Gününüzün modern hayatı, bir yandan insanoğluna yaşamında belirli bir konfor sağlarken, bir diğer yandan ise adeta sonunu hazırlıyor. Yani tam bir paradoks. Kullandığınız makineler alet edevatlar ve hatta tükettiğiniz gıdalar, yaşamınıza renk katarken aynı zamanda yavaş-yavaş sonunu getiriyor. Hem de bireysel olarak değil, toplu olarak.
Modern çağın getirdiği en önemli sorunlardan biri de şüphesiz atıklardır. Tabiatımızı kirleten, sularımızı yüzülemeyecek ve içilemeyecek hale getiren topraktan elde ettiğimiz ürünlerin kalitesini düşüren ve zararlı hale sokan atıklar. Cam, naylon, piller ve metaller uzun yıllar hatta bazıları asırlar boyu topraklarımızı, sularımızı kirletiyorlar.
Kalkınmalarını bir ölçüde tamamlamış olan ülkeler ve iller bunun bilincine varmış ve bu konuda önemli çabalar içerisine girmişler. Bütün atıkları alıp ayrıştıran ve bunları değerlendirilmek üzere ilgili yerlere gönderen sistemlerini kurmuşlar. Geri dönüşüm olarak adlandırılan bu sistemden ekonomik anlamda önemli bir gelir sağlamaktadırlar.
Ancak ilimiz için aynı şeyleri söylemek mümkün değil. Her gün yüzlerce kilo kağıt, yüzlerce kilo naylon poşet, plastik ürün, binlerce pil ve çok sayıda cam kırığı rastgele çevreye atılıyor. Belediyenin bu konudaki çabaları yetersiz kalıyor. Kentin belirli yerlerinde konulan kağıt, cam ve diğer çöp bölümlerine ilgi göstermiyoruz. Çöplerimizi, meyve sebze artığından ekmeğe cam ve kağıda kadar tek bir poşet içerisinde getirip çöp konteynırlarına atıyoruz.
Bunun temelinde ekonomi yatıyor. Diğer illerde camdan plastiğe, kağıttan alüminyum meşrubat kutularına kadar her türlü atık parayla satılıyor. İlimizde alüminyum ve plastiklerin bir bölümü satılabiliyor. Geri kalanlar, özellikle kağıt ve cam kırıklarının tümü heba olup gidiyor. Bu duruma ilimizin değerlendirme merkezlerine olan uzaklığı önemli ölçüde etken oluyor. Navlun giderinin yüksek oluşu işe sekte vuruyor.
Bir de henüz kent olarak genelde daha tam anlamıyla farkına varamadığımız çok tehlikeli bir atık çeşidi daha var. Oda kullanılmış yağlar. Evlerimizde, lokantalarda ve yemek fabrikalarında yemek pişirirken daha doğrusu kızartırken, kullandığımız yağlar çok büyük bir tehlike oluşturuyor. Günümüzde bazı il ve ilçelerde bunların kanalizasyonlara dökülmesini önlemek amacıyla yeni yağlarla değiştirilmesi yönünde de çalışmalar yapılıyor. Bu konuya da bir başka yazımızda değiniriz.