Atatürk’ün, İnönü’nün ve Bayar’ın da imzalarının bulunduğu 24 Kasım 1934 tarihli bakanlar kurulu kararıyla Camiden Müzeye çevrilmiş olan Ayasofya, 86 yıl aradan sonra, Danıştay 10. Dairesinin kararıyla tekrar camiye çevrildi ya! Şimdi, İstanbul sanki yeniden fethedilmiş gibi bir hava estirilmek istenmektedir. Hele Diyanet İşleri Başkanı Muhterem Ali Erbaş’ın keyfine diyecek yok. İki Cuma günü üst-üste minbere çıkarak Cuma hutbesini bizzat irat etti. Hutbede, Fatih Sultan Muhammed Han’ın Camiye çevirdiği Ayasofya’yı, müzeye çevirenlere dolaylı lanet okumaktan da geri kalmadı. Peki, 1000 yıllık kilise geçmişi olan Ayasofya’yı müzeye çevirenler kim veya kimlerdi. Yukarıda da belirttiğimiz gibi, Ayasofya’nın müzeye çevrilmesi kararında başta İstanbul’un ikinci Fatih’i (düşmanlardan halâskârı) CENNET MEKÂN Mustafa Kemal Paşa olmak üzere dönemin Başbakanı Merhum İsmet İnönü ve dönemin iktisat vekili Merhum Celal Bayar’ın da imzaları var!
Danıştay 10. Dairesinin verdiği kararın siyasi olduğu tartışıla dursun, Diyanet İşleri Başkanının minberden, Ayasofya’yı müzeye çevirenleri dolaylı olarak lanetlemesi İslami bir tavır mı, bir hınç mı, bir öfke midir. Öncelikle belirtelim ki
Peygamber Efendimiz HAZRET-İ MUHAMMED’İN (O’na, al ve ashabına salat ve selâm olsun)
minbere tek bir defa bile kılıçla çıktıkları vaki değildir. Diyanet İşleri Başkanı aksini iddia ediyorsa, tarihi kanıtlarıyla ortaya koysun. Hem, bırakınız Türkiye Cumhuriyetinin halaskârı Mustafa Kemal Paşa’yı, bir Müslüman, bir başka Müslümana asla küfredemez, sövemiz ve hele-hele asla lanet okuyamaz. Lanet okunmaya müstahak olan sadece ve sadece İBLİS ve avenesidir. Bırakın bir Müslüman’ın bir Müslümanı lanetlemesini, hatta bir gayrimüslime bile lanet okunması caiz değildir.
Peygamber Efendimizin konuyla ilgili emirlerine bakalım:
*Müslümana sövmek fasıklık, onunla savaşmak küfürdür,
*Hiç kimse, başkasına fasık veya kafir demesin. Şayet itham altında bırakılan kişide bu sıfatlar yoksa, o söz, onu söyleyene döner.
Dinimizde asıl olan HÜSN-Ü ZAN’DIR. İster hayatta olan, ister ebediyete intikal etmiş bir Müslüman hakkında
SUİZANDA BULUNMAK BÜYÜK GÜNAHLARDANDIR.
"Mümin ne tan edici, ne lanet edici, ne kaba ve çirkin sözlü, ne de hayasızdır." Buyuran Peygamber Efendimiz yine bir hâdis-i şeriflerinde "Laneti çok yapanlar Kıyamet günü şefaatçi olamazlar, şehit de olamazlar." Buyurmaktadırlar.
Ayasofya’nın 86 yıl aradan sonra tekrar cami olarak ibadete açılması bahanesine sarılarak, Diyanet İşleri Başkanlığının kurucusu olan Mustafa Kemal Paşa’ya dolaylı da olsa lanet okumak, densizliğin ta kendisidir. Biz yine de hüsnü zanda bulunarak, Diyanet İşleri başkanı Sayın Ali Erbaş’ın sarfettiği sözlerin sürç-ü lisan hükmünde olduğunu kabul ederek, yanlış anlaşılmış olmasından dolayı, milletimizden özür dilemesini bekliyoruz.
Ayrıca belirtmekte yarar var. Ben şahsım olarak Yüce ALLAH’TAN dilerim ki, beni Mustafa Kemal ATATÜRK’LE HAŞREDER. Varsın, Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın yardakçılarını da Onunla haşretsin…
TAŞLAMALAR
ATATÜRK’LE HAŞRETSİN
DİLEĞİM BU RABBİMDEN
ALİ ERBAŞ’LA HAŞROL
EY YARDAKÇI KİŞİ SEN
SEVEN, SEVİLEN İLE
HAŞROLUNUR BU DOĞRU
MUHAMMED VE MUSTAFA
BİL Kİ İSLAMIN YOLU
ATATÜRK’ÜN BİR ADI
MUSTAFA’DIR UNUTMA
EY ATATÜRK DÜŞMANI
MÜSLÜMANI UYUTMA
DİYANET TEŞKİLATI
KİMİN SAYESİNDE VAR
ATATÜRK SAYESİNDE
VAR MÜEZZİN, İMAMLAR