlıyor.. Boğulma olayına Siirt’te müdahale edebilecek bir dalgıç ekibi yok.. Boğulma olaylarına çevre illerden Bitlis, Van, Elazığ ve Diyarbakır illerinden dalgıç ekipleri davet ediliyor ve bunların Siirt’e gelişleri saatler sürüyor.. Aileler; gözleri yaşlı, acılı bir bekleyiş içerisinde çaresiz bir şekilde dalgıç ekiplerinin yolunu gözlüyorlar.
Geçtiğimiz aylarda da değinmiştim, artık Siirt’in bir dalgıç ekibine ihtiyacı var.. Bunu temin etmek çok zor değil.. Biraz gayret, biraz girişim Siirt’e bir dalgıç ekibini kazandırır ve bizi bu eksikten kurtarmış olur.