Biz nerede hata yapıyoruz? Evet biz Siirtliler olarak bir yerlerde hatalar yaptık.
Ama nerede hata yaptık? Bunlara cevap bulmaya çalışalım.
Çocukluk ve gençlik yıllarında Siirt'i, Mardin ve Şanlıurfa ile karşılaştırırdım.
Nüfus deseniz, her üç ilin nüfusu üç aşağı beş yukarı aynıydı.
Okuryazarlık ve eğitimle ilgili diğer donelerde birbirlerine paraleldi.
Sağlık verileri ve bu alanda yaşanan sorunlarda aynıydı.
Ekonomide de kalkınmışlık ve sanayileşme de birbirimizden farkımız yoktu.
Hatta spor da bile aynı düzeydeydik.
Ne olduysa 1990 yılında Batman ve Şırnak ‘ ın Kozluk , Beşiri ve Sason'la birlikte ilimizden ayrılması ile başladı.
Bu tarihten sonra biz mehter marşı gibi iki ileri bir geri giderken bu iki kent beşinci vitese takmış büyük bir hızla kalkınmaya başladılar.
İlk hatayı bu iki il ve üç ilçenin ayrılmasına demokratik tepkimizi ortaya koymamakla gerçekleştirdik.
Tarsus, İskenderun, Yüksekova ile diğer bazı ilçelerin il yapılması gündeme gelmesine rağmen bir türlü yapılmamaları üzerinde düşünmek gerekir.
Sanırım ikinci hatamızı 2003 yılından itibaren yaptık. Muhtar olamaz diye manşetler atılan sayın Erdoğan'a parlamentonun ve başbakanlığın yolunu açtık.
Ancak bu durumdan neredeyse hiç yararlanamadık. Pozitif bir ayrımcılık görmedik.
Bir anlamda istemeyi bilemedik. Burada günah her Siirt’e gelişinde sayın Erdoğan'ın etrafında adeta etten bir duvar ören küçük bir zümrenin. Bu hemşerilerimizin önemli bir bölümü kendi şahsi isteklerini dile getirebilmek için şehri güllük gülistanlık olarak arz ettiler. Halkın sesine kulak vermediler ve hiç bir sorunu iletmediler.
İkinci hata olarak bunu yaptık. Umarım üçüncü bir hatayı yapmaz ve tıpkı Mardin, Şanlıurfa ile Batman ve Şırnak gibi hızlı bir kalkınma trendine gireriz.