Genelde insanoğlu, özelde Siirtliler birçok konuda duyarsızız.
Bu duyarsızlığımızın en başında doğaya karşı olan duyarsızlığımız geliyor.
Doğayı sanki yalnız bizimmiş, sanki babamızdan miras kalmış gibi hovarda bir şekilde dengeleri bozmaktan, onu tahrip etmekten geri kalmıyoruz.
Çağın modernitesinin olumsuz bir sonucu olarak atık maddelerimizin miktarı katlanarak arttı. Her geçen gün de artmaya devam ediyor.
Metal meşrubat kutularından plastik ürünlere kadar doğal dengeyi bozan her türlü materyali yapacakları tahribatı düşünmeden rastgele her yere atabiliyoruz.
Bunlardan özellikle plastik türevi malzemelerin asırlar boyu doğada varlığını koruduğunu ve doğayı tahrip etmeye devam ettiğini unutmayalım.
Kâğıttan karton ve cama kadar her türlü atığı sokak ve caddelere atmaktan çekinmiyoruz.
Atık konusunda çok fazla duyarlı olmamız gerekiyor. Çünkü bu konunun yukarıda kısaca özetlediğim doğayı tahrip etmesinin bir de ekonomik yönü bulunmaktadır.
Metallerden plastiğe ve kâğıda kadar atıkların tamamına yakının geri dönüşümle değerlendirilmesi mümkündür.
Geri dönüşüme yapamayanlar da yakılarak, çıkan enerjiden elektrik üretimi yapılıyor.
Gelişmiş ülkeler bu konuda çok hayli rol almış durumdadırlar. Ülkemizde de bazı iller bu konuda bizden çok daha iyi konuma gelmişler.
Son olarak bu konuda hemşerimiz Emine Erdoğan hanımefendinin ülkemizde başlattığı ve dünya çapında büyük ilgi görmeye başlayan sıfır atık projesinin herkes tarafından desteklenmesi gerektiğini de belirtelim
.