Meşhur bir örnektir. Ağaç kendisini kesen baltaya; “Ah ah keşke sapın benden olmasaydı” diye seslenirmiş.
Çok anlamlı bir mesaj içeren örnek. Arapçada da içerideki kurtçuk tanımlamasını yaparız.
Siirt’in geçmişten günümüze olan durumunu düşünüyorum. Yoğun bir işsizlik ve bu sorunun bir sonucu olarak gözyaşları içerisinde gerçekleşen göçler, bozuk ve hatta insan sağlığı ve hayatını tehlikeye atacak bir şekilde yapılan çok katlı yeşilden mahrum, güneş görmeyen binalar ve daha bir çok alanda yaşanan sorunlar.
Yaklaşık 100 yıllık bir süreçte çözüme kavuşturulamayan, hatta gittikçe içinden çıkılamaz hale gelen ve yenileri eklenen sorunlar.
Bu yüz yılık sürenin 50 yılı aşkın bir dönemi gözlemlerime, geri okuduklarıma ve büyüklerimden duyduklarıma dayanarak diyebilirim ki, Siirt’in bugün içinde bulunduğu ve hiçbirimizin hoşnut olmadığı durumunun müsebbibi, ağırlıklı olarak yine biz Siirtlileriz.
Bizim, bize ve memleketimize verdiğimiz zararlara ilişkin olarak değil onlarca, yüzlerce örnek vermek mümkün. Çok ayrıntıya girmeye gerek yok.
Birbirimizi çekiştirme huyumuz bile, tek başına yeterli bir örnek oluşturuyor.
Memleketimizde üretilen ürünler yerine, başka illerde üretilmiş daha kalitesiz ürünleri, daha pahalı fiyatlarla satın alma alışkanlığımız bir başka örneği oluşturuyor.
Son örneği bir soru oluştursun, kaçımız memleketimize karşı görevlerimizi tam anlamıyla yerine getiriyoruz?
Özetlemek gerekirse gerçeklerle yüzleşmenin zamanı geldi de geçiyor.
Elbette gerçeklerle yüzleşmek zordur. Elbette insan kabullenmek istemez. Elbette eften püften de olsa mazeretler üretmeye çalışır. Ama gerçeğin mutlaka ortaya çıkma gibi huyu vardır. O huy açığa çıktığı zaman biz sorunlarımızı çözmüş oluruz.