Türkiye Cumhuriyeti tarihinde
(YEDİ DEFA GİDİP, SEKİZ DEFA GELEN
POLİTİKACI)
olarak ünlenen Süleyman Demirel (merhum), Turgut Özal’ın vefatı üzerine 16 Mayıs 1993 tarihinde, Büyük Millet Meclisi tarafından Türkiye’nin 9. Cumhurbaşkanı olarak seçilmişti. Demirel’in Cumhurbaşkanlığı sırasında 1997 yılında gelişen 28 Şubat sürecinde Postmodern darbe yapılmış, bu süreçte, Başbakanlıktan istifa eden Necmettin Erbakan’ın yerine, arkasında TBMM çoğunluğu olan DYP lideri Tansu Çiller’i değil Anavatan Partisi Başkanı Mesut Yılmaz’ı Başbakan tayin etmişti.
Merhum Demirel, Cumhurbaşkanlığı görevini 2000 yılında dönemin Anayasa Mahkemesi Başkanı kendisi gibi Afyon Lisesi mezunu olan Ahmet Necdet Sezer’e devretti.
30 yaşında genel müdür, 40 yaşında parti genel başkanı, sonra başbakan olan; 12 seneye yaklaşan başbakanlık görevinde, Türkiye’nin kalkınması ve gelişmesine çeşitli hizmetlerde bulunan. Demirel’in tek başına iktidar olduğu 1965-1971 döneminde Türkiye’nin ekonomisi ortalama yıllık %7 oranında büyümüştür. Türkiye’nin en genç genel müdürü, en genç başbakanı, İsmet İnönü ve Recep Tayyip Erdoğan’dan sonra en uzun başbakanlık yapmış kişisi olan Süleyman Demirel, Cumhurbaşkanlığı görevini tamamladıktan sonra aktif siyaseti bırakmıştı.
İşte, Süleyman Demirel’in (MERHUM) bilinen unvanları:
Su Müdürü,
Barajlar Kralı,
Morisson Süleyman,
Çoban Sülü,
Şapkasını alıp giden Başbakan,
Bir Bilen,
Baba,
Demirel’in bir de siyaset literatürüne kazandırdığı söylemleri vardır. İşte onlardan bir kaçı:
Kıbrıs sorunu nedeniyle İngiltere’yle Türkiye’nin arasının kötü olduğu 1960’lı yıllarda Demirel İngiltere’ye gitmişti. Dönüşte gazeteciler soruyorlar:
-Efendim, neden İngiliz Dışişleri Bakanı’nın elini sıktınız?
Hazırcevap Demirel cevap vermiş:
-Ya neresini sıkacaktım kardeşim!Demirel Başbakan. 12 ada konusunda Yunanistan ile yine sorun yaşanmış, karşılıklı kılıçlar çekilmiş. Ertesi gün kabine toplanmış ve toplantı uzun saatler sürmüş. Dışarıda gazeteciler merakla yapılacak olan açıklamayı bekliyor:- Sayın Başbakan, Yunanistan Ege Denizi'nin bir Yunan gölü olduğunu iddaa ediyor. Cevabınız ne olacak?
Kendisine yönelik eleştirilere kızmayan Demirel, kızmış gibi görünerek:
-Kızdırmayın adamı!
diye güler geçerdi.
Benzin kıtlığı yaşanan dönemde bir vatandaşın kendisine:
-Benzin bulamıyoruz!
demesi üzerine cevap vermiş:
-Vardı da, biz mi içtik kardeşim!
Demirel’e, kontur gerillayı sormuşlar.
Cevap vermiş:
- Ege bir Türk gölü değildir. Ege bir Yunan gölü de değildir. Ege zaten bir göl de değildir!!!Benzin vardi da biz mi ictik?
Süleyman Demirel’in, zamanında benzin yokluğu hakkında kendisine gazetecilerden yönelen sorulara verdiği efsanevi cevap.
Bu cevap şöyle devam etmiştir: Su mu daha değerlidir benzin mi? Tabii ki su, benzin içilmez ama su içilir.
‘70 sente muhtacız !
Türkiye’de 70’lerin sonunda yaşanan ekonomik krize atfen sarf edilmiştir. Demirel, dış ticaret açığındaki artışı ve döviz darboğazını bu sözle ifade etmiştir.
Ben altı kere gittiysem yedi kere geldim
Başbakanken bir programda kendisine "sizi o bulunduğunuz yerden altı defa indirdiler, hala orada nasıl duruyorsunuz?" diyen gazeteciye verdiği cevap
* Beşiktaş'ı niye sormuyorsun? (kendisine Fenerbahçeyi mi, yoksa Galatasaray'ı mı tuttuğunu soran muhabire cevaben)
* Bana, "milliyetçiler adam öldürüyor" dedirtemezsiniz.
* Kırıkkale’de cephane fabrikası patlamıştır. neden önlem alınmadığı gazete manşetlerininden inmezken Demirel kendi uslübuyla olayı değerlendirir: Kimin aklına gelir patlayacağı?
* Ben bir gün evimde otururken Çankaya'ya çıkayım diyerek çıkmadım.
Yollar yürümekle aşınmaz
Demirel bu sözü, 8 kasım 1968’de AP Ankara İl Kongerisinde sokaklara dökülen halk için söylemiştir. Daha sonra da “kimse beni yanlış çıkarmak için , bakalım yollar yürümekle eskir mi diyerek daha fazla yürümemiştir" diye geliştirmiştir.
-Hukuk devletinde bu tür örgütlere yer yoktur.
Kontrgerilla tartışması kadar Türkiye'de havanda su dövülen bir başka konu da yoktur. Deniyor ki, araştıralım. O zaman her şeyi araştıralım, yarın güneş doğacak mı diye de araştıralım!
Bir gazeteci Demirel’e sormuş:
-(Derin devlet) diyorlar. Efendim bu derin devlet dedikleri nedir?
Demirel’in cevabı:
-Derin devlet, normal devletin raydan çıkmış halidir.
-Dün dündür, bugün bugündür.
Rahmetli Ecevit için kullandığı deyim:Bir kış PKK ateşkes ilan ettiğinde o vazgeçilmez üslubuyla devletin bakış açısını çok güzel özetler:
“Kan döken insanlar ‘biz kan dökmekten vazgeçtik’ derlerse, ‘iyi yaptınız, alın size bir mükâfat verelim’ denmesi mümkün değil. Kan döken insanlara ‘aman vazgeçmeyin, kan dökmeye devam edin’ demek de mümkün değil. Kan döken insanlar bundan vazgeçerlerse, bu iyi olmadı demek de mümkün değil.”
-Dört kaz teslim etsen, akşama üçünü kaybedip gelir!
-Türkiye’nin ekonomisi için ne diyorsunuz? diye sormuşlar.
Cevap vermiş:
-Bir kelimeyle cevap verirsem (İYİDİR) derim. İki kelimeyle cevaplarsam (İYİ DEĞİLDİR!)
-Enkaz devraldık!
-Fırat'ın kenarındaki bir kuzudan ben sorumluyum. (Hazret-i Ömer’den esinlenerek
.
)
Evet, 16 Mayıs 1993’te Türkiye Cumhuriyetinin dokuzuncu Cumhurbaşkanı seçilen ve 2000 yılına kadar Cumhurbaşkanlığı makamında kalan Merhum Süleyman Demirel gerçekte esprili bir simaydı. Gerektiğinde şapkasını alıp gitmeyi, zamanı gelince geri dönmeyi gayet iyi bilirdi. Hiçbir zaman siyasi rakiplerine hakeretamiz söz kullandığı görülmemişti…
TAŞLAMA
DELİ DUMRUL VERGİSİ
ALINIYOR MİLLETTEN
KÖPRÜ GEÇİT PARASI
ARTTIRILDI YENİDEN
KÖPRÜDEN, YOLDAN GEÇMEK
PARALI OLUR İSE
DELİ DUMRUL VERGİSİ
DEMEYE ÇIKAR VİZE
MİLLETTEN PARA ALIP
YANDAŞLARA VERİRLER
FAKİRLERİ SOYARAK
ZENGİNİ SEMİRTİRLER
DELİ DUMRUL’A BİLE
RAHMET OKUTTU BUNLAR
BU MİLLET SIKINTIYA
DÜŞMEMİŞTİ BU KADAR