Türk filmlerinin değişmez klasiklerindendir. Birçok yerli filmin öznelerinden biri
(VURUN KAHPEYE)
olarak hatırlanır. Çocukluk yıllarımda adı doğrudan
(VURUN KAHPEYE)
olan bir filmi izlediğimi anımsıyorum. Konu aynı, namuslu dul bir kasaba kadınına musallat olan biri, istediğini elde edemeyince, el altından kadının
KAHPE
olduğunu yayarak, kasabalıları dolduruşa getirir. Yağmayan yağmurun, kuruyan çayın, düşük gelen mahsulün sorumlusunun bu
KAHPE(!)
olduğu söylentilerini yayar da, yayar! Sonunda, kasaba halkı ve özellikle, kadını cinsel obje olarak gördükleri halde elde edemeyenler
(HURRAAA)
diyerek kadının evini basarlar. Başlarında da kasabanın ağası ile imamı vardır. Önce kadının evi taşlanır, camları kırılır. Zavallı kadıncağız, çocuklarıyla birlikte evin içinde tir-tir titremektedir. Doğrusunu isterseniz, kurgu olduğunu bile-bile filmi izlerken, gözlerimden yaşlar aktığını bugün gibi anımsıyorum.
İşte, bu senaryo gibi, NEFRET DİLİ kullanmak da aynı kapıya çıkar. Birileri için (TERÖRİSTTİR, DİNSİZDİR, İMANSIZDIR, VATAN HAİNİDİR, ZİLLETTİR, İLLETTİR, EŞ CİNSELDİR) ve benzeri sıfatları kullanmak suretiyle Müslüman halkın dini duygularını kaşırsanız, çok tehlikeli bir yola girilmiş
olursunuz.
BU GİBİLERİNİ ÖLDÜRMEYİ IŞİD MİLİTANLARI GİBİ CİHAT OLARAK ALGALAYACAK BİR HAYLİ CAHİLLER ORTAYA ÇIKAR.
Kendilerini Müslüman zanneden, ancak İslamiyetten bi haber olan bu gibi cahillere hatırlatmakta yarar vardır.
İslam dini, herşeyden önce MERHAMET DİNİDİR.
İnsanlara merhametli olmayı, birbirlerini sevmeyi, saymayı, yumuşak dilli olmayı emreder.
Kur’an-ı Kerim’de ifade edildiği gibi YÜCE ALLAH, Firavun’u irşat etmesi için KELİMULLAH unvanı olan Hazret-i Musa’yı (Peygamber Efendimize, O’na ve cümle peygamberlere salat ve selam olsun) görevlendirirken şöyle bir konuşma geçer:
Hazret-i Musa, kardeşi Hazret-i Harun’a:
“–Haydi Firavun’a gidelim! Zîrâ Allâh -celle celâlühû- ikimizi de bununla vazîfelendirdi…” dedi.
Sonra ikisi birlikte:
“Dediler ki:
«–Rabbimiz! Doğrusu biz, onun bize aşırı derecede kötü davranmasından yahut iyice azıtmasından endişe ediyoruz.»
(Allâh Teâlâ) buyurdu:
«–Korkmayın; çünkü Ben sizinle beraberim; işitir ve görürüm.»
“Haydi Firavun’a gidip deyin ki: «Gerçekten biz, âlemlerin Rabbinin elçisiyiz; İsrâîloğulları’nı bizimle beraber gönder!»”
Ancak Allâh Teâlâ, bu tebliği yaparken riâyet edilmesi gereken üslûbu da şöyle bildirir:
“ONA YUMUŞAK SÖZ SÖYLEYİN! BELKİ O, AKLINI BAŞINA ALIR VEYA KORKAR!”
Görüyor musunuz, Cenab-ı ALLAH
, Peygamberlerini FİRAVUN’U İRŞADLA GÖREVLENDİDİRKEN BİLE “YUMUŞAK SÖZ SÖYLEYİN” diye emir veriyor.
YÜCE ALLAH,
Firavun’un tevhîd akîdesine gelmeyeceğini ilm-i ilâhîsi ile bildiği hâlde, Hazret-i Mûsâ’ya, ona karşı
LEYYİN BİR LİSAN
kullanmasını emretmektedir ki, aslında bu emir, Hazret-i Musa’nın şahsında bütün Müslümanlara verilmiştir, Müslümanlar olarak kendimize gelelim ve hele-hele kimseleri ağır töhmetler altında bırakacak suçlamalarda bulunmayalım!
(VURUN KAHPEYE)
senaryolarının yaşanmasına yol açmayalım!
Hazret-i Mevlana’nın da buyurduğu gibi:
SEVGİDE, GECE GİBİ OL
DOSTLUK VE KARDEŞLİKTE AKARSU GİBİ OL,
HATALARI ÖRTMEDE GECE GİBİ OL,
TEVAZUDA TOPRAK GİBİ OL,
ÖFKEDE ÖLÜ GİBİ OL,
HER NE OLURSAN OL,
YA OLDUĞUN GİBİ GÖRÜN,
YA GÖRÜNDÜGÜN GİBİ OL
ŞU TOPRAĞA SEVGİDEN BAŞKA BİR TOHUM EKMEYİZ
ŞU TERTEMİZ TARLAYA BAŞKA BİR TOHUM EKMEYİZ BİZ...
***
Umarım ki, bu gün böyle bir yazı yazmak ihtiyacını neden duyduğum anlaşılmıştır.
TAŞLAMALAR
Z KUŞAĞI, Z KUŞAĞI
GÖZLERİNDEN ÖPÜYORUM,
BAHTIN AÇIK OLSUN DAİM
SENDE HUZUR BULUYORUM
UMUDUMUZ Z KUŞAĞI
BAKARLAR MI HİÇ AŞAĞI
GÖZLERİ HEP GÖKLERDEDİR
OLMAZ KİMSENİN UŞAĞI
Z KUŞAĞI, Z KUŞAĞI
OLMA KİMSENİN UŞAĞI
SANA ACI ÇEKTİRENLER
OLACAKLAR AL AŞAĞI
BU ÜLKENİN PARLAK BEYNİ
KİMSE ALTEDEMEZ SENİ
(İSTİKBAL GÖKLERDE) DEMİŞ
UYARMIŞTIR ATAN BELLİ