Ayhan Mergen

BATIL İNANIŞLARIMIZ  (2)

Ayhan Mergen

Siirt’te geçmiş yıllarda daha yaygın olarak görülen ancak günümüzde oldukça nadir olarak görülmeye başlanan batıl inanışlarımızı ele almaya devam ediyoruz.

Bir başka batıl inanışta eve gelen misafirin uzun süre oturup, kalkmayı bilmediği zamanlarda evin küçük çocuklarının ayakkabısına biraz tuz serpmeleriydi. Bu yapıldığı zaman misafirin hemen kalkıp gideceğine inanılıyordu. Tabii ki bunun yapıldığı zamanlar da birçok soruna ve sürtüşmeye yol açtığını belirtmeye gerek yok.

Çatal, bıçak ve kaşık almama da bir başka batıl inanıştı. Birçok aile ihtiyaç duydukları çatal, bıçak ve kaşıkları başlarına bir uğursuzluk gelecek diye almaktan kaçınır. Bunların bu ihtiyaçları akraba ve dostları tarafından alınarak, kendilerine hediye edilirdi.

Turşu yapımı konusunda da birçok aile aynı gerekçelerle kaygılar taşırlardı. Evde turşu yaptıkları zaman başlarına kötü bir şey gelmesinden korkan bu ailelerin turşu ihtiyaçları ya çarşıdan ya da akraba ve tanıdıkları tarafından karşılanırdı.

Bazı aileler salamura yaprak tuzlamaktan çekinirlerdi. Bu aileler,  ilk bahar mevsiminde ince asma yaprakları tuzlanıp salamura haline getirilirken, bundan kaçınırlardı. Bu ailelerin kış mevsimi için yaprak sarma için yaprak ihtiyaçları akraba ve tanıdıkları tarafından karşılanırdı.

Yine bazı aileler haftanın belirli bir günlerinde eskide olsa yeni satın aldıkları bir eşyayı evlerine sokmazlardı. Örneğin Dabaklar ailesi pazartesi günü ikindiden, Salı gününe kadar böyle bir eşyayı evlerine sokmaktan çekinirlerdi. Öyle bir eşyayı satın almak zorunda kaldıkları zamanda bile, onu emaneten bir tanıdıklarının yanında bırakır. Ancak salı günü akşam saatlerine doğru evlerine alırlardı.

Gece aynaya bakmanın da uğursuzluğa yol açacağına  ve bakan kişinin akli dengesinin bozulacağı inancı çok yaygındı.

Kişinin üzerinde bulunan bir elbiseyi onarmak veya düğmesini dikmekte bir uğursuzluk alameti olarak görülürdü.

Gece tırnak kesmekte uğursuzluk olarak kabul edilirdi.

Bebeklerin esnemelerinin onların üzerine bir ağırlık getireceğine inanılır. Bu nedenle bebeklerin esnediğini gören büyükler “ dağların üstüne “ diye esneme geçinceye kadar arka arkaya mırıldanırlar.

Bir şey kırıldığında “şer” kırıldı diye sevinen aileler var. Hatta tek bir kırıkla yetinmeyerek iki eşyayı daha kıranlara da rastlanırdı.

Bazı aileler de birinin eline çekiç geldiğinde ya da canını acıtan bir şey başına geldiğinde yere üç defa tükürmesi istenerek acısını unutması için oyalanması sağlanırdı.

Bir başka batıl inançta bir taziye evinden düğün nişan ve benzeri  mutlu bir etkinliğin yapıldığı eve gitmemekti. Gidildiği taktirde o mutlu olayın  üzüntülü bir olaya dönüşeceğine inanılırdı .

İlimizde görülen batıl inanışların en yaygınları bunlar. Ancak bir kez daha belirtelim ki, bu inanışların günümüz toplumunda kabul görme oranları oldukça azalmıştır.

Yazarın Diğer Yazıları