Müslümanların kurbanlarını talep eden vakıfların, derneklerin ve benzeri kuruluşların Şehrimizin muhtelif yerlerine astıkları dövizlere bakıyoruz. Kurban talebinde bulunanlar arasında 3.500 Türk Lirasından başlayarak, 12 bin Türk Lirasına kadar değişik rakamlar isteyenler var. Yani, en düşük ücreti talep edenlerle, en yüksek ücreti talep edenler arasında 3 kat fark bulunmakta. Denilebilir ki, Afrika’da KURBAN fiyatları ucuz. Kurban bağışlanacak yörenin fiyatı esas alınmakta.
Bu yanlış bir uygulamadır. Kurbanın en ucuz olduğu yöreye ait tercih yapılarak konu istismar edilebilir. Vekaleti veren (nasıl olsa 3.500 TL verdim, sorumluluktan kurtuldum) diye düşünebilir. Kurban bedeli talep edilirken, Afrika’nın veya diğer ülkelerin kurban fiyatları esas alınarak değil, Türkiye’de kurban fiyatlarının esas alınması gerekir. Bu ülkede yaşayan Müslümanlar, kurban bedelini, ülkenin, hatta bölgenin ve yaşadıkları illerin şartlarına göre ödemelidir. Yaşadıkları ilde, ilçede kurbanlık fiyatı aşağı-yukarı ne kadar ise ona göre bir fiyat talep edilmeli. Vatandaş, bağışını Afrika’nın herhangi bir ülkesine yapmak istiyorsa, verdiği parayla adına 1 değil, 3 kurban kesilebilir.
Siirt için sorduk, soruşturduk. Kurban olmak şartlarını haiz en ucuz kurbanlık 9 Bin TL. Ancak, kilosuna göre 15 bin ve üzerinde kurbanlıklar da olabilir. Bize göre bu durumda, Siirt’te yaşayan bir kimsenin 3.500 TL verip, kurban vecibesini yerine getirdiğini iddia etmesi muhaldir. Kurban kesmek işini vekaleten derneklere veya vakıflara vermeye niyetli olan hemşehrilerimizin dikkatlerini çekeriz.
MEZAR TAŞLARI
Mezar taşları ilginçtir. Bazılarının üzerlerinde yazılanlar birer edebiyat şaheseridir. Geçmiş yıllara ait çoğu mezar taşlarında dörtlükler yer alır. O mezarlarda yatan şahısların dillerinden nakledilen şiirler. Geçmiş yıllarda, mezarlıklardaki bu dörtlüklerle
TARİH ATILIRDI.
Arap harfleri, aynı zamanda rakam olarak kullanılırlar. Genelde, mezar taşlarındaki dörtlüklerde doğum ve ölüm tarihini belirten kelimeler vardır.
Zevye Mezarlığını ziyaret ederken, üzeri Arapça (Osmanlıca) yazılı mezar taşları gördüm. Tarihi olarak korunmaları gereken Mezar Taşları da genelde bu Osmanlıca olarak ve Arap Harfleriyle yazılmış olanlardır. Bir zamanlar Milli Eğitim Şurasında, Liselerde Osmanlıcanın zorunlu ders olması istenmişti. Şurada Osmanlıcanın liselerde zorunlu olmasını isteyenlerin öne sürdükleri sebeplerden biri de buydu. Deniliyordu ki
(İnsanlarımız, atalarının mezar taşlarında yazılanları okuyamıyorlar!)
Mezar taşlarında neler yazıldığını okumak iyi de, sırf mezar taşlarında neler yazılıdır diye Osmanlıca öğrenmeyi liselerde zorunlu ders olarak uygulamaya koymak ne derece doğrudur, bunun tartışılması gerekir.
Günümüzde, mezar taşlarının kitabeleri de artık Latin harfleriyle yazılıyor. Bu açıdan, sadece geçmişte yazılı olanları okumak açısından haftanın 3-4 saatini Osmanlıcaya tahsis etmenin gereği var mı! Hem, bazı fakültelerde, Örneğin Fen Edebiyat Fakültelerinde Osmanlıca temel derslerden biridir. Ayrıca, İmam Hatiplerde ve İlahiyat Fakültelerinde de Arapça dersleri vardır. Zaten, Osmanlıca da Arapça harflerin, Türkçe için kullanılma durumudur. Yani, varsa dedelerinin mezar taşlarını okutmak isteyen, rahatlıkla bu arzusunu tahakkuk ettirebilir.
Aslında, gerçek niyet başkadır. Açık bir şekilde,
(herkes Kur’an Okusun istiyoruz)
denilirse, daha gerçekçi olur. Çünkü Osmanlıca okuma, yazmayı öğrenen
Kur’an-ı Kerimi
de rahatlıkla okuyabilecek demektir.
Osmanlıca (Arapça) harflerle eğitim-öğretim verildiği zaman bu ülkede okur-yazar oranı sadece yüzde 5’ti. Latin harfleriyle birlikte oran yüzde 95’e çıktı. Latin harfleri, medeni olarak tanımlanan bütün ülkelerin kullandıkları harflerdir. Avrupa medeniyetine entegre olmak açısından eğitim ve öğretimin Latin harfleriyle sürdürülmesi zorunludur.
Mezar taşlarındaki kitabeleri okumak için Osmanlıca öğrenmek ve bunu liselerde mecburi derse dönüştürmek bu açıdan mantıksızdır.
Hem size söyleyeyim mi, aslında mezar taşları İslam dininde harama yakın günahtır. İslam Dininin Merkezi olarak kabul edilen Mekke’ye, Medine’ye gidenler bilir. Sahabelerin bile mezar taşları yoktur. Mezarlar, topraktan en çok bir karış yükseklikteki taşlarla çevrilidirler. İhtişamlı, kubbeli mezarları, türbeleri hiç mi, hiç bulamazsınız!
Mezar taşlarındaki kitabeleri okumak bir ihtisas işidir. Öyle, her Osmanlıcayı öğrenenin becereceği bir iş de değildir.
Mezarlarla uğraşmayı, bu konuda mütehassıslara bırakalım da, ilim yarışında derece almak için fezalarla uğraşalım, ay’a, yıldızlara araç göndermeye odaklanalım. Dinimizin emri de budur…
TAŞLAMA
YAP-BOZ TAHTASI GİBİ
MİLLİ EĞİTİMİMİZ
BUNDAN İLERİ DEĞİL
GERİYE GİDERİZ BİZ
SÜBYAN OKULLARINI
AÇACAKLAR DENİLİR
SÜBYANCI KARAMAN’DA
ADRESİ DE BELLİDİR
MİLLİ EĞİTİM ŞİMDİ
VAKIFLARA EMANET
PARALEL DE BU İŞE
TALİP İDİ DİKKATET
PARALELCİLER GİTTİ
YENİLERİ GELECEK
FETÖCÜ’LER YERİNE
ENSARLAR YERLEŞECEK