Akaryakıt fiyatlarına günü birlik zam geliyor. Vatandaşlar, özellikle araba sahipleri, taksiciler, dolmuşçular şaşkın durumda. Taksilere, dolmuşlara binen vatandaşlarda da aynı şaşkınlık var. Akaryakıta zam gelince taksiciler, minibüsçüler de zamma ayak uydurmak zorunda kalıyorlar. Müşterilerinden, günübirlik zamlı tarifeler üzerinden ücret talep ediyorlar.
İşin gerçeği şu ki,
(BU GECE YARISINDAN
İTİBAREN)
denilerek hemen her gün yeni bir akaryakıt zammı açıklanmaktadır. Zam görmeyen hiçbir emtia kalmadı amma,
ZAMLARIN ZAMPİYONU, AKARYAKITTIR.
Akaryakıt zammı demek, iğneden-ipliğe her bir emtiaya zam demektir. Allah aşkına söyleyin, savaşın içinde olan Rusya’da ve Ukrayna’da bile bu derece zamlar yokken, savaşın dışında bir ülke olan Türkiye’mizde bu denli yüksek zamların sebebi nedir.
Anımsıyorum da Merhum Cumhurbaşkanlarımızdan Turgut Özal’ın adı (
ZAMPİYONA)
çıkmıştı. Ama, inanın ki, Sayın Recep Tayyip Erdoğan döneminde gerçekleşen zamlar, Turgut Özal’a bile rahmet okutmaktadır. Yani, Özallı yılları bile mum ile arar hale geldik. Hani bir deyim vardır
(ÖLÜM GELMİŞ CİHANE,
BAŞ AĞRISI BAHANE)
denilir ya! Şimdi, bazı aklı evveller, bu yüksek zamlara sebep olarak Rusya-Ukrayna savaşını göstermektedirler. Rusya-Ukrayna savaşı daha ikinci haftasını bile doldurmadı. Ülkemizde zamlar ise yıllardan beri sürüp gelmektedir. Özellikle de Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin devreye girmesiyle hız kazandılar.
Ekonomik durumu düzeltmek için değiştirilen Maliye Bakanlarının ve Merkez Bankası Başkanlarının sayılarını bile anımsayamaz olduk. Onlar da zamlar gibi günübirlik değişir duruma gelmişler. Oysa, bu makamlarda oturanların etkin iş yapabilmeleri için uzun yıllar hizmet vermeleri gerekir. Geçmişte 4-5 yıldan bile uzun süre Merkez bankası Başkanlığı yapanlar olmuştur. Şimdi, 6 ay bile bu makama dayanamayarak ya görevden aflarını(!) istiyorlar, ya da istifa ettiriliyorlar.
Maliye Bakanlarının ve Merkez Bankası Başkanlarının bu kadar sık değiştiği başka bir dönem anımsamıyorum. Maliye Bakanlığı ve Merkez Bankası Başkanlığı makamlarında enflasyon yaşanırsa, bunun, piyasada enflasyon rakamlarına yansımaması mümkün değildir. Bu makamlarda istikrar yoksa, piyasada istikrar aramak beyhude bir çabadır.
Bizim, yaşanan aşırı zamlar karşısında naçizane tavsiyemiz. Maliye Bakanlarının ve Merkez Bankası Başkanlarını sık-sık değiştirilmesinden vazgeçilmesidir. Merkez Bankası, sözün tam anlamıyla bağımsız hale getirilsin. Bu iki makama, verilen her talimat için
(EMREDERSİZİNİZ
EFENDİM)
diyenler değil
(BU GÖRÜŞ YANLIŞ
EFENDİM)
demek cesaretini gösterecek liyakat sahipleri getirilsin…
SİİRT TARİHİ AÇISINDAN 9 MART 2003’ÜN ÖNEMİ!
9 Mart gününün Siirt tarihinde önemli bir yeri vardır. 2003 yılına geri döner ve arşivleri incelersek 09 Mart 2003 günü İlimizde bir
YENİLEME SEÇİMİ YAPILDIĞINI ANIMSAYACAĞIZ.
Yine anımsayalım, Sayın Erdoğan, Siirt ile olan manevi bağlantısını bizzat şu sözleriyle vurgulamıştı: “Siirt benim siyasi hayatımda 2 defa dönüm noktası oldu. Birincisi 17 Aralık 1997 tarihinde bu meydanda, burada okuduğum Milli Eğitim Bakanlığının, Talim Terbiye Kurulunun onayıyla geçmiş bütün kitaplarında yer alan Ziya Gökalp’e ait bir şiirle başlayan ve cezaevinde sonuçlanan bir süreçtir. O şiiri hatırlıyor musunuz, biliyor musunuz? Bu şiiri bir daha okuyabilir miyiz? Türkiye’nin nereden nereye geldiğini bu vesileyle bir kez daha hatırlayalım, özgürlük neymiş bunu bir kez daha hatırlayalım. Ne diyordu o şiirde; ‘Minareler süngü, kubbeler miğfer; camiler kışlamız, müminler asker. Bir şey beni sindiremez; gökler, yerler açılsa, üzerimize tufanlar, yanardağlar saçılsa; Biz oyuz ki; imanıyla övündüğümüz ecdadımız, titretici şeylere hiçbir gün diz çökmemiş; zaferlerin kapısı, Anadolu’nun tapusu Malazgirt’ten ta Çanakkale’ye imanın geçilmez kalesine kadar bizi zaferden zafere koşturan şey işte şu anda içinde bulunduğumuz inanç birliğidir.’ Bu yolda böyle yürüdük. Buralara böyle geldik.”
Sayın Erdoğan’ın Siirt’le ikinci dönüm noktası ise 9 Mart 2003 tarihinde yapılan
YENİLEME SEÇİMİNDE
Siirt Milletvekili seçilmiş olmasıdır.
14 Ağustos 2001’de arkadaşlarıyla birlikte Adalet ve Kalkınma Partisi’ni (AK Parti) kuran ve Genel Başkanı seçilen Sayın Erdoğan siyasi yasaklı olduğu için 3 Kasım 2002 yılında yapılan genel seçimlerde aday olamamıştı. Daha sonra yapılan yasal düzenlemeyle 9 Mart 2003 tarihinde Siirt seçimlerinin yenilenmesine karar verilmiş Sayın Erdoğan da İlimizden milletvekili adayı olmuştu.
Yenileme seçimine katılarak TBMM’ne 22. Dönem Siirt Milletvekili olarak giren Erdoğan, o hava ile AKP’li diğer iki adayı da Meclise taşımıştı. Siirt Yenileme seçiminde oyların yüzde 85’ini alan Sayın Erdoğan, böylece ezici bir çoğunlukla Siirt Milletvekili olmuştu. Peki, Siirt seçimi neden iptal edilmişti. Onu da anımsatmakta yarar var. Pervari ilçemizin Doğan köyü halkı, yolları olmadığı için seçimleri boykot etmişlerdi. Güya Doğan köyde sandık kurulu da oluşmamıştı! Maalesef, Doğan köyünün hala doğru dürüst bir yolu yoktur!
Siirt Milletvekili olduktan sonra 15 Mart 2003 tarihinde Başbakanlık görevini de üstlenen Sayın Erdoğan, böylece Siirt Milletvekilleri arasında
(BAŞBAKANLIK)
sıfatını kazanan ilk ve tek milletvekili olmuştur.
Sayın Erdoğan’ın Genel Başkanı olduğu AK Parti 3 Kasım 2002 yılından beri kesintisiz olarak ve hem de büyük bir çoğunlukla iktidardadır. 2003 yılında Başbakan olan Sayın Erdoğan 25 Ağustos 2014 tarihinden itibaren de Cumhurbaşkanlığı makamındadır. Sayın Erdoğan’ın bu yüce makamlara yükselişinde Siirtliler olarak karınca kararınca bir katkımız varsa, bununla elbette büyük bir gurur duyarız.
Ancak, acı da olsa hakikatleri dile getirmek gerekir. İlimizin durumunu özetlersek hala bir
(MEGA KÖY)
konumunda olduğunu söylemek zorundayız. 20 yıllık AKP iktidarına rağmen, sık sık dile getirdiğimiz beklentilerimizden hiç biri gerçekleşmedi. Sayın Erdoğan’ı, Milletvekilimiz olarak seçtiğimiz 9 Mart’ta, Siirt’in dileklerini anımsatalım istedik. İşte, 20 yıldır devam eden ve makas bulmayan taleplerimiz:
*(Yol medeniyettir) kavramından hareketle Siirt’in çıkmaz sokak konumundan çıkarılması için Demir Yolu (Tren) Siirt Merkez ilçe üzerinden sınıra ulaştırılmalıdır.
*Siirt’e modern bir havalimanı yapılmalı ve Türkiye’nin bütün havalimanlarına kesintisiz uçak seferleri düzenlenmelidir.
*Siirt-Kurtalan-Batman yolu ile Siirt-Eruh-Şırnak yolu duble yol kapsamında ele alınmalı ve bir an evvel tamamlanarak hizmete açılmalıdır.
*Siirt-Şirvan-Pervari yolu Hizan üzerinden ve yine duble yol olarak Van’a bağlanmalıdır.
*İlimizin tarihi zenginliklerinin kanıtı olması açısından Türkiye’nin müzesiz tek ili durumunda olan Siirt’imize, en kısa süre içinde müze binası kurulmalıdır.
*Şehrimizdeki askeri birlik, Tugay düzeyinden, Tümen düzeyine çıkarılmalıdır. Yıllar öncesinde konuşlu olan 12. Tümenin, Şehrimizin ekonomisine büyük katkıları olduğunu bilenlerden ve yaşayanlardanız.
*İlimizin en önemli geçim kaynaklarından biri olan FISTIKÇILIK konusu ciddi bir şekilde desteklenmeli ve yeni FISTIK ÇİFTLİKLERİNİN KURULMLASI TEŞVİK EDİLMELİDİR.
*Veyselkarani ve Tillo’daki manevi dinamiklerin turizm potansiyeline gerçek anlamda katkılarının sağlanması açısından
(SAKİN ŞEHİR)
kapsamına alınarak projelendirilmelidir.
20 yıllık AKP iktidarında bunların hiçbirinin gerçekleştirmemiş olması, Siirt halkını üzmektedir. Oysa, 09 Mart 2003 tarihinde Siirtliler ne gibi hayaller ve ümitlerle sandık başına koşmuş, yüzde 85 oranında ezici bir çoğunlukla Sayın Erdoğan’ı milletvekili seçmişti. Erdoğan ve AKP’si 20 yıldır iktidarda, Siirt hala yerinde sayıyor…
TAŞLAMA
ZAMLARIN ZAMPİYONU
AKIRYAKIT OLMUŞTUR
ZAM OLMAYAN TEK GÜN YOK
BUNDAN DEPOLAR BOŞTUR
YAĞ KUYRUĞU OLUŞMUŞ
OYSA YAĞCI ÇOK BİZDE
YAĞCILARIN YAĞIYLA
YAĞLANIR BÜTÜN ÜLKE
HALA YAĞLAMAKTALAR
YAĞCILAR EKABİRİ
EKABİRLER BUNDAN MI
BIRAKMIYOR KİBİRİ
DİKTATÖRLER OLMAZSA
SAVAŞLAR PEK OLMAZDI
SAVAŞLARIN ACISI
BÖYLESİ YAŞANMAZDI