Kızlartepesi Parkı yeni konseptiyle hizmete girdi.. Pandeminin gidişatına göre umarım yakın bir tarihten itibaren de cafe, restoran ve diğer bölümlerinden de yararlanmaya başlayacağız.
Park yeni konseptiyle güzel ve herkesin ailesi ile birlikte oturup dinlenebileceği, içinde gezebileceği bir mekan haline gelmiş..
Ancak, bunların sürekli olabilmesi için çok önemli bir konu var.. O da parkı sahiplenmemiz.. Bu parkın hepimizin ortak malı olduğu bilinci içerisinde hareket etmemiz.. Bunu yaptığımız takdirde biz bu parktan uzun yıllar yararlanır, canımız sıkıldığında rahat bir nefes almak istediğimizde sığınacağımız alanların başında gelmeye devam edecektir.
Ama bunu yapmazda; çocuğumuzun ağaçlara tırmanıp dallarını kırdığında “vay benim aslanım” deyip gülersek,
Dolmalar, sarmalar, çekirdekler götürüp, bunların kabuklarını çok rahat ve çok pişkin bir şekilde yerlere serpersek,
Çoluk, çocuk dev havuzun başında tıpkı deniz kenarında olduğu gibi en uzağa taş fırlatma yarışına girersek çok kısa bir sürede parkın bütün güzelliklerini bir-bir yok ederiz.
Sosyal alanlar açıldığında oralarda da benzer tutumlar sergilersek burası kısa bir zamanda heba olup gider.
Kısacası seçim bizim;
Ya bu güzellikleri korur ve daha uzun yıllar yararlanırız,
Ya da bir haftaya kalmaz bu güzellikten bir eser bırakmayız.
Umarım ilk şıkkı tercih eder ve koruma yolunu seçeriz.. Tabii ki halk olarak bizim göstereceğimiz hassasiyete parkta görevli 50’yi aşkın personelde katılır ve onlarda burasını kendi malları gibi sahiplenirlerse.