Ahmet Arıtürk

YASTIK ALTI ALTINLAR!

Ahmet Arıtürk

Türkiye’de, YASTIK ALTINDA 5 BİN TON ALTIN VARMIŞ ve bu altınların değeri 250 milyar dolar olarak hesaplanıyormuş. Bunu söyleyen gözleri ışıl-ışıl parlayan Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati.

Berat Albayrak’ın Bakanlığı döneminde de, yastık altı altınların ekonomiye kazandırılması konusunda çalışmalar yapılmıştı. Albayrak döneminde altın tahvili ve altına dayalı kira sertifikaları devreye sokulmuştu. Albayrak’ın açıklamalarına göre Bakanlığı döneminde 82.3 ton altın ekonomiye kazandırılmıştı.

Türkiye genelinde, yastık altı altın miktarının 3 ila 5 bin ton arasında olduğu tahmin edilmektedir. Bu da, mevcut kur oranıyla hesaplandığında 250 milyar dolarlık bir servetin yastık altında olduğu anlamına gelmektedir. (Yastık altı altın) derken, kadınların ellerinde, boyunlarında, kulaklarında, burunlarında  süs takısı olarak kullandıkları bilezikler, yüzükler, kolyeler, gerdanlıklar, küpeler, hızmalar da aynı kategoride mütalaa edilmektedir.

Yine gözleri ışıl-ışıl parlayan Hazine ve Maliye Bakanı Nebatiye göre yastık altı altınların yüzde 10’u bile ekonomiye kazandırılırsa 25 milyar dolarlık bir katkı sağlanacakmış!

Türk insanının, yastık altında altını olduğu muhakkak. Ama kaç ton olduğu meçhul. Bunun yanında, gözleri ışıl-ışıl parlayan Hazine ve Maliyle Bakanı Nureddin Nebati’ye güvenerek, yastık altı altınlarını belirlenecek şartlarla hazineye vereceklerin olup, olmayacağı, olsa bile ne kadarının olacağı meçhul. İşin doğrusu, Türkiye’de hükümetin ekonomik politikasına güven yok. Bir ülke insanlarının ancak yüzde 20’si adalete güveniyorlarsa, güvensizlik duygusu içinde olan diğer yüzde 80’in, yastık altındaki altınlarını kolay-kolay çıkarıp ekonomiye kazandırmalarını beklemek saf dillik olur. Yastık altı altınların toplattırılması için çıkarılacak yasaların ileride kadük edilmeyeceklerinin garantisi var mı! Yasaların geriye dönük işletilemeyecekleri evrensel bir hukuk kaidesi iken, EYT’lilyerin durumları ortada. Daha sonra çıkarılacak bir yasayla, yastık altı altınlara tanınan hakların geri alınmayacağı veya kısıtlanmayacağının garantisi var mı. Bakın, bu ülkde otoyollar, hastaneler, köprüler, hava alanları yapan müteahhitler bile Devletlerine güvenmedikleri için, haklarını uluslararası tahkim mahkemeleriyle tescil ettiriyorlar.

Vatandaş, politikacılara güvense, yastık altındaki altınların yüzde 10’unu değil, en az yüzde 50’sini ekonomiye kazandırırdı. Ama gözleri ışıl-ışıl parlayan bir Maliye Bakanımız olsa bile, halkın güveneceğine ve yastık altındaki altınlarını çıkaracağına doğrusu pek inanmıyoruz…

(Adalet mülkün temelidir) sözünü (Adalet,  ekonominin de teminatıdır) şeklinde tanımlayabiliriz.

ÇİLLER’İN, ANNESİNİN BOHÇASI…

Türkiye genelinde, YASTI ALTINDA 5 bin ton ALTIN olduğu tahmin ediliyormuş.

Doğrusunu isterseniz, ben inanırım. İnsanlarımız,

(Ak, akçe kara gün içindir)

diyerek ve dişlerinden, tırnaklarından arttırarak zor günleri için her dönemde en geçerli birim olan ALTIN biriktirmişlerdir. Buna (KEFE PARASI) denildiği de olur. İnanır mısınız, Rahmetli babaannemin de

KEFEN PARASI

olarak ayırdığı bir miktar altını vardı. Zaman zaman sandığından çıkararak gösterir

(Ölürsem, bunları bozdurun, cenaze masraflarım için kullanın)

derdi.

Anımsayanlar olacaktır, Başbakanlığı döneminde Tansu Çiller’in serveti konusunda dedikodular yayılıp, kaynağı sorgulamağa başlanınca:

-Vali Babamın eşi rahmetli Annem’in bohçasından çıktı

demişti.

Yani, kimi kefen parası niyetine ve cenazesi ortada kalmasın diye üç-beş altın biriktirmişken, kimi de servet yapmak niyetine birikim yapmıştır.

14 ŞUBAT SEVGİLİLER GÜNÜ  MÜNASEBETİYLE

14 Şubat Sevgililer Günü münasebetiyle istedim ki, rahmetli eşim LEYLA ARITÜRK’ün aziz ruhu için yazdığım iki şiirimi bütün kadınlara ithafen sunayım:

KADIN, DÜNYANIN SÜSÜ

KADIN DÜNYANIN ÖZÜ

YARISIDIR ELMANIN

KADIN CİĞERİN KÖZÜ

KADIN HAVVA ANADIR

MERYEM’DİR, FATIMA’DIR

KADIN ASİYE SULTAN

HATİCE-İ KÜBRA’DIR

KADIN AİŞE DEMEK

KADIN SÜMEYYE DEMEK

CENNET BİLE KADINSIZ

EKSİKTİR BİLMEK GEREK

KADIN ANAMIZ BİZİM

KADIN BACIMIZ BİZİM

GELİNİMİZ, KIZIMIZ

YÜREK ACIMIZ BİZİM

KADIN CANIN PARÇASI

BUNDAN “CÂNAN”DIR ADI

KADINLARA DEĞİL Mİ

ÂŞIKLARIN FERYADI

***

KADIN DENİLEN VARLIK

BİZİM ANALARIMIZ

SEVGİLİ EŞLERİMİZ

CANIMIZ,KIZLARIMIZ

HER BİRİ BİR NADİDE

ÇİÇEK GİBİLER DİNLE

SAKIN OLA İNCİTME

ONLAR CANANLARIMIZ

ELMA YARISI ONLAR

BİZİ TAMAMLIYORLAR

ADEM BİZSEK, KADINLAR

BİZİM HAVVALARIMIZ

KADIN, DÜNYANIN SÜSÜ

SEVGİ, ŞEFKATTİR ÖZÜ

KADIN, CİĞERİN KÖZÜ

HELE KADINLARIMIZ

ŞEFKAT MELEKLERİDİR

MELEKTEN İLERİDİR

TAÇ EDİNSEK YERİDİR

ONLAR, ANALARIMIZ

ABLA, TEYZE VE HALA

KADINDIR ALASANA

NUR YÜZLÜ BÜYÜK ANA

YETSİN DUALARINIZ

ALLAH’IN TEK BİR GÜNÜ

KIRMA SAKIN GÖNLÜNÜ

ÂBİD YİTMİŞ GÜLÜNÜ

BUNDAN ÇÂRESİZ, YALNIZ

ANEKDOT

Bankaların yaygın olmadığı geçmiş yıllarda Siirt’te

“EMANETÇİ”

olarak tanınan muteber kimseler varmış. Bu emanetçiler, genelde zengin kimselermiş.

İşte, yine geçmiş yıllarda Şehrimizde bulunan bu emanetçilerden birine, kadıncağızın biri kocasından habersiz biriktirdiği altınları götürerek teslim etmiş. Ama, teslim ederken:

-Kocamın da, başkasının da haberi yok. Ne olur, yine kimsenin haberi olmasın!

diye sıkı, sıkıya tembihlemiş.

Kadının, teslim ettiklerinden hiç kimsenin haberdar olmadığını öğrenen emanetçi, kendisine emanet edilen altınları bir daha vermemek konusunda niyeti bozmuş.

Aradan zaman geçmiş, kadının ihtiyacı olmuş, altınları geri almağa gelmiş. Ama emanetçi:

-Ne altınları Kadın!

diyerek kadıncağızı, kocasına şikâyet etmekle tehdit etmiş. Tabii, kadıncağız ağlaya, sızlaya geri dönmüş. Kadının çok samimi ve gerçekten sırdaşı olan bir arkadaşı varmış. Durumu ona anlatmış. Beriki kadın:

-Sen hiç merak etme. Kimsenin haberi olmadan emanetçiden altınlarını almak boynumun borcu olsun!

demiş.

Eve gidip, kocasına, hiç kimseye söylemeyeceğine dair yemin verdirdikten sonra durumu anlatmış ve arkadaşı olan kadının emanetçideki altınlarını nasıl kurtaracağının plânlarını birlikte yapmışlar.

Yapılan plân gereğince, kadın tekrar emanetçiye gönderilmiş. Hemen ardından diğer kadın emanetçinin yanına girmiş. Birbirlerini hiç tanımıyorlarmış gibi bir hava estirmişler. İkinci kadın çok acelesi varmış gibi davranarak, emanetçiye bir bohça dolusu altını vererek:

-Güvenilir bir kişi olarak senden istirham ediyorum. Benim bu altınlarımı sakla. Kocamın veya bir başkasının haberi olmasın demiş.

İlk kadın ise fırsatı değerlendirerek:

-Ben, emanetlerimi almağa gelmiştim!

deyince, kadının getirdiği altınların, ilk kadının getirdiklerinin yaklaşık on katı kadar fazla olduklarını görün emanetçi yeni kadının gözlerini boyamak için:

-Hiç merak etme, bak, bu kadıncağız da bana altın emanet etmişti. Şimdi, emanetlerini almaya gelmiş. Onun emanetlerini vereyim, sonra, senin emanetlerini alıp saklayayım!

demiş. İçeri odaya girip, birinci kadının altınlarını getiren emanetçi, tam kadının eline altınlarını geri verirken, evin kapısı hızlı, hızlı çalınmış. Emanetçi, mecburen gidip kapıyı açmış. Kapıyı çalan, ikinci kadının kocasıymış. Kocası, sanki her şeyden habersiz ve bir plânın parçası değilmiş gibi davranarak:

-Sen benden habersiz altın biriktirir, emanetçide saklamaya getirirsin ha!

diyerek, karısını sözde dövmeye başlamış ve elindeki altınları almış. İlk kadın da, emanet ettiği altınlarını bu oyun sayesinde

ÜÇKÂĞITÇI EMANETÇİDEN kurtarmış!

TAŞLAMALAR

YASTIK ALTINDA DURAN

ALTINLARI ÇIKARIN

EKONOMİ ÇIKMAZDA

CANSUYU OLUR BAKIN

IŞIL-IŞIL GÖZLERİ

MALİYE BAKANININ

YASTIK ALTINDA NE VAR

NE YOK GÖRÜYOR BAKIN

BİR DE BOHÇALILAR VAR

SERVET DOLU BOHÇALAR

YAMALI BOHÇA AMMA

İÇİNDE VAR DOLARLAR

BABAMIZ VALİ OLSA

ANNEMİZİN BOHÇASI

ALTIN DOLU OLURDU

ÖRNEĞİ ÇİLLER BACI

Yazarın Diğer Yazıları