Ahmet Arıtürk

ÜÇ LİSANLI BİR ŞEHRİN HEMŞEHRİSİ OLMAK! 

Ahmet Arıtürk

Siirtli olmanın dezavantajları yanında, bazı avantajlı yönleri de vardır. Siirtli olarak en avantajlı yanımız

ÜÇ LİSANLI BİR ŞEHİRDE BÜYÜMEMİZDİR.

Bu yüzden, üç lisan bilmek gibi kültürel bir zenginliğimiz bulunmaktadır. Ben, kendimden örnek vereyim. İlkokula gidinceye kadar TÜRKÇE konuşmayı bilmezdim. Oysa rahmetli Annem, Babasının memuriyeti dolayısıyla ilkokulu Antalya’da okumuştu. Türkçeyi gayet iyi konuşurdu. O zamanlar, Siirt’te okuma yazması olan ilkokul mezunu kadın sayısı belki de bir elin parmak sayısı kadardı. Ve rahmetli Annem de onlardan biriydi. Buna rağmen, evimizde Arapça

(SİİRTÇE)

konuşulurdu. Çünkü evin diğer fertlerinin tümüne yakını sadece Arapça bilir ve konuşurlardı. Evimiz,

“GENİŞ AİLE”

tipi bir evdi. Rahmetli dedem, üç kardeşi, bunların çocukları ve torunları hep bir aradaydık!

Türkçeyi, ancak okula gittikten sonra öğrenmeğe başladım. Kürtçeyi ise çarşıda, pazarda, çayhanede öğrendim.

SİİRT ARAPÇASINI, EN İYİ BİLENLERDEN BİRİ OLDUĞUMU RAHATLIKLA

SÖYLEYEBİLİRİM.

Deyimleriyle, atasözleriyle, şarkılarıyla, deyişleriyle, örf, adet ve gelenekleriyle

TAM BİR SİİRTLİYİM.

Gerekirse, bir topluluğa rahatlıkla SİİRTÇE HİTAP EDEBİLECEĞİM KONUSUNDA KENDİME GÜVENİYORUM. BUNU, BİR ÖZGÜVEN OLARAK GÖRÜYORUM!

İlkokul sıralarında öğrenmeğe başlamakla birlikte, Türkçeyi de, anadan doğma birçok Türkçe konuşanlardan daha iyi bildiğimi söylersem yadırgamayın. “Kendimi övüyorum!” anlamına almayın. Rahatlıkla, Türkçe olarak bir kalabalığa hitap edebilirim. Hatta. Hitap ettiğim çok olmuştur. Amma, doğrusunu söylemek gerekirse, Kürtçe konusunda Siirtçe ve Türkçe kadar iddialı değilim. Kürtçe konuşulduğunda, konuşulanların en az yüzde doksanını rahatlıkla anlarım. Kürtçe konuşmaya gelince, derdimi anlatabilecek kadar konuşabilirim. Amma, ne yalan söyleyeyim, bir kalabalığın karşısına çıkıp, hatip olarak, Kürtçe konuşabilirim, dersem yalan olur!

Türkçe, zaten Resmi Dilimiz. Türkçe bilmemek, elbette ki büyük bir eksiklik, eksiklikten de öte büyük bir ayıptır! Türkiye Cumhuriyetinde yaşıyorsak ve bu ülkenin vatandaşlarıysak, Türkçeyi, çok iyi bilmek zorundayız. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olup da hala Türkçe bilmeyen var mı derseniz, maalesef var! Özellikle bölgemizde ve özellikle kadınlarımız, kızlarımız! Sebebi taassup, sebebi cehalet, sebebi kadınları, kızları ikinci sınıf görmek!

Oysa sadece yasaların ön gördüğü İlkokulu okuma mecburiyeti zamanında uygulansaydı, şimdi Türkçeyi bilmeyen ne kız kalırdı, ne kadın! Yani, bu durumun müsebbipleri, yasaları uygulamayan yetkililer!

Siirtçe, bilindiği gibi ARAPÇA dilinin bozması. Başka bir ifadeyle TARZANCASI! Ancak, dini bilgilere sahip ve özellikle Kur’an-ı Kerim okumuş dikkatli bir kulak sahibi Siirtli, rahatlıkla Arapçaya intibak edebilir. Meselâ, Suudi Arabistan’a gittiğinde tercümana gerek olmadan alışverişini yapar, adres sorar, konuşulanları anlar, yarım yamalak da olsa derdini anlatabilir.

Diyarbakırlı meşhur Türkçü Ziya Gökalp bir şiirinde her ne kadar:

“LEYL SİZİNDİR, ŞEB SİZİNDİR, GECE BİZİMDİR”

“DEĞİLDİR BİR MÂNA ÜÇ ADA MUHTAÇ”

Dese bile, bir manayı üç dilden ayrı-ayrı kelimelerle ifade edebilmek, aslında

KÜLTÜREL BİR ZENGİNLİKTİR.

Yine kendimden misal vereyim. Âcizane, şiir yazarken

“KÂFİYE=UYAK”

konusunda sıkıştığım zaman, Arapça veya Farsça kelimeler kullanarak sorunu çözmeğe çalışırım. Siirtçe, Arapçaya; Kürtçe ise Farsça’ya çok yakın lisanlardır. Dilimizde, Türkçe kelimeler kadar yaygın olarak kullanılan o kadar çok Arapça ve Farsça kökenli kelimeler var ki! Uydurukça kelimeler üretilerek, her ne kadar sözde yerlerine TÜRKÇE kelimeler ikame edilmiş olsa bile, hala da vazgeçilemez kelimeler olarak kullanılmaktadırlar.

Şunu da söyleyeyim, Türkçe olarak yazdığım bu haber yorumumda dahi o kadar çok Arapça ve Farsça kökenli kelimeler var ki! Altlarını çizmeğe kalkışırsam, altında çizgi olmayan satır kalmayacak!

İyi ki, bu üç lisanlı Şehirde yaşıyoruz! İyi ki, üç lisanlı bu Şehrin, hemşerisiyiz!

TAŞLAMA

EMEKLİLER BOŞ YERE

HAYÂL KURMUŞLAR BELLİ

MEMURA, EMEKLİYE

VERMEYE VARMAZ ELİ

EMEKLİ, UMDUĞUNU

BULAMADI GERÇEKTE

BU GİDİŞLE KURTULMAZ

SIKINTIDAN ELBETTE

“ÖLME EŞEĞİM ÖLME”

DERLER “BAHAR GELECEK”

ÇAYIR ÇİMEN AÇACAK

TOPRAK YEŞİLLENECEK

OTUZ BİNİN ALTINDA

MAAŞ ALAN EMEKLİ

SEFALETE MAHKÛMDUR

İŞİN BU YANI BELLİ

BEN ÇOKTAN ÜMİDİMİ

KESTİM BU İKTİDARDAN

BUGÜN, YARINDAN İYİ

YARIN, ERTESİ GÜNDEN

NEDEN DUYULMUYOR HİÇ

EMEKLİNİN FERYADI

OYSAKİ FERYATLARI

SAĞIR SULTANA VARDI

KENDİLERİNE KIYAK

MAAŞI BİR ÇIRPIDA

ÇIKARIRKEN HAZRETLER

MEMUR UNUTULMADA

DUBLE MAAŞ ALMAYA

ELBETTE Kİ LAYIKLAR

HALK, AVAM; ONLAR ELİT

ELBETTE Kİ FAİKLER

Yazarın Diğer Yazıları