Dilimiz, atasözleri ve deyimler yönünden oldukça zengindir. Bir makalede anlatılmayacak kadar önemli bir mesaj bazen bir atasözünde, bazen bir deyimde üç-beş kelime olarak yerini alır.
Yaşanan deprem olayı, bir deyimimizin ne kadar gerçekçi bir ifade olduğunu anımsattı. Hani şu
(Zengin
yatıp, fakir kalkmak)
şeklinde ifade edilen deyim. Tabii, bu deyimin bir de
(Fakir yatıp,
zengin kalkmak)
şeklinde karşıtı vardır ve o da bir gerçeğin ifadesidir.
Sosyal medyadan takip ettim. Depremzede bir vatandaşımız şöyle bir tweet atmış:
“Kirayı arttırmamı, ya da evi boşaltmamı isteyen ev sahibimle, depremin yaşandığı ilk gün sokakta, yakılan ateşin başında yan-yana ısınmağa çalışıyorduk. Onun, bütün apartmanı gitmişti. Benim apartmanı içinde kiracı olarak kaldığım daire.”
Apartman sahibi ile kiracı, yaşanan deprem sonrası dakikalar içinde eşitlenmişti. Birinin 24 dairesi yerle bir olmuş, diğerinin apartman dairesindeki eşyaları…
Apartman sahibi, gerçekten zengin yatmış, fakir olarak kalkmıştı. 24 dairenin kirası nereden bakarsanız ayda 50 bin TL’nin altına düşmez. Bir gün önce satsa her daire en az 2-3 milyon TL’den giderdi. İşte, zengin yatıp, fakir yatmanın en canlı örneği.
(Fakir yatıp, zengin kalkmak) deyimine de örnek gösterelim. Kişi fakirdir, zar-zor geçinmektedir. (Ya tutarsa) kabilinden milli piyango bileti almış ya da sayısal loto ve benzeri bir klon oynamış, ertesi gün bir da bakmış ki, biletine tam ikramiye çıkmış. Gerçi, Milli Piyango İdaresinin özelleştirilmesinden sonra, çekilişlerde de şüpheli durumlar yaşanmağa başladı ya! Hadi, ne ise diyelim. Çekilişi boş verin. Çok uzaktan zengin bir akrabası ölmüş, tek mirasçı kendisi kalmış. Al sana (Fakir yatıp, zengin kalkmak) örneği.
Bu durumları anlatan çok güzel bir dörtlük vardır. Bu dörtlük de BİZİM YUNUS’A aittir:
MAL SAHİBİ, MÜLK SAHİBİ
HANİ BUNUN İLK SAHİBİ
MAL DA YALAN, MÜLK DE YALAN
VAR BİRAZ DA SEN OYALAN
Denilir ya. Aynen de öyledir…
SEÇİMLER, ERTELENİR Mİ!
AKP’nin (özgül ağırlıklı) kurucularından ve TBMM eski Başkanlarından Bülent Arınç KAHRAMANMARAŞ merkezli depremlerin 10 ilde meydana getirdiği yıkımın ardından
"seçimler derhal ertelensin" buyurmuş. Arınç’ın bu çıkışına karşı CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, "Seçim ertelenemez, tarihi derhal belirlenmelidir; seçimden kaçmanın zararını tüm ülke çekecektir"
diyerek karşı tavrını ortaya koymuştur. "Anayasa çok açık. Ancak savaş halinde seçim ertelenebiliyor. Savaş olmadığına göre seçim ertelenemez. Hiç kimse Anayasanın, yasaların dışında gerekçeler uydurarak kendisine özgü bir hukuk normu oluşturamaz. Anayasa var. 'Türkiye hukuk devletidir' diyorsak yapılamaz" diyen Kılıçdaroğlu, seçimlerin en geç 18 Haziran’da yapılmasının anayasal bir zorunluluk olduğuna vurgu yapmış.
CHP Genel Başkanı konuyla ilgili bir soruya da şöyle cevap vermiş: "Bu ifade 'bir kişiye bir sefere özgü bir hukuk normu oluşturalım' demektir. Demokrasilerde böyle bir anlayış yoktur. Kabile devletlerinde bile bu olmaz. Kaldı ki Anayasa hiçbir yoruma yer vermeyecek kadar gayet açıktır. Yine Anayasada, hiç kimseye, sınıfa, zümreye imtiyaz tanınamaz diye bir madde de var."
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın YSK'ya seçim erteletme girişiminde bulunup bulunmayacağına yönelik soruyu da "Buna kalkışacaklarını sanmıyorum. Hukuk, hukukun üstünlüğü, yargıçlarda vicdan varsa buna kalkışacaklarını sanmıyorum. Anayasaya göre hâkim, hukukun üstünlüğü ve vicdani kanaatine göre karar verir" şeklinde cevaplayan Kılıçdaroğlu, seçimlerin ertelenmesine karşı olacaklarınının altını çizmiş.
"Seçimin ertelenmesi taleplerinin altında seçimden kaçma iradesi var. Ancak bu iradeyi YSK üzerinden hayata geçirmek yani kendi çıkarlarına göre bir defaya mahsus özel kararlar aldırmak istiyorlar. Sayın Arınç’ın açıklaması bunu gösteriyor. Tekrar ediyorum; kimseye özgü hukuk normu oluşturulamaz. Yapılması gereken, ister erken seçim olarak 14 Mayıs, ister zamanında 18 Haziran olsun, ivedilikle seçim tarihinin belirlenmesidir. Seçimden kaçmanın hiç kimseye bir yararı yoktur. Ancak zararını tüm ülke çekecektir."
Seçimlerin ertelenmesi ile ilgili konuya ilişkin bir açıklama da AKP Genel Başkan Yardımcısı Ali İhsan Yavuz’dan geldi. Kendisine yönetilen bir soru üzerine Yavuz: "Ne bizim gündemimizde ne de Cumhurbaşkanımızın gündeminde böyle bir şey var." demiş.
Arınç’ın, Kılıçdaroğlu’nun ve Yavuzun da açıklamaları “boş havanda su dövmek”ten ibarettir. YSK talep etse bile, kararı TBMM verecektir. Bu konu anayasa değişikliği kapsamına gireceği için 400 milletvekilinin oylarına ihtiyaç vardır. Yani, Cumhur ittifakı seçimlerin tarihini uzatma kararını yalnız başına meclisten geçiremez.
TAŞLAMA
(ZENGİN YATIP DA FAKİR
UYANMAK VAR) GERÇEKTİR
DEPREMZEDELER BUNA
CANLI BİRER ÖRNEKTİR
EV SAHİBİ, KİRACI
AYNI ATEŞ BAŞINDA
BEKLEMİŞ DEPREM GÜNÜ
ÇOK İBRET VARDIR BUNDA
ZENGİNLİKLE ÖVÜNME
MAL, MÜLK YALANDIR GERÇEK
KEFENİN CEBİ YOKTUR
BUNU BİLMEMİZ GEREK
KEFENİ BİLE OLMAZ
ÇOĞU DEPREMZEDENİN
DEPREMLERDE YAŞANAN
BU DURUMU ÖĞRENİN