Çocukluk hatıraları insanın bilinç altından kolay-kolay silinmiyor. Adeta mermere kazılmış bir kitabe gibi duruyor. Bugünlerde idrak etmekte olduğumuz mübarek Ramazan ayına ilişkin çocukluk hatıraları ya da benim gibi 60'lı yaşlarının ilk yıllarında olan insanlar için çocukluk yıllarındaki Ramazanlar kolay-kolay unutulmuyor.
Çocukluğumuzda Ramazan denilince bir heyecan bir sevinç gelirdi akla. Melede'ye ve melede ile ilgili hazırlıklara tekrar değinmeyeceğim. Çünkü özlediğimiz o heyecana yeri geldikçe değiniyorum. Melede ateşi hazırlığından yakılışına kadar her bir aşaması ayrı bir heyecan doluydu. Bugünkü neslin bu heyecanı tatmamış olmaları kültürel açıdan bir eksikliktir. Ancak Ramazan heyecanı yalnızca Melede ateşi ile sınırlı değildi. Ramazan arifesinde ailece yapılan mezarlık ziyaretleri de apayrı bir heyecan veriyordu.
Ramazan gelmeden haftalar öncesinden hazırlıklar yapılmaya başlanırdı. Evin kileri olan Irfizzet gözden geçirilir, bulgurdan pirince ve un ile şekere kadar varsa eksik gıdalar temin edilirdi. O yıllarda, sebze ve meyve dışındaki gıda maddeleri yıllık olarak temin edilirdi. Bu nedenle genelde pek fazla bir ihtiyaç duyulmazdı. Birçok aile kendi ev ihtiyacını tamamladığı gibi mahalledeki yoksul ailelere de yardım elini uzatır, satın aldıkları gıdalardan onlara da birer pay ayırırlardı. Böylelikle Ramazanın hayır ve bereketi kendisi gelmeden önce gelirdi.
Fırın ekmeğinin kullanılmadığı o dönemlerde hemen her evde Ramazan ayı için ekmek pişirilirdi. Ramazan da ımravvoh dediğimiz daha yumuşak olan ekmek tercih edilirdi. Keek olarak adlandırdığımız ve ancak suda ıslattıktan sonra yiyebildiğimiz ekmekler bu mübarek ayda pek tüketilmezlerdi. Özelliklede ev simidi olarak adlandırabileceğimiz yağlı baksmayatlar pişirilirdi. Bunlar uzun süre bozulmadan ve bayatlamadan tazeliklerini koruyabiliyorlardı. Birçok evde de haşvet imseket ve ırk yapılırdı.
Bunların yanı sıra Ramazan öncesinde hemen her evde genel bir temizlik yapılırdı. Bu mübarek aya temiz giysiler ve temiz yaygılarla girilmeye özen gösterilirdi. Yaz mevsimine denk geliyorsa damlar bir güzel temizlenirdi. Akşama bir saat kala damlar yıkanır ve serinlemesi sağlanırdı. Çünkü günün yorgunluğu damda yenilen akşam yemeği ve yine damda sohbet ettimten sonra yatılarak atılmaya çalışılırdı.
Buraya kadar anlattıklarım genelde Ramazan ayı teşrif etmeden yapılan hazırlık ve duyulan heyecanı yansıtıyor. Birde o mübarek ayı idrak ederken yaşadıklarımız var.
Bunlara değinmeye devam edeceğim.