Sevsinler Siirt Sevdamızı başlıklı yazım büyük ilgi gördü ve son dönemlerde yazdığım makaleler arasında en çok okunan makale oldu.
Sosyal medyada yayınlandığı andan itibaren il içinden ve ülkemizin değişik yörelerinde yaşamlarını sürdüren çok sayıda hemşerimiz telefonla arayarak veya mesajlar atarak yazıda dile getirdiğim görüşlere bire bir katıldıklarını ifade ettiler.
Hepsine sonsuz teşekkürler.
Tekrar Siirt sevdamıza gelecek olursak, gerçekten ilginç ve her yönüyle incelenmeye değer, tuhaf bir sevda.
Adamın Siirt’te iş bulamadığı, ev bark sahibi yapamadığı oğlu kızı yok.
Adamın Siirt’te evirip çeviremeyeceği kadar sermayesi bulunmuyor,
Adamın kendisinin veya aile bireylerinden birinin büyük tıp merkezlerine yakın olmasını gerektiren bir hastalığı yok,
Bunlardan hiç biri olmadığı ve üstelik göç edeceği ilin ekstra masraflarını karşılayabilecek ek bir geliri olmadığı halde göç ediyor.
Bunların çoğunun kıt kanaat emekli maaşı ile geçinmek zorunda olmaları olayın bir başka yönünü oluşturuyor.
Göç ettikten sonra da ahlar ve vahlar başlıyor. Ah etmene gerek yok sevgili hemşerim, bak Siirt kucağını açmış seni bekliyor.
Siirt sevdamız yalnız göç eden hemşerilerimiz açısından değil, göç etmeyenler açısından da incelenmeye değer.
Eğri oturup doğru konuşalım; Biz Siirt’te yaşayanlar da bu kadim ve güzel şehre karşı olan görevlerimizi yerine getirmiyoruz.
Ya da kaçımız gerçek anlamda yerine getiriyor?
Halen burada yaşayanların önemli bir bölümünün bilinçaltında bir gün göç etmek düşüncesi yatmıyor mu? Bu nedenle de yatırım yapma dahil, birçok şeyi de ihmal etmiyor muyuz?
İster göç etmiş veya ister halen Siirt’te yaşıyor olalım, gelin Siirt’e olan sevdamızı sorgulayalım.