Sistem değişmezse, Cumhurbaşkanı seçimleri bundan böyle krizlere yol açacak gibi görünüyor. Cumhurbaşkanlığı makamı, mevcut anayasaya göre yasama, yürütme ve yargının da başıdır. Cumhurbaşkanı seçilen kişi yürütmeyle ilgili birçok faaliyeti bizzat kendisi ya da teşkilatıyla birlikte yerine getirir. 9 Temmuz 2018’den sonra Cumhurbaşkanlığı sisteminde yapılan değişikliklerle Bakanlar Kurulu kalkmış, Cumhurbaşkanı, yürütmede belli sınırlarla tek başına söz sahibi olmuştur. Bakanların da eski sisteme oranla önemi kalmamış gibidir. Bakanlar, adeta Cumhurbaşkanının sekreterleri konumuna düşürülmüşlerdir.
Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde en az yüzde 5 oranında oy almış siyasi partilerin aday gösterebilmeleri yanında, yine en az 100 bin seçmen tarafından aday olması istenenler de aday olabilmektedirler. Anayasamızın 101. Maddesine göre Cumhurbaşkanı seçme yetkisi doğrudan halka aittir.
Cumhurbaşkanlığı seçim usulünde kural olarak salt oy çoğunluk aranır. Yani bu 50+1 olarak dillendirilen şekildir. İlk seçimde adaylar arasında 50+1 oy alan çıkmazsa, en çok oy alan iki aday ile tekrar seçime gidilir. Kazanan kişi cumhurbaşkanı olur. Siyasetle ilgilenen çevreler, 50+1 formülünün ülkeyi kaosa götüreceğine ve kutuplaşmalara yol açacağına özellikle dikkatleri çekmektedirler. Partili cumhurbaşkanlığı sisteminin, bir olumsuz yanı da tarafsız olması gereken makamın tarafsızlığı açısından sorgulanmasının sebebi olmasıdır.
Son dönemde, ekonomide yaşanan bunalımların temelinde 50+1 formülünün yattığı öne sürülürken, ülkenin daha şimdiden (MİLLET) ve (CUMHUR) ittifakları olarak adeta kamplaştırıldığına vurgu yapılmaktadır.
Türkiye’nin, her Cumhurbaşkanlığı seçiminde kaos ortamına girmesinin önlenmesi açısından tek çıkış yolunun tekrar parlamenter sisteme dönülmesi olacağı özellikle vurgulanmaktadır. Daha önce olduğu gibi, Cumhurbaşkanlarının TBMM tarafından seçilmesi, BAKANLAR KURULUNUN yeniden canlandırılması aşırı yetkilerinin sınırlandırılması ve sembolik bir makam olarak işlev yapması istenmektedir. EVET, TEK ADAM SORUNU YARATAN SİSTEMDEN SÜR’ATLE GERİ DÖNÜLMELİ, MÜMKÜNSE BU KONU BÜTÜN SİYASİ PARTİLERİN ORTAK KARARI OLARAK TBMM’İ GENEL KURULUNDAN GEÇİRİLMELİDİR.
SONUÇ OLARAK:
YA TÜRKİYE’NİN SELAMETİ, YA TEK ADAM!!!
REZA ZARRAB’IN MAHKEME DOSYALARINDAN
GİZLİLİK KARARI KALKARSA,
UCU KİMLERE DOKUNACAK, GÖRECEĞİZ!!!
Birleşik Amerika’da devam eden Reza Zarrab davaları Türkiye açısından çok önemli. New York Güney Bölgesi Federal Mahkemesi’nde devam eden Reza Zarrab davasında, farklı zamanlarda gizlilik kaydıyla dava dosyasına konulan belgelerin bazılarının kamuya açılacağı belirtilirken, birilerinin durumdan endişelendikleri anlaşılmakta.
Hakim Richard Berman, 1 Kasım'da savunma ve savcılığa gönderdiği mektupta, son gelişmeler çerçevesinde dava dosyasındaki bazı gizli belgeler için gizlilik kararının kaldırılmasına itirazlarının olup olmadığını sormuştu. Berman'ın mektubuna taraflardan yanıt geldi.
VOA Türkçe’de Can Kamiloğlu’nun haberine göre, New York Güney Bölgesi Başsavcısı Damian Williams, dün hakim Berman'a yazdığı cevap mektubunda savunma ve savcılığın, hakimin gerekli gördüğü şekilde son gelişmelerle ilgili dosyada üzerinde gizlilik kararı bulunan bazı belgelerin kamuya açılmasına bir itirazı olmadığı belirtti.
New York'ta aralarında Halkbank'ın da bulunduğu dokuz sanığın yargılandığı Reza Zarrab davasında, davanın ilk başladığı 15 Aralık tarihinden itibaren gizlilik kararı konulan 50'ye yakın dosya bulunuyor.
Gizlilik kararı bulunan dosyalardan hangilerinde gizlilik kararının kaldırılacağına hakim Berman karar verecek.
1 Kasım'da gizlilik kararı kaldırılan bir belgeye göre, Zarrab'ın 2018 yılında mahkemeye kefalet karşılığında tutuksuz yargılanmak için başvurduğu, hakimin de başvuruyu kabul ettiği ortaya çıkmıştı.
EVET, REZA ZARRAB’IN DOSYALARINDAN GİZLİLİK KARARLARIĞ KALKARSA, UCU KİMLERE DOKUNACAK, GÖRECEĞİZ.
(MİLLİ) OLMAK VASFINI KAYBEDEN PİYANGO İDARESİ!!!
Özelleştirilmeden önce, adına (MİLLİ PİYANGO İDARESİ) dediğimiz bir kuruluş vardı. Ancak ve maalesef özelleştirilen bütün kurum ve kuruluşlar gibi, bu idare de artık (MİLLİ) olmak vasfını kaybetmiştir. Piyango İdaresiyle ilgili kuşkular vardır.
Milli olmaktan çıkan idare, kendi başına buyruk hareket etmekte, istediği zaman özel çekilişler düzenlerken, istediği zamanlarda da, çekilişleri aksatmaktadır.
Türkiye’nin (ALTIN YUMURTLAYAN TAVUĞU) hükmündeyken, MİLLİ PİYANGO İDARESİNİN özelleştirilmiş olması, zihinlerde istifhamlar oluşmasına yol açmakta, çekilişlerin şaibeli hale gelmesi neticesi doğurmaktadır.
Kasım ayında çekilişleri sonlandıran Piyango idaresi, YILBAŞI ÖZEL ÇEKİLİŞİNE AİT BİLETLERİ ŞİMDİDEN PİYASAYA SÜRMÜŞ BULUNUYOR. Tam, bilet 120, yarım bilet 60 ve çeyrek bilet 30 liradan satışa sunulmuş bulunulmakta…
Özelleştirilmeden önce adı (MİLLİ PİYANGO) olan kuruluş, güvenilir bir kurumdu. Şimdilerde, güvenirliği sorgulanır hale gelmiş bulunmaktadır.
TAŞLAMALAR
RIZA SARRAF’A AİT
DOSYALAR AÇILACAK
DOSYALAR AÇILINCA
GÖR BAK NELER OLACAK
ELLİ DOSYASI VARMIŞ
GİZLİ TUTULAN MEĞER
NELER-NELER OLACAK
AÇILIRLARSA EĞER
KİMLER RÜŞVET ALMIŞSA
HEP AÇIĞA ÇIKACAK
VURGUN VE TALANLARIN
HESABI SORULACAK
MİLLİ KAHRAMAN BİLE
İLAN ETTİK BİR ZAMAN
HEP KUŞKU DUYMUŞUMDUR
BU TİP KAHRAMANLARDAN