Milli şair Mehmet Akif, ebediyete kadar hafızalarda ve gönüllerde yer edecek olan İstiklal Marşını yazdıktan sonra, o milli mücadelenin ihtişamını vurgulamak amacıyla yine unutulmayacak o cümleyi kurarak; “Allah bu millete bir daha İstiklal Marşını yazdırtmasın” demiştir.
Evet, Allah bir daha bu millete bir Kurtuluş Savaşı yaşatmasın.. Ancak hepimiz biliyoruz ki bir değil, birçok kez yaşayacak olsak da aynı refleks ve aynı fedakarlık her insanımızda mevcuttur.. Yine yedi düvelin saldırısına uğrasak bile, bunları yine hezimete uğratırız.
Aynı olayı 15 Temmuz hain darbe girişimi için biraz değiştirerek söyleyebiliriz.. Öncelikle “ Allah bir daha o geceyi yaşatmasın..” Ancak yaşatsa da çok gam değil.. Akıllarını başka ülkelere kiralamış içerimizdeki hainler ne zaman ortaya çıkarlarsa çıksınlar, bilsinler ki yine aynı cevabı alacaklardır.. Hatta çok daha sert bir cevap alacaklardır.. Yine İstanbul’da, Ankara’da ve yine Siirt’te ve bütün illerimizde insanlarımız sokakları ve meydanları dolduracak, o hainlere gereken cevabı verecektir.
Tıpkı 15 Temmuz gecesinde olduğu gibi, her yaştan Siirtlinin eski Hükümet Konağı önünde hainlerin ele geçirmeye çalıştıkları ve devletimizin simge isimleri olan dönemin Valisi Mustafa Tutulmaz ile yine dönemin il Emniyet Müdürü Metin Özkan’ın etrafında canlarını feda edercesine etten duvar ördükleri gibi yine duvarlar örecekler.
Yine tankların zırhlı araçların otomatik silahların önlerine kalkan olarak bedenlerini öne sürecekler ve hainlerin elleri kollarını bağlayacak, onlara ve onların ağa babalarına gereken dersi en güzel bir şekilde vereceklerdir.. Bundan hiç kimsenin şüphesi olmasın.
Allah bir daha bu millete o geceyi yaşatmasın.. Ama yaşasak dahi bizde ona gereken cevabı verecek irade ve güç vardır ve var olmaya devam edecektir.
Bunu da hiç kimse unutmasın…