Siirt'in dört bir tarafını saran bağ mıntıkaları bulunuyor. Bağ mıntıkaları dedimse de eskiden kalma bir alışkanlık sonucu söylüyorum. Yoksa aslında bunların tamamına yakını bağ olmaktan çıkmış, bir bölümü bakımsız olsa bile fıstık bahçesine dönüşmüş durumdadır.
Binlerle ifade edilebilecek rakamlarda asırlık fıstık ağaçlarının da bulunduğu bu bahçelerin en önemli sorunu, bakımsızlıktan öte, yoldur. Çok az bir bölümünün önüne kadar motorlu araçlarla gidilebiliyor. Önemli bir bölümüne ise patika yollardan giderek ulaşılabiliyor. Bu durumda bakım maliyetini çok büyük bir oranda etkiliyor. Gübresinden suyuna kadar her şey ya hayvan sırtında ya da insan gücüyle bahçelere ulaştırılıyor. Elde edilen ürünlerde aynı şekilde motorlu araçların gidebildiği yere kadar taşınarak değerlendiriliyor.
Fakat bu durumun oluşturduğu sorun maliyet sorununda ötesinde. Esas sorun olası bir yangın durumunda itfaiye araçlarının ulaşamaması sorunudur. İtfaiye araçları bahçelerin yanına kadar gidemeyince tam tabiri ile taşıma suyla yangınlar söndürülmeye çalışılıyor. Bunda da istenilen başarı maalesef elde edilemiyor. Çıkan yangınlara yetişememenin yol açtığı zararlar çok büyük rakamlara ulaşabiliyor. Çoğu 150-200 yıllık ağaçlar çok kısa bir sürede yanabiliyor. Asırların emeği heba olup gidiyor.
Nitekim bir hafta içinde bu bahçe alanlarının en eskilerinden biri olan Gavya mıntıkasında üç gün arka arkaya çıkan yangınlarda yüzlerce dekarlık alan ya tamamen yandı ya da büyük ölçüde zarar gördü. Üç yangının çıktığı yerler itfaiye araçlarının ulaşamadığı yerlerdi. Halbuki, itfaiye araçları yangın yerine ulaşabilselerdi, yangınlara çok kısa sürede müdahale edilir ve zarar bu kadar büyük olmazdı.
Bu soruna mutlaka bir çözüm yolu bulunmalıdır. Her bahçenin önüne mutlaka motorlu taşıtların gidebileceği bir yol oluşturulmalıdır. Aksi halde asırların alın teri ile oluşturulmuş bu bahçeler tek-tek yangınların kurbanı olacaklardır.
Sanırım buna da ilgisi olsun ya da olmasın hiç kimsenin vicdanı el vermez.