Birileri diyor ki, (Z KUŞAĞINA eski Türkiye’yi anlatın.) Bu talebi emir kabul ederek önce, sadece Mustafa Kemal ATATÜRK’ÜN Cumhurbaşkanı olduğu 15 yıl içinde nelerin olup bittiğini (Z) kuşağına tarihi bilgiler ışığında anımsatalım.
Osmanlı İmparatorluğunun yıkıntıları üzerinde modern bir Devlet inşa eden
Mustafa Kemal Paşa (ATATÜRK)
harabeye dönmüş vatan topraklarını mamur kılmak için ne büyük çabalar sarfetmiş 15 yıllık süre zarfında ülkeye neler kazandırmış önce bir bakalım.
Mustafa Kemal Paşa ve arkadaşları düşman işgalinden kurtardıkları ve Cumhuriyet rejimiyle taçlandırdıkları Türkiye Cumhuriyetini muasır medeniyetin zirvesine çıkarmak için her türlü çabayı göstermiş ve bunu büyük bir muvaffakiyetle başarmışlardır.
“Askeri zaferler, ekonomik zaferlerle taçlandırılmadıkça elde edilen zaferler korunamaz.”
Diyen Mustafa Kemal Paşa hayatta olduğu sürece bunun gereğini yerine getirmenin çabası içinde olmuş ve büyük başarılara imza atmıştır. Türkiye Cumhuriyetini muasır medeniyetin zirvesine taşımak azim ve kararlılığında olan Mustafa Kemal Paşa ve arkadaşları işe eğitimden başlamış, meclis-i mebusandan kadın ve erkeklere eşit haklar tanıyan medeni kanunları çıkarmış, Cumhuriyetin kurulduğu ilk yıllarda yüzde 5’ler düzeyinde olan okur-yazar oranını 15 yıllık zaman diliminde yüzde 90’lara çıkarmıştır.
Sanayileşmeye büyük önem veren Mustafa Kemal Paşa bunun da gereklerini yerine getirmiş, 15 yıllık hizmet süresi içinde
Ankara fişek fabrikası (1924),
Gölcük tersanesi (1924),
Şakir Zümre Fabrikası (1925),
Eskişehir Hava Tamirhanesi (1925),
Alpullu Şeker Fabrikası (1926),
Uşak Şeker Fabrikası (1926),
Kırıkkale Mühimmat Fabrikası
(1926),
Bünyan Dokuma Fabrikası (1927),
Eskişehir Kiremit Fabrikası (1927),
Kırıkkale Elektrik Santrali ve Çelik Fabrikası (1928),
Ankara Çimento Fabrikası (1928),
Ankara Havagazı Fabrikası (1929),
İstanbul Otomobil Montaj Fabrikası (1929),
Kayaş Kapsül Fabrikası (1930),
Nuri Killigil Tabanca, Havan ve Mühimmat Fabrikası (1930),
Kırıkkale Elektrik Santrali ve Çelik Fabrikası (1931),
Eskişehir Şeker Fabrikası (1934),
Turhal Şeker Fabrikaları (1934),
Konya Ereğli Bez Fabrikası (1934),
Bakırköy Bez Fabrikası (1934),
Bursa Süt Fabrikası (1934),
İzmit Paşabahçe Şişe ve Cam Fabrikası (1934),
Zonguldak Antrasit Fabrikası (1934),
Zonguldak Kömür Yıkama Fabrikası (1934),
Keçiborlu Kükürt Fabrikası (1934),
Isparta Gülyağı Fabrikası (1934),
Ankara, Konya, Eskişehir ve Sivas Buğday Siloları (1934),
Kayseri Bez Fabrikası (1934),
Nazilli Basma Fabrikası (1935),
Bursa Merinos Fabrikası (1935),
Gemlik Suni İpek Fabrikası (1935),
Keçiborlu Kükürt Fabrikası (1935),
Ankara Çubuk Barajı (1936),
Zonguldak Taş Kömür Fabrikası (1935),
Barut, Tüfek ve Top Fabrikası (1936),
NURİ DEMİRAĞ UÇAK FABRİKASI (1936- İLK TÜRK UÇAĞI NUD-36 üretildi),
Malatya Sigara Fabrikası (1936),
Bitlis Sigara Fabrikası (1936),
Malatya Bez Fabrikası (1937),
İzmit Kağıt ve Karton Fabrikası (1934),
Karabük Demir Çelik Fabrikası (1937),
Divriği Demir Ocakları (1938),
İzmir Klor Fabrikası (1938),
Sivas Çimento Fabrikası (1938),
Bu fabrikalar sayesinde 1929-1938 yılları arasında ağır sanayi üretimi %152 artarken toplam sanayi üretimi %80 artmıştır. Kömürde %100, kromda %600, diğer madenlerde %200 artış olurken demir üretimi 0'dan 180.000 tona çıkmış, şeker üretimi 200 misli artmıştır. 1926'da başlayan şeker üretimi 1927-1930 arasında 5162 tondan 95.192 tona çıkmıştır. tekstil sanayi ülkenin tekstil ihtiyacının %80'ini karşılar duruma gelmiştir. tekstil ürünleri ithalatı 1927'de 51.000.000 Türk Lirası iken bu rakam 1939'da 11.900.000 türk lirasına düşmüştür. 1924-1929 arasında pamuk ürünleri üretimi 70 tondan 3773 tona, yün 400 tondan 763 tona, ipek 2 tondan 31 tona çıkmıştır.
(Onuncu Yıl) marşının bir mısraında (DEMİR AĞLARLA ÖRDÜK ANAYURDU DÖRT BAŞTAN)
denilmektedir.
Sanayileşme konusuna hassasiyet gösteren Mustafa Kemal Paşa ve arkadaşları demiryolu konusu üzerinde de önemle durmuş ve o zamanın şartlarıyla kazma-kürükle demiryolu ağını büyük ölçüde geliştirmeyi başarmışlardır. Cumhuriyet idarecilerinin demiryolu siyasetinin başlıca sebepleri, üretim merkezlerine ve doğal kaynaklara ulaşılması, üretim tüketim merkezleri ile özellikle limanlar ile bağlantı kurulması, ülkenin iktisadi manada kalkınmasını sağlamak ve özellikle ülkenin doğusunda asayişsizliği önleyerek milli güvenliği sağlamaktı. Ayrıca ülkenin politik merkezi olan Ankara’nın diğer önemli şehirler ile bağlantısının kurulması da büyük bir ihtiyaçtı. Bu amaçla inşa edilen demiryolları Orta Anadolu’yu, Doğu ve Güneydoğu Anadolu’yu Ankara’ya bağlama hedefindeydi. Bu politika ile 1927'de Kayseri, 1930'da Sivas, 1931'de Malatya, 1933'de Niğde, 1934 Elazığ, 1935 Diyarbakır, 1939'da Erzurum demiryolu ağına bağlandı. Bu dönemde inşa edilen ana hatlar şunlardı; Ankara- Kayseri-Sivas, Sivas-Erzurum, Samsun- Kalın (Sivas), Irmak-Filyos (Zonguldak kömür hattı), Adana-Fevzipaşa-Diyarbakır (Bakır hattı), Sivas-Çetinkaya (Demir hattı). Yeni demiryolu hatlarının inşası ile 1923 yılında 4112 km olan demiryolu hattına 1938 tarihi itibariyle 2815 km demiryolu eklenmiş oldu. Böylece 341.599.424 lira harcanarak toplam demiryolu uzunluğu 6927 km’ye ulaştı. Demiryolu siyaseti aslında yeniden inşayı öngörmekteydi. Mali yetersizliklerden dolayı yabancı şirketlerin elindeki demiryollarının devletleştirilmesi yolunda gidilmek istenmemekteydi. Ancak 22 Nisan 1924 tarihinde TBMM’de Anadolu hattının satın alınmasına karar verildi. Böylece demiryollarında millileştirme siyaseti de inşa siyaseti ile beraber yürüdü. 1928 yılında Anadolu demiryolu hattının satın alınmasıyla başlayan millileştirme çalışmaları özellikle 1930’lu yıllarda hızlandı. Yabancı şirketlerin elindeki 3387 km demiryolu 42.515.486 liraya satın alınarak millileştirildi.
(Beni Türk Hekimlerine emanet ediniz)
vecizesiyle, sağlık hizmetlerini ne kadar önemsediğini vurgulayan
ATATÜRK
döneminde yapılan hizmetlere de bir göz atalım.
23 Nisan 1920’de TBMM’nin açılmasından sonra kurulan ilk hükümette Türk tarihinde ilk kez Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı kurulmuş
,
sağlık hizmetlerinin ülke genelinde yaygınlaştırılması sağlanmıştır.
1924 yılında Ankara, İstanbul, Sivas, Trabzon, Erzurum ve Diyarbakır’da örnek hastaneler (Numune Hastanesi) yaptırılmıştır.
1928’de HIFZISSIHHA ENSTİTÜSÜ KURULMUŞTUR.
1936 yılında Umumi Hıfzıssıhha Kanunu ile koruyucu sağlık hizmetlerine önem verilmiştir.
İstanbul ve Balıkesir’de ebe okulları açılmıştır.
Yurt çapında sıtma mücadelesi başlatılmıştır.
İstanbul’da sanatoryum açılmıştır.
Devlet sağlık hizmetlerini üstlenmiştir.
Tüm vatandaşların sağlık hizmetinden ücretsiz şekilde faydalanması sağlanmıştır.
Verem, kolera, çiçek, tifo, sıtma, kızamık ve menenjit gibi hastalıklarla mücadele için çalışmalara başlanılmış. Halktan birisi bu hastalıklara yakalanırsa devlete bildirmekle yükümlü kılınmıştır.
1928 yılında kurulan Hıfzıssıhha Enstitüsünün ürettiği aşılardan o dönemde, bugün aşısına muhtaç bırakıldığımız Çin’e ihracat yapılmıştır.
Eski Türkiye’nin nasıl olduğunu sadece
Mustafa Kemal ATATÜRK’ÜN Cumhurbaşkanı olduğu 15 yıllık dönemden
kesintilerle anlatmağa çalıştık. Kadınlara, Avrupa devletlerinden daha önce seçme ve seçilme hakkının verilmesinin de yine ATATÜRK DÖNEMİNİN önemli bir icraatı olduğunu anımsatalım.
Şimdi gelelim, (Z) kuşağı gençlerin yaşadıkları ve ömürleri boyunca unutamayacakları travmalara:
Öncelikli olarak anımsayacakları konu FETÖ ekibinin 2005-2016 yılları arasında kurduğu düzen sayesinde Üniversitelere giriş sorularının çalınarak birilerine verildiği, bu yüzden üniversite sınavlarında başarılı olamadıkları, başarılı olsalar bile, istedikleri fakültelere giremedikleri olacaktır. Yani, daha üniversitelere giriş aşamasında hayalleri çalınmıştır. Tabii, bunu FETÖ deşifre olduktan sonra öğreneceklerdir.
FETÖ’nün istedikleri dışında bileklerinin gücüyle harp okulllarına girmiş olan (Z) kuşağı gençler, okuldaki FETÖCÜLERDEN GÖRDÜKLERİ ZULÜM VE BASKIYI ASLA UNUTAMAYACAKLARDIR!
Aileleri tarafından binbir zorlukla okutulan ve üniversitelerin çeşitli fakültelerinden hatta 2-3 fakültesinden mezun olup da devlet dairelerinde bir kadroya atanmayı beklerken,
(her üniversite mezununa iş verilecek diye bir kural yok)
diyen zihniyet yüzünden nasıl işsiz bırakıldıklarını asla unutmayacaklardır.
Fakülte mezunu oldukları halde iş bulamazlarken ve alınlarının teriyle kazandıkları diplomaları ellerinde birer helvacı kâğıdına dönüşmüşken, diplomasız veya sahte diplomalı biriulerinin 2-3, hatta daha fazla işte çalışıyorlar gösterilerek 150-250 bin TL arasında maaş aldıklarını elbette anımsayacaklardır.
Girdikleri sınavlarda KPSS ve diğer yazılı notları yüksek olduğu halde, sözde yapılan mülakat sınavlarıyla, kendilerinden çok daha düşük puanı olanların kadrolara atandıklarını nasıl unutsunlar ki!
Fakülte mezunu olduktan sonra, kendilerini binbir zorluklarla okutan ailelerine yardım hayali kuran gençler, 3-5 yıldan beri üniversite mezunu oldukları halde hala ailelerinden harçlık beklemek durumuna düşürülmüş olmalarını unutabilirler mi!
(30 yaşına gelmiş hala evlenmemiş)
diyerek kendileriyle dalga geçenlere
(İŞ VERDİNİZ DE Mİ EVLENMEDİK. İŞSİZ GÜÇSÜZ İNSAN NASIL EVLENSİN, EVLENİRSE, AİLESİNİ NASIL
GEÇİNDİRSİN)
diyemediklerini de elbette unutmayacaklar.
(Z) Kuşağı gençler 17-25 Aralık 2013’te yaşanan operasyonları, evlere yapılan baskınlarda ayakkabı kutularında bulunan dolarları, euroları, 1 milyon liralık rüşvet saatleri takanları da elbette hep anımsayacaklardır.
(Z) Kuşağı gençlerin unutamayacakları bir husus da, fakültelerde okurlarken, işsiz bırakıldıkları için Devletin verdiği bursları ödeyemedikleri için ailelerine haciz uygulanacağı korkusudur. Birilerinin milyonlarca liralık vergi borçlarını bir kalemde silenler, işsiz bıraktıkları için borçlarını ödeyemeyen (Z) kuşağı gençlerin burs borçlarını faiziyle alacak korkusunu nasıl unutsunlar ki…
Evet, (Z) kuşağı gençlere eski Türkiye’yi anlattık. Yeni Türkiye’yi onlar bizden de iyi görüyor, biliyor ve kavrıyorlar…
Lafı uzatmağa gerek yok!
TAŞLAMALAR
YENİ ZAMLAR KERVANI
DİZİLİYOR BAKINIZ
ZAM ÜSTÜNE NE BU ZAM
AZICIK UTANINIZ
ESNAF İMİŞ YÜKSELEN
FİYATLARDAN SORUMLU
GÖZÜMÜZDEN KAÇAR MI
HEMEN SUÇLU BULUNDU
AĞIR CEZA GELECEK
BU SEBEPLE ESNAFA
CEZALARLA YILDIRIP
GETİRİRİZ İNSAFA(!)
MAAŞLARA YÜZDE BEŞ,
VERGİYE YÜZDE YİRMİ
ZAM GELMİŞTİR, NE YAPSIN
SÖYLE, SABİT GELİRLİ
SÖZDE ZAMLI MAAŞI
ALMADAN ELİMİZE
YAMA TUTMAZ YIRTIKLAR
AÇTILAR CEBİMİZE
DOĞALGAZ VE ELEKTRİK
ZAMLARINA BAKINIZ
BORDRO MAHKUMLARINDAN
AZICIK UTANINIZ