On bir ayın sultanı geldi.. Kısa olan insan ömründe bir kez daha bu manevi hazzı tadacağız. Ancak bu kez biraz buruk bir Ramazan ve birçok hazdan mahrum olacağımız bir Ramazan. Coronavirüs salgınının bütün gücüyle dünyayı kasıp kavurduğu bir dönemde gelen bir Ramazan ve bu nedenle bu mübarek ayın birçok güzelliği yaşanmadan gelip geçecek.
Melede ateşini yakmaktan mahrum kaldık demeyeceğim.. Zaten yaklaşık 40 yıldan bu yana bu güzellikten mahrumuz. Son 3 yıl hariç belediyelerimizin 2003 yılından itibaren başlattıkları sembolik melede ateşi de pek bir işlev görmedi. O hazzı ve o zevki veremedi. Bundan da ötesi protokolün iştirak ettiği klasik bir tören oldu. Vatandaş o güzelliğin içine çekilemedi. Çekilmesi de zaten pek mümkün değildi. Çünkü melede ateşi yalnızca arife günü yaklaşık bir saat kadar süren bir etkinlikten çok şey anlatıyordu.
Bir görev bölümü bir dayanışmayı içeriyordu. Çünkü haftalar öncesinden mahallelerin gençleri kendi aralarında görev bölümü yaparlardı. Melede ateşi için kim nereden çalı çırpı toplayacak, kim para toplama işinde görev alacak ve toplanan çalı çırpılar kimin tarafından muhafaza altına alınacak. Bunlar tek-tek belirlenir ve herkes üstlendiği görevi layıkıyla yerine getirirdi.
Melede ateşi hem bireylerin içinde bulundukları grubun içinde ve hem de diğer rakip gruplar yani diğer mahallelerin gençleri arasında tatlı bir rekabete sahne olurdu. Herkes kendi grubu içerisinde ön plana çıkmak ve genel planda grubunu öne çıkarmak için ter akıtırdı. Belediye personelinin temin ettiği ve kule haline getirdiği çalı çırpıları tutuşturmak bütün bunlardan mahrum kalmak demekti. Bundan dolayı belediyelerin organize ettiği melede ateşini tutuşturma geleneği pek tutmadı.
Melede’nin dışında mahrum kaldığımız bir başka zevkte Ramazan alışverişidir. Ramazan ayının başlamasından bir hafta on gün öncesinden itibaren çarşı pazarda bir hareketlilik görülürdü. Oruçlu iken pek rahat alış veriş yapılamaması nedeniyle vatandaşlar alış verişlerini önceden yaparlardı. Bu yıl bundan da mahrumuz. Bu Ramazan ayı öncesinde gönlümüzce doya-doya bir alışveriş yapamıyoruz. Zorunlu alışverişlerimizi adeta kaçamak yaparcasına seri bir şekilde yapıp evlerimize çekiliyoruz.
Bu Ramazan ayında mahrum kaldığımız zevkler yalnız bunlarla sınırlı değil. Camilerde hep birlikte orucumuzu lokum, ekmek, bisküvi gibi aperatif şeylerle açıp namazımızı da cemaatle kıldıktan sonra evlerimize gitmekten mahrum kaldık. Çünkü camiler kapalı bu nedenle orucumuzu camide açamayacağımız gibi akşam namazını da cemaatle kılamayacağız.
Bu konuyu ele almaya bir sonraki yazımızda devam edeceğiz.