8-14 Mayıs arası günler VAKIFLAR HAFTASI’DIR. Siirt’imizin büyük bir bölümünü muhtelif vakfiyelere ait gayrimenkuller teşkil eder. Tarlalar, arsalar, bağlar, bahçeler, bostanlar, dükkanlar, hatta vakıf olarak adanmış kuyular, çeşmeler bile vardı. (Vardı) diyoruz çünkü büyük bölümü yağmalandılar. Evet ve maalesef vakıf yağmalarının ayyuka çıktığı bir ortamdayız. Eskiden, vakıf konusuna büyük bir hassasiyet gösterilir, insanlarımız vakıflara ait menkul ve gayrimenkulleri büyük bir titizlikle korurlardı. Günümüzde, vakıf yağması olağanlaşmış gibi. Eline geçen, helâl haram demeyerek vakıfların menkul ve gayri menkullerini kırıştırıyor!
Gerçek olup olmadığı şüpheli olmakla beraber, Hazret-i Süleyman’la ilişkilendirilen bir anekdot vardır. “
SULTAN SÜLEYMAN”
olarak da zikredilen Süleyman Peygamber’in
(Peygamberimize ve cümle Peygamberlere salat ve
selâm olsun)
vakıflarla ilgili olarak nakledilen anekdotunu önce sunalım, sonra yorumlarımıza devam edelim:
Hazret-i Süleyman divan kurmuş bir çok hayvanlar da divanında hazır bulunuyormuş. Leylek, Hazret-i Süleyman’a hitaben
(bilindiği gibi Hazret-i Süleyman kuş dilinden da anlar ve konuşurmuş)
demiş ki:
-Ey Allah’ın Peygamberi, ben istersem senin bu saltanatını yıkabilirim!
Bunun üzerine, Hazret-i Süleyman leyleğe sormuş:
-Benim, bu büyük saltanatımı yıkmağa nasıl güç getirebilirsin ki?
Leylek cevap vermiş:
-Vakıf olan bir topraktan, gagamla toprak alır, sana ait toprağa atarım. O toprak parçasıyla, varlığını dağıtırım.
Hazret-i Süleyman ile ilişkilendirilen bu anekdot, aslında
VAKFIN ÖNEMİNE
ve ne derece korunması gerektiğine ilişkindir. İnsanları, vakıf mallarını yağma etmemeleri, ettikleri takdirde uğrayabilecekleri felâketler açısından uyarıcı bir anekdottur. Amma, duyuyor ve görüyoruz ki, vakıf mallarını yağmalayanlar, genelde Müslüman geçinenler, hatta Müslüman diye geçinenleri bir tarafa bırakın,
NASUH
kimliğinde olanlardır. Hani
“NASUH-U LAYANTASİH!”
denilir ya! Yani, kendisi halka nasihat verdiği halde, kendi nasihatlerini, kendi nefislerine uygulamayanlar.
Bir de, meşhur bir darb-ı meselimiz daha var.
“ESKİDEN, MIL BEB, İLEL MİHRAP, DENİLİRDİ. ŞİMDİ, MİNEL MİHRAP İLEL BEP DEMEK LÂZIM!”
Siirt’çe olan bu deyimi açıklayalım.
“Eskiden, kapıdan mihraba kadar bozuk denilirdi. Şimdi, mihraptan kapıya kadar her yer bozuk!”
demek lâzım…
Bu yazıyı niçin yazmak ihtiyacını hissettiğimize gelince
bilen, zaten biliyor, bilmeyen, bilenlerden öğrensin.
ANEKDOT
Siirt’in bu zengin vakfiyeleri bazen anekdot tadında olayların yaşanmasına sebep olmuyor değil. Bir dostumuz anlattı. Bir yerde, arazi konusunda ihtilaf hasıl olunca iş mahkemeye düşmüş. Bilirkişi olarak çağrılan yaşlı zata Hâkim sormuş:
-Elini vicdanına koy ve öyle söyle. Bu arazi kimin?
Bilirkişi gerçeği söylemiş:
-Benim bildiğim kadarıyla Şeyh Musa’nındır!
Hâkim, ciddi bir ses tonuyla konuşmuş:
-Öyleyse, Şeyh Musa’yı çağırın!
Hâkimin bu talebi üzerine, bilirkişi yanlışını, daha doğrusu eksiğini anlayarak cevap vermiş:
-Efendim, benim adını verdiğim ŞEYH MUSA HAZRETLERİ, Siirt’in meşhur evliyalarından bir zattır. Adına kurulmuş VAKFİYESİ vardır. Yine adını alan bir mezarlıkta türbesi bulunmaktadır.
Deyince, Hâkim durumu anlamış!
Evet, durum bu! Arazi tespitleri yapılırken,
(Şeyh Musa’nındır)
diyen insaflı bilirkişi gibi, bütün bilirkişiler insaflı olsalar, durumdan haberdar olmayan hâkimler,
(Şeyh Halef gelsin), (Şeyh Hasan gelsin) ve benzeri deyimleri çok kullanacaklar.
TAŞLAMA
EĞER DAYIN VAR İSE
DİPLMAYA NE GEREK
DAYIN YOKSA DİPLOMA
BİR İŞE YARAMAZ PEK
KPSS YANINDA
BİR DE MÜLAKAT VAR YA
İŞİ HAVALA ETMEK
DEMEKTİR DAYILARA
AĞZINDA KUŞ TUTSAN DA
BOŞTUR BUNU BİLESİN
EĞER DAYIN YOK İSE
İŞİN YAŞTIR BU KESİN
ECEVİT’E BİN RAHMET,
GASIPLARA BİN LANET
KİMSESİZİN KİMSESİ
OLMALI CUMHURİYET
O
KUMAYANLAR DAHA
MUTLUYMUŞ BU ÜLKEDE
BUNDAN DAHA DOĞAL BİR
DURUM OLMAZ ELBETTE
OKUMAYA NE GEREK
TORPİLİN VARSA ŞAYET
TORPİL YOKSA TAHSİLİN
BİR FAYDASI YOK ELBET
MÜLAKAT DENEN SİSTEM
ADAM KAYIRMA İŞİ
AP-AÇIK ORTADADIR
BUNU BİLİR HER KİŞİ
GÜVENLİK SEBEBİYLE
ELENİRKEN TORPİLSİZ
TORPİLLİYE GÜVENCE
DAYISIDIR BİLİNİZ
YAZILI SINAVLARDA
BAŞARILI OLURLAR
MÜLAKATLARDA İSE
HEP ELENİR DURURLAR