Ahmet Arıtürk

ÜNİVERSİTEME DOKUNMA!

Ahmet Arıtürk

Boğaziçi Üniversitesine atanan kayyum Rektör Melih Bulu, bir kararnameyle geldiği gibi, bir kararnameyle görevinden alındı. Melih Bulu adını duymayan, bilmeyen yok herhalde. Boğaziçi Üniversitesine, Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle atanan Prof. Dr. Melih Bulu, Üniversite öğrencilerinin ve akademisyenlerinin şanlı direnişleri sonucu, kendisine haber bile verilmeden, Resmi Gazetede yayınlanan bir kararnameyle görevinden alındı. Görevde kaldığı 195 gün zarfında öğrenciler ve akademisyenler tarafından protestolara muhatap olan Bulu'nun, Boğaziçi Üniversitesine Rektör olarak atanması, baştan beri bir garabetti. Atandığı üniversitede tek bir gün bile geçmişi olmayan, Doçent ve Profesör olabilmek için verdiği tezlerin intihal olduğu bilahare ortaya çıkan birinden bahsediyoruz. Adamın tek özelliği, AKP’den milletvekili aday adayı olmasından ibaret. Zaten, işe yarayan biri olsaydı, milletvekili yapılması gerekmez miydi!

(Direne, direne kazanacağız)

sloganında olduğu gibi, Boğaziçi Üniversitesi öğrencileri ve akademisyenleri 195 gün şanlı bir direniş göstererek, Melih Bulu’yu rektörlükten alaşağı etmeyi başardılar. Tabii, bu direnişe diğer üniversitelerin ve kamuoyunun desteğini, katkısını yabana atmamak gerekir. Boşuna mı

(birlikten kuvvet doğar) denilmiş.

Melih Bulu’nun yerine atanacak Rektörün meşrebi ne olacak bilemeyiz. Bir bakarsınız, gelen gideni aratabilir. Ama önemli olan, direnişin başarılı olmasıdır, Boğaziçi Üniversitesinin kapısına

KELEPÇE

VURULDU,

öğrencileri ve akademisyenleri zaman-zaman yerlerde sürüklendiler, evlerinin kapıları sabahın köründe  kırılarak tutuklananlar oldu ama yılmadılar. Direne, direne kazandılar. Melih Bulu’nun yerine atanacak kişi kim olursa olsun,

Boğaziçi Üniversitesinin şanlı direnişini gölgeleyemez.

Birer bilim yuvası olmaları gereken üniversitelerin, özerk olmaları, sadece rektörlerini değil, akademisyenlerini de kendilerinin tespit etmeleri şarttır. Bilimin ve bilim adamlarının namusunu korumak adına

ÜNİVERSİTELERE ASLA DOKUNULMAMALIDIR.

Sadece rektör atamalarında değil, üniversitelere alınacak öğretim görevlilerinden ve akademisyenlerden başlanarak kademe kademe doçentlik, profesörlük, dekanlık, rektör yardımcılığı gibi makamlara atanacakların da sözün tam anlamıyla torpilden hali olmaları gerekir. Üniversitelerin varlıklarının sebebi, bilim üretmeleridir. Siz, üniversitelere torpili soktuğunuz zaman, bilimin de yolunu dolaylı olarak tıkamış olursunuz. İş yapabilecek, bilim üretebilecek zekâ düzeyleri yüksek öğrenciler, öğretim görevlileri, akademisyenler yerine, zekâ düzeyleri vasat olanları aldığınız zaman, haliyle, bilimin inkişâfını da baltalamış olursunuz.

Son zamanlarda medyaya yansıyan haberlerden çok okuduk, çok duyduk. Kimi rektörler, üniversitelerde açılan öğretim görevlisi ve akademisyen kadrolarına eşlerini, çocuklarını, damatlarını atamışlar. Yazılı sınavlarda puanları çok daha yüksek olanları eleyip, mülakat sınavlarıyla eş dost kayırarak üniversitelere atamalar yaparsanız, bilimin yolunu kesmiş olursunuz. Böyle üniversitelerde, bilim üretilemez. Türkiye’deki üniversitelerden, dünya üniversiteleri sıralamasında ilk 500’e giren yoksa, bunun sebebi budur.

Boğaziçi üniversitesi öğrencilerinin, akademisyenlerinin ve destekleyicilerinin zaferle sonuçlanan direnişlerini kutluyoruz.

TAŞLAMA

ÜNİVERSİTE DEMEK

BİLİM OCAĞI DEMEK

HER HAL VE HER BAKIMDAN

ÖZERK OLMALI, ÖZERK

ÜNİVERSİTE ELBET

YÖNETİLMEZ KAYYUMLA

BİLİMİ ÖLDÜRMEKTİR

KAYYUM ATAMAK ONA

DÜNYADA İLK BEŞYÜZÜN

ARASINDA TÜRKİYE

ÜNİVERSİTESİ YOK

SORUNUZ NİÇİN, NİYE

ÜNİVERSİTELERDEN

ELİNİZİ ÇEKİNİZ

BU BİLİME DARBEDİR

BUNU BÖYLE BİLİNİZ

Yazarın Diğer Yazıları