Suriye’de, iç savaşın başlamasından bu yana Türkiye, sözün tam anlamıyla
YOL
GEÇEN HANINA
dönüşmüş bulunmaktadır. 6-7 milyon sığınmacı mı, mülteci mi olduklarını bilmediğimiz Suriyelilerden sonra, şimdi de iç savaş yaşanan Afganistan’dan kafileler halinde gelenler var. Sınırlarımız, kevgire dönmüş durumda.
(SINIR NAMUSTUR)
diyenler suçlu, ellerini, kollarını sallayarak gelenler
MUHACİRİN!!!
İslami terimler kullanarak, dini bütün vatandaşları uyutmaya ve gerçeklerin üzerini örtmeye çalışıyorlar.
MUHACİRİN VE ENSARLARIN kimler oldukları bellidir. Peygamber Efendimiz Hazret-i MUHAMMED (O’na, al ve ashabına salat ve selam olsun) döneminde, müşriklerin şerlerinden kaçarak Mekke-i Mükerreme’den, Medine-i Münevvere’ye göç edenlere MUHACİRİN, onları yurtlarında barınddıran Medinelilere ise ENSAR denilir. Bu İslami tabirler, sadece Peygamber Efendimizin Hicret döneminde olanlara özel deyimlerdir. Ondan sonra bu deyimleri kullanmak, sözün tam anlamıyla din istismarıdır, dini terimleri kullanarak gerçeklerin üzerini örtmektir.
Hem Suriye de, Afganistan da Müslüman ülkelerdir. Bu ülkelerde yaşamlarını sürdürenler de Müslüman, kaçanlar da Müslüman. Müşriklerden kaçmıyorlar ki,
MUHACİRİNLERE
benzetelim. Yani, deyim yerindeyse Müslüman, Müslümandan kaçıyor! Haklı taraf hangisi! Kalanlar mı, kaçanlar mı!
Kur’an-ı Kerim’de mealen: “Mü’minlerden iki topluluk birbiriyle çarpışacak olursa aralarını bulun. Onlardan biri diğerine saldırırsa, saldıran taraf Allah’ın hükmüne dönünceye kadar onunla savaşın. Dönerlerse, siz de adaletle aralarını bulun. Daima âdil olun. Çünkü Allah adalet edenleri sever”
buyrulmaktadır. Biz, hangi tarafın haklı, hangi tarafın haksız olduğu kararını veremeyeceğimize göre üzerimize düşen öncelikli olarak
ARABULUCULUKTUR!
Suriyeli sığınmacıların gelmeye başladıkları ilk sıralarda sık-sık kullanılan
MUHACİRİN-ENSAR
deyimleri son zamanlarda pek kullanılmıyor. Çünkü, baktılar ki
APTAL
yerine koymak istedikleri millet, artık bu dolmaları yutmuyor!
Afganlı sığınmacılar için ise ne diyeceklerini şaşırmış vaziyetteler. (MUHACİRİN) diyemezler. ÇÜNKÜ, AFGANİSTAN’DA SÖZDE ŞERİAT NİZAMI KURMAYI AMAÇLAYAN TALİBAN’IN ZULÜMLERİNDEN KAÇIYORLAR. Kendi zihniyetlerinin de TALİBANLA UYUŞTUĞUNU söyleyenler bile var. Yani, Türkiye’ye sığınan Afganlılar, TALİBANIN nazarında MÜŞRİK OLANLARDIR. Sormazlar mı, hem TALİBAN ZİHNİYETİNE YAKIN OLDUĞUNUZU SÖYLÜYORSUNUZ, HEM DE MÜŞRİKLERİ ÜLKENİZE KABUL EDİYORSUNUZ. Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu!!!
Evet, bu ülke bu sayıda mülteciyi-sığınmacıyı kaldıracak kapasiteye sahip değildir. Ülkenin demografik yapısını bozacak bu kadar sığınmacıya sınırları açmak, gelecek yıllar için bölünme tohumları ekmek anlamına gelir. Millet, yükünü kaldıramayacağı sığınmacılardan-mültecilerden bir an önce kurtulmak istiyor. Birleşmiş Milletler ne güne duruyor. Bu sorunu çözmek öncelikle Birleşmiş Milletlerin sorunu değil mi!
Bunca işsizlik, bunca yoksulluk, bunca sefalet varken, siz bunca sorunların üzerine on milyon mülteciyi bindiriyorsunuz. Yazık bu millete, hem de çok yazık!!!
TAŞLAMA
YOL GEÇENLER HANINA
DÖNÜŞMÜŞTÜR ÜLKEMİZ
YAKINDA ÜLKEMİZDE
GARİP KALACAĞIZ BİZ
SIĞINMACI, MÜLTECİ
KAMPLARI KURULACAK
BOZUK ETNİK YAPIMIZ
DAHA DA BOZULACAK
SURİYELİ YETMEDİ
AFGANLI MÜLTECİLER
ÜLKEMİZİ SESSİZ VE
DERİNDEN İŞGALDELER
3-5 MİLYAR EURO
İÇİNMİŞ BU YAPILAN
ÜLKEMİZİN BİRLİĞİ
TALAN EDİLİR TALAN