Bilindiği gibi 26-30 Ağustos günlerini kapsayan hafta ülkemizde
ZAFER HAFTASI
olarak kutlanır. Bu haftaya Zafer Haftası denilmesinin bir değil, birçok sebepleri vardır. Önce, 26-30 Ağustos günleri arasında muhtelif yıllarda gerçekleşen bazı Zaferleri anımsayalım:
*Malazgirt Zaferi (26 Ağustos 1071),
*Afyonun kurtuluşu (27 Ağustos 1922),
*Kosova Zaferi (28 Ağustos 1339),
*Mohaç Zaferi (29 Ağustos 1526),
*Başkomutanlık Meydan Savaşının Zaferle sonuçlanması (30 Ağustos 1922)
Evet, 26-30 Ağustos günlerine denk gelen hafta tarihimiz açısından çok önemli zaferlerin elde edildiği günlerdir.
Tarihimizde 26 Ağustos şanla, şerefle ve zaferlerle dolu bir gündür. Sadece yakın tarihimizin değil, geçmiş tarihimizin şanlı, şerefli olaylarından bazıları da 26 Ağustos tarihinde yaşanmıştır. İstiklal Mücadelemizin en önemli günlerinden biri de 26 Ağustos’ta başlatılan ve büyük zafere ulaşılan savaşlar silsilesidir.
İşgal edilen vatan topraklarının kurtarılması için yapılan İstiklal Savaşlarında 26 Ağustos’un büyük önemi vardır. 26 Ağustos tarih boyunca milli varlığını hâkimiyetini devam ettirebilmek için düşmana karşı vurulan demir yumruğun yıl dönümüdür.
26 Ağustos sadece Türklüğün ve Türk Milletinin değil, İslam dünyasının dış güçlere karşı korunmasının hedeflendiği bir tarihtir. Yabancıların hâkimiyetlerine karşı bir şahlanıştır.
Büyük kumandan Alparslan komutasındaki Selçuklu ordusunun o yıllarda dünyanın en modern gücüne sahip Bizans’a karşı zafer ilan ettiği gün de yine bir
26 AĞUSTOS
günüdür…
"Ordular ilk hedefiniz Akdeniz’dir İleri!"
komutu zihinlere kazınan büyük önder Mustafa Kemal Atatürk’ün komutasında kahraman ordumuzun müdafaadan, taarruza geçtiği tarih de yine bir 26 Ağustos günüdür..
Evet, Türk tarihinin en önemli savaşları kuşkusuz ki 26 Ağustos'ta cereyan etmiştir. Büyük Selçuklu Devleti 26 Ağustos 1071 tarihinde Roman Diyojen komutasındaki modern ve sayıca kat-kat üstün Bizans ordusunu Malazgirt Savaşı'nda ağır bir yenilgiye uğratmış ve Anadolu'nun kapıları Türklere açılmıştır. Dolayısıyla 26 Ağustos Türkiye Tarihinin başlangıcıdır.
20 yüzyılın başlarında, dış güçlerin ülkemiz topraklarını ele geçirme düşüncesi, Sevr Antlaşmasını uygulatıp Türk vatanını parçalama ve milletimizi istiklalinden mahrum bırakma düşüncesini yok etmek amacıyla yapılan Kurtuluş Savaşı'nın en önemli dönüm noktalarından birisi de yine 26 Ağustos’tur. 1922'de Türk Ordusunun Yunanlılara karşı başlattığı Büyük Taarruz 26 Ağustos tarihinde start almıştır. Bu savaşta Yunan ordusu etkisiz hale getirilmiş ve istiklal savaşımız kesin başarıya ulaşmıştır. Bu önemli yıl dönümü sebebiyle Malazgirt Savaşı ile Büyük Taarruz Savaşı'nda vatanımızın ve milletimizin mukaddes değerlerini canı pahasına koruyan, ülkesinin birliği bağımsızlığı için ölüme seve seve gidip Yüce Allah’ın şehitlik mertebesine ulaşan tüm ecdadımızı rahmetle ve minnetle anıyoruz.
BUGÜN BENİM DOĞUM GÜNÜM!
1943 yılının 26 Ağustos günü dünyaya teşrif etmişim(!) Ömrümün 78. yılını doldurup, 79. yılını idrak etmiş bulunmaktayım. 78 yıl dile kolay. Bir yıl 365 gün olduğuna göre 28 bin 470 gün olur. Bu sayıya her dört yılda bir gelen artık yılların 366 gün olduğunu hesaplarsak, oradan da 20 gün daha eklemek gerekir. Yani toplam 28 bin 490 gün olur. Bu günleri saatlere çarparsak, 683 bin 760 saat olur. Şöyle geriye dönüp bir baktığımda,
BAŞTA İKİZİM
MERHUM MEHMET METİN
olmak üzere benimle yaşıt, hatta yaş itibarıyla benden çok daha küçük arkadaşlarımın, dostlarımın en az yüzde doksanı fani dünyadan, ahret âlemine göçmüş bulunmaktadırlar. İşin doğrusu benim yaştakiler
UZATMALARI
YAŞAMAKTAYIZ.
Doğum tarihimin bu olduğu kesin. Rahmetli Babam memur olduğu için (Adliye Başkatibi, Pervari’de, Savcı Vekili), doğum gününü tastamam yazmış. O yıllarda, memurlara doğum ikramiyesi de veriliyormuş. Aslında, dünyaya gelişim biraz da fazladan olmuş, gibi! O yıllarda ultrason bilimi gelişmediği için, rahmetli Annemin ikiz çocuk dünyaya getireceği bilinmiyordu. Önce yıl içinde Rahmet-i Rahman’a kavuşan kardeşim Metin dünyaya merhaba demiş. Amma, doğumu yapan ebe bir de bakmış ki, annemin rahminde bir bebek daha var. Ve ikizim Metin’den takribi yarım saat sonra dünyaya merhaba demişim! Yani, dünyaya gelmeseymişim de olurmuş. Çünkü ailemin beklediği çocuk bir iken, ben sürpriz yaparak, ekstradan dünyaya gelmişim! Hani, mağazalarda satış için kullanılan bir spot vardır.
“Bir alana, bir de bedava!”
denilir ya! Yani, ben bedava olarak verilenim!
Biz ikizlerden önce dünyaya gelmiş Merhum Ağabeyim Sabri ile Aysel Ablam var. Babam Merhum Hüsnü Arıtürk, 1945 yılında çok genç yaşta vefat etmiş. Rahmetli büyük Annem
“ikiz erkek çocukları
olunca nazara geldi!”
diyerek, Babamın rahmet-i Rahman’a erken kavuşmasını kendince yorumluyordu. Babam memurdu amma, Dedem Hacı Salih Çeto, zengin bir tüccardı. Yaşadığı dönemin Siirt’in sayılı zenginlerindendi. Rahmetli büyük annem, rahmetli babamın nazara gelmiş olmasının sebepleri arasında buna da vurgu yapıyordu. Büyük babam vefat ettiğinde ise 5-6 yaşlarındaydım. Nurani yüzünü hayal meyal hatırlıyorum. Yani anlayacağınız, bir yerde babamın nazara gelmesine benim dünyaya gelmem sebep olmuş, gibi!
26 Ağustos, aynı zamanda tarihimizin en önemli günlerden biridir. Büyük Taarruzun başladığı gündür. Benim açımdan ise 26 Ağustos’un bir önemi de 1943 yılının 26 Ağustos günü dünyaya teşrif etmiş(!) olmamdır. Yani, 26 Ağustos benim rahmi maderden (ana rahminden) adına (dünya) denilen ve değirmeninde milyarlarca insanın öğütüldüğü değirmene düştüğüm gündür. Kısacası, 26 Ağustos itibarıyla 78 koca yılı gerilerde bırakarak 79. doğum günümü idrak ediyorum.
78 koca yılı devirirken, “bunca yılı nasıl geçirdim” diye kendi kendimi sorguladım. Kendime, aileme, milletime, insanlığa bir faydam oldu mu? Diyerek nefis muhasebesi yaptım. Maalesef, 78 koca yılda çekirdek kabuğunu dolduracak hiç bir icraatımın olmadığı gerçeğiyle karşı karşıya kaldım.
Yarım kalan okul hayatımdan sonra, 1960 yılından beri
“SİİRT”
Gazetesi kadrosu içinde yer alıyorum. Bilgisayarın ve ofset baskının yaygınlaşmasından önce Yerel Gazetelerde, genelde beden ve fikir işçileri bir olurlardı. Benim de durumum budur. Gazetede hem beden, hem de fikir işçisi olarak çalıştım. Bu süre zarfında gerek Siirt Gazetesinde, gerek SİİRT Gazetenin dalları olarak nitelendirebileceğim
“UĞUR”, “DEMOKRAT SİİRT” ve “SİİRT’TE
HÜRRİYET”
Gazetelerinde gerçek kimliğim olan
“AHMET ARITÜRK”
yanında
“ÇETİN ÇETİNGİL”
“HACI
HACIOĞLU” “GENÇ ÂBİD” “ÂBİD” “TAŞÇI”
ve daha birçok müstear adlar altında, hemen her gün asgari bir makalem, birkaç haberim, bir taşlamam, bir şiirim yayınlandı. Yani, bunları üst-üste koyarsak yazdığım makaleler, şiirler ve taşlamaların sayıları onbinleri aşar.
Yine gençlik yıllarımda
“MİLA MİLLİ HABER AJANSI”, “AK AJANS”, “TERCÜMAN” “MİLLİ GAZETE”, “YURT HABER
AJANSI”
gibi yaygın medyanın Siirt muhabirliklerini yaptım. Gazetelerde yer alan mizahi hikayelerim ve gezi anılarım yanında, yayınlanmış 6 kitabım var. Basıma hazır 6 kitabım daha bulunuyor. Amma, doğrusunu isterseniz, kendi yazdıklarımı, ben, kendim bile beğenmiyorum. Hatta bazılarını, gerçekten
SAÇMA
buluyorum.
Din, iman, vatan, millet, insanlık adına yaptığım, yapabildiğim hiçbir şey yok. Oysa kimi insanlar kısa ömürlerine o kadar çok şeyler sığdırmışlar ki. Ömürlerinin kısa olmasına karşılık, tarihe damgalarını vuranlar var. Hayran olmamak, mümkün mü…
İnsanoğlu, yıl ve ay hesabıyla uzun bir ömür yaşayacağına, kısa ömürlü olsun amma, yaşadığı çağa damgasını vurabilsin. Meşhur bir deyim vardır.
“LEYLEKLERİN ÖMRÜ,
LAK-LAK İLE GEÇER”
deriz. İnanır mısınız, bugün, doğum günümde, kendi nefsimi muhasebe ettiğimde, koca 78 yılın sadece
“LAKLAKLA”
geçmiş olduğu hükmüne vardım. Bir daha hiç gelmemek üzere harcadığım 78 yıla acıdım…
Daha alınıp, verilecek kaç nefesimiz var, ancak,
ALLAH
bilir. Amma, bundan sonra artık bizden ne köy olur, ne kasaba…
Neyse, biz sadede gelerek, yazımızı noktalamaya bakalım. İnsanlar, belli bir yaştan sonra, doğum günlerini anmak istemezler. Çünkü ilerleyen yaş ölümü çağrıştırır. E, kimseler de ölmek istemediğine göre, galiba ileri yaştakiler için doğum günlerini unutmak en iyisi!
Ama doğum günümüzü unutmak istesek bile bize hatırlatanlar var. Örnek olması açısından belirteyim. Hemen her doğum günümde emekli maaşımın yatırılıp yatırılmadığını kontrol için maaşımı aldığım bankanın bankamatiğine kartımı takıp, şifreyi yazdığımda önüme (Doğum gününüz kutlu olsun) ibaresi çıkar. Demek, doğum günümüzü anımsayanlar varmış. Ne büyük mutluluk!
TAŞLAMA
BİNDOKUZYÜZKIRKÜÇ YILI
DÜNYAYA TEŞRİF ETMİŞİM
YİRMİALTI AĞUSTOS’TA
BU DÜNYAYA BİL ĞELİŞİM
GENÇLİĞİMİZ DÜN GİBİYDİ
BUNCA YILLAR NE TEZ GEÇTİ
YİTİRMİŞİZ İNANINIZ
HAYÂLLERİ, ÜMİTLERİ
(MORUK) DERLER ARKAMIZDAN
HİSSEDERİM BUNU İNAN
ÇAĞIRIYOR SESLİ-SESSİZ
DAVET VAR KARA TOPRAKTAN
DOSTLARIMIN ÇOĞU GİTMİŞ
BELLİ Kİ PİLLERİ BİTMİŞ
SELÂM AZRAİL GELİNCE
YAŞ’TA SIRAM ÇOKTAN GEÇMİŞ
LEYLEKLERİN ÖMRÜ LAK-LAK
İLE GEÇERMİŞ DOĞRU BU
LEYLEK GİBİ LAK-LAK İLE
GEÇTİ ÖMRÜM YAZIK OLDU
KİMİ KISA ÖMRÜNDE DE
NE BÜYÜK İŞLER BAŞARIR
ÖMRÜ UZUN OLAN ÇOK DA
ODUN OLAN ADAM MIDIR