Bu konuya daha önce de değinmiştim. Ancak Siirt gibi aracı ile iş yapmanın yoğun olarak tercih edildiği bir ilde tekrar değinme ihtiyacını hissettim.
Öncelikle aracılık araları bozuk olan iki kişinin arasını bulmak veya herhangi bir işin, bir isteğin yerine getirilmesini sağlamaktır.
Aracılığın komisyonculukla karıştırılmaması gerekir. İkisi birbirinden ayrı ve çok farklı şeyler.
Komisyonculuk aracılık işinin para veya maddi bir çıkar karşılığı yapılmasıdır ki, bu durum rüşvetten farksız bir iştir ve hatta daha da kötüdür.
Aracılık ise dini ve insani amaçlı olarak yapılır ve maddi bir menfaat beklenmez.
Kimlerden aracılık yapılması istenir? Genel anlamda herkesten çözebileceği bir konuda aracılık yapması istenebilir.
Ancak aracılık istekleri doğal olarak daha çok siyasetçi, toplum önderi sayılabilecek olan siyasetçiler, STK yöneticileri, din adamları, muhtarlar ve gazetecilerden istenir.
Peki bu istekler karşısında nasıl bir tutum takınılması gerekiyor? Öncelikle hemen evet demeden önce yasal ve vicdani bir değerlendirme yapılması gerekiyor.
İstek yasal mıdır? Vicdani midir? Birinin isteğini yerine getirirken, bir başkasının mağduriyetine yol açıyor muyuz? Aracılık yaptığımız iş toplumda nasıl karşılık bulur? Kişi ataması ise o kişi işin ehli ve görevden alınacak kişiden daha mı iyidir?
Bu ve benzeri soruların cevapları ağırlıklı olarak evet ise o işe aracılık yapılabilir.
Aksi taktirde kaş yapalım derken göz çıkarılmış olur ki, bu hem insani hem de vicdani açıdan iyi bir durum olmaz. Aynı zamanda dini açıdan da büyük günah olur.
Bu arada son söz; kamu kurumlarında aracılığın kesinlikle söz konusu olmaması gerekiyor. Buralarda yasa ve mevzuat ile idari yargı söz sahibi olmalıdır.
Bir de Siirt gibi küçük yerlerde her iş için tanıdık birisini devreye sokma alışkanlığından vazgeçmemiz gerekiyor.