Çocuk yıllarımın yani 1960 yılların ortalarında her gün karşılaştığımız seyyar satıcıları anlatmaya devam ediyoruz.
Çarşıda da seyyar satıcılar vardı. Sabah erken saatlerde Cumhuriyet Caddesinin Helvacılar Çarşısı girişine koyduğu mangalın üzerine koyduğu güğümdeki salebi yarım ekmekle satmaya çalışan satıcı unutamadıklarımın arasında yer alıyor.
Kış mevsiminde haşlanmış nohutları bardakla ölçerek sıcak sıcak tuzlayıp satanlar vardı. Bunlar özellikle geceleri çayhane ve kahvehaneleri dolaşarak satış yaparlardı.
Yaz aylarında kavurucu sıcağın etkisini azaltan, insanı ferahlatan dondurmayı bir sırığın iki ucuna bağladıkları küçük, .sıcağa karşı izolasyonlu fıçılarda dondurma satan esnaf vardı. Bunlar öğle saatlerinden akşam saatlerine kadar sokak sokak okudukları maniler ve tekerlemeler eşliğinde satan seyyar dondurmaları unutmamak gerekiyor.
Esans ve güzel koku satanlar vardı. İl dışından gelen bu kişiler, üç ayak üzerine monte edilmiş camekanlı tahta küçük kutuda satarlardı. Yılda 5-6 defa ve genelde birkaç kişilik gruplar halinde gelen bu seyyar satıcılar daha cami önlerini mekan tutarlardı.
Bunların dışında yine zaman zaman il dışından gelerek, kalem, not defteri, çakmak teşbih ve benzeri şeyler satan seyyar satıcılar oluyordu.
Hatta bunlardan çok ilginç şeyler satanlar da çıkıyor. Örneğin yaprakları suya değdiği an köpüren ve sabun görevini gören küçük blok satanları gördüm.
İl dışından gelen bu satıcı elindeki kalemle blok notun bir sayfasına yazdığı yazıları gösterdikten sonra yaprağı koparıp, avucunun içine koyarak yanında bulundurduğu ibrikten su dökerek ellerini yıkardı.
Konuyu ele almaya devam edeceğiz.