Ahmet Arıtürk

VAKIFLAR HAFTASI VE YAĞMALANAN VAKFİYELER!

Ahmet Arıtürk

8-14 Mayıs arası günler VAKIFLAR HAFTASI’DIR. Siirt’imizin büyük bir bölümünü muhtelif vakfiyelere ait gayrimenkuller teşkil eder. Tarlalar, arsalar, bağlar, bahçeler, bostanlar, dükkanlar, hatta vakıf olarak adanmış kuyular, çeşmeler bile vardı. (Vardı) diyoruz çünkü büyük bölümü yağmalandılar. Evet ve maalesef vakıf yağmalarının ayyuka çıktığı bir ortamdayız. Eskiden, vakıf konusuna büyük bir hassasiyet gösterilir, insanlarımız vakıflara ait menkul ve gayrimenkulleri büyük bir titizlikle korurlardı. Günümüzde, vakıf yağması olağanlaşmış gibi. Eline geçen, helâl haram demeyerek vakıfların menkul ve gayri menkullerini kırıştırıyor!

Gerçek olup olmadığı şüpheli olmakla beraber, Hazret-i Süleyman’la ilişkilendirilen bir anekdot vardır. “

SULTAN SÜLEYMAN”

olarak da zikredilen Süleyman Peygamber’in

(Peygamberimize ve cümle Peygamberlere salat ve

selâm olsun)

vakıflarla ilgili olarak nakledilen anekdotunu önce sunalım, sonra yorumlarımıza devam edelim:

Hazret-i Süleyman divan kurmuş bir çok hayvanlar da divanında hazır bulunuyormuş. Leylek, Hazret-i Süleyman’a hitaben

(bilindiği gibi Hazret-i Süleyman kuş dilinden da anlar ve konuşurmuş)

demiş ki:

-Ey Allah’ın Peygamberi, ben istersem senin bu saltanatını yıkabilirim!

Bunun üzerine, Hazret-i Süleyman leyleğe sormuş:

-Benim, bu büyük saltanatımı yıkmağa nasıl güç getirebilirsin ki?

Leylek cevap vermiş:

-Vakıf olan bir topraktan, gagamla toprak alır, sana ait toprağa atarım. O toprak parçasıyla, varlığını dağıtırım.

Hazret-i Süleyman ile ilişkilendirilen bu anekdot, aslında

VAKFIN ÖNEMİNE

ve ne derece korunması gerektiğine ilişkindir. İnsanları, vakıf mallarını yağma etmemeleri, ettikleri takdirde uğrayabilecekleri felâketler açısından uyarıcı bir anekdottur. Amma, duyuyor ve görüyoruz ki, vakıf mallarını yağmalayanlar, genelde Müslüman geçinenler, hatta Müslüman diye geçinenleri bir tarafa bırakın,

NASUH

kimliğinde olanlardır. Hani

“NASUH-U LAYANTASİH!”

denilir ya! Yani, kendisi halka nasihat verdiği halde, kendi nasihatlerini, kendi nefislerine uygulamayanlar.

Bir de, meşhur bir darb-ı meselimiz daha var.

“ESKİDEN, MIL BEB, İLEL MİHRAP, DENİLİRDİ. ŞİMDİ, MİNEL MİHRAP İLEL BEP DEMEK LÂZIM!”

Siirt’çe olan bu deyimi açıklayalım.

“Eskiden, kapıdan mihraba kadar bozuk denilirdi. Şimdi, mihraptan kapıya kadar her yer bozuk!”

demek lâzım…

Bu yazıyı niçin yazmak ihtiyacını hissettiğimize gelince

bilen, zaten biliyor, bilmeyen, bilenlerden öğrensin.

ANEKDOT

Siirt’in bu zengin vakfiyeleri bazen anekdot tadında olayların yaşanmasına sebep olmuyor değil. Bir dostumuz anlattı. Bir yerde, arazi konusunda ihtilaf hasıl olunca iş mahkemeye düşmüş. Bilirkişi olarak çağrılan yaşlı zata Hâkim sormuş:

-Elini vicdanına koy ve öyle söyle. Bu arazi kimin?

Bilirkişi gerçeği söylemiş:

-Benim bildiğim kadarıyla Şeyh Musa’nındır!

Hâkim, ciddi bir ses tonuyla konuşmuş:

-Öyleyse, Şeyh Musa’yı çağırın!

Hâkimin bu talebi üzerine, bilirkişi yanlışını, daha doğrusu eksiğini anlayarak cevap vermiş:

-Efendim, benim adını verdiğim ŞEYH MUSA HAZRETLERİ, Siirt’in meşhur evliyalarından bir zattır. Adına kurulmuş VAKFİYESİ vardır. Yine adını alan bir mezarlıkta türbesi bulunmaktadır.

Deyince, Hâkim durumu anlamış!

Evet, durum bu! Arazi tespitleri yapılırken,

(Şeyh Musa’nındır)

diyen insaflı bilirkişi gibi, bütün bilirkişiler insaflı olsalar, durumdan haberdar olmayan hâkimler,

(Şeyh Halef gelsin), (Şeyh Hasan gelsin) ve benzeri deyimleri çok kullanacaklar.

TAŞLAMA

EĞER DAYIN VAR İSE

DİPLMAYA NE GEREK

DAYIN YOKSA DİPLOMA

BİR İŞE YARAMAZ PEK

KPSS YANINDA

BİR DE MÜLAKAT VAR YA

İŞİ HAVALA ETMEK

DEMEKTİR DAYILARA

AĞZINDA KUŞ TUTSAN DA

BOŞTUR BUNU BİLESİN

EĞER DAYIN YOK İSE

İŞİN YAŞTIR BU KESİN

ECEVİT’E BİN RAHMET,

GASIPLARA BİN LANET

KİMSESİZİN KİMSESİ

OLMALI CUMHURİYET

O

KUMAYANLAR DAHA

MUTLUYMUŞ BU ÜLKEDE

BUNDAN DAHA DOĞAL BİR

DURUM OLMAZ ELBETTE

OKUMAYA NE GEREK

TORPİLİN VARSA ŞAYET

TORPİL YOKSA TAHSİLİN

BİR FAYDASI YOK ELBET

MÜLAKAT DENEN SİSTEM

ADAM KAYIRMA İŞİ

AP-AÇIK ORTADADIR

BUNU BİLİR HER KİŞİ

GÜVENLİK SEBEBİYLE

ELENİRKEN TORPİLSİZ

TORPİLLİYE GÜVENCE

DAYISIDIR BİLİNİZ

YAZILI SINAVLARDA

BAŞARILI OLURLAR

MÜLAKATLARDA İSE

HEP ELENİR DURURLAR

Yazarın Diğer Yazıları