Siirt’te genel davranış biçimimiz olan özellikle idari işlemlerde araştırıp, soruşturma yapmadan cezai işlem yapılmaması için aracı olmamız konusunda ne kadar çok şikâyetçi varmış.. İşin doğrusu bu kadar şikâyetçi olunabileceğini hiç tahmin edemezdim.
Ancak; Ben bu durumu eleştiren; “Lütfen Aracı Olmayalım” başlığı adı altında yayınlanan makaleme gelen olumlu tepkilerden anladım.. Büyük çoğunluğu kamu kurum ve kuruluşlarında yöneticiler olmak üzere, çok sayıda okurdan bu konuyla ilgili mesaj ve telefonla dönüşler aldım.. Bazı kurumların yöneticileri ile de bizzat görüşme imkânım oldu.
Herkes bu konudan şikâyetçi olmasına rağmen, birçok kişi yine aynı davranışı sergilemekten geri kalmıyor.. Hatta sıkı durun; Bazı kurum yöneticileri görevini yapmadığı, savsakladığı ve hatta göreve gelmediği için hakkında soruşturma başlattığı kişiler için kendileri gibi kamu kurum yöneticisi olan ve kendileri de zaman-zaman bu durumdan şikâyetçi olan kişilerin aracı olduklarını, isimleri ile birlikte söylediler.. İsimleri buradan vermeyeyim.
Toplum önderleri başta olmak üzere, bu gibi işlerde aracılık yapabilecek konumdaki herkes için trajikomik bir durum var.. Bir yandan kamu kurumlarının hantal yapısından ve bazı personellerin görevlerine gitmediklerinden şikâyetçi olacağız, bir diğer yandan da bu konularda haklarında soruşturma açılan kamu personeli için aracı olacak ve haklarında idari bir yaptırım yapılmamasını isteyeceğiz.. Tam da çocuk oyunundaki tavşan kaç tazı tut durumu.. Bir yandan şikâyetçi olacağız, bir yandan da bir işlem yapılmaması için ricacı olacağız.
Karar hepimizin.. Katoliklerde nikâhta papazların kullandıkları cümleyi hatırlatmakta yarar vardır.
Bu evliliğin oluşmasına engel bir durumu bilen varsa şimdi söylesin ya da ebediyete kadar sussun.. Ya konuşmayalım, şikayetçi olmayalım ya da aracı olmayalım.. Bırakalım herkes ya görevini yapsın ya da hak ettiği cezayı çeksin.