Genelde
ANEKDOTLAR
toplumların aynası hükmündedir. Her devirde, zaman ve zemine göre değişken olurlar. Sayfalar dolusu yazılarla anlatılamayacak durumlar iki üç satırlık bir anekdotla dile getirilir.
Hazret-i Ömer’in adaletini dile getiren çok sayıda anekdotlar vardır. Bir
(MUM
ANEKDOTU)
var ki, devlet malına gösterilmesi gereken hassasiyeti vurgulamak açısından yüzlerce makaleye bedeldir.
Fatih Sultan Muhammed Han’ın tebdil-i kıyafetle esnafları teftişi sırasında bir esnafın
(Ben siftahımı yaptım, diğer alışverişini komşu esnafta yap. O da siftah
etsin)
demesi, o yılların
AHİ
EVRAN RUHLU
esnaflarını anlatmak açısından ne kadar vurgulayıcıdır.
Sultan 4. Murat dönemine ait Bektaşi anekdotları ve
(Ey cemaat, buyurun cenaze
namazına)
anekdotu, ne çok şeyler ifade etmektedir.
Fransa’da, Kraliçe Marie Antoinette’nin
“Ekmek bulamıyorlarsa, pasta yesinler”
sözünün taşıdığı manayı kaç makaleye sığdırabiliriz.
Ya, Sovyetler Birliği dönemine ait demir perde yönetimini dile getiren anekdotlara ne demeli.
Misalleri daha da çoğaltabiliriz ama biz asıl günümüze gelelim ve günümüz Türkiye'si ile ilgili anekdotlara bakalım. Günümüz Türkiyesi’nin en önemli sorunlarının başında ekonomik durum gelmektedir. Ülkenin ekonomik durumunu vurgulamak açısından dilden dile dolaşan birkaç anekdotu okuyucularımızla paylaşalım istedik.
BİRİNCİ ANEKDOT-EMEKLİ BİR MEMUR ANLATIYOR.
Caddeyi turlarken bir binanın kapısına yaslanmış 15-16 yaşlarında bir genç gördüm. Arkasında asılı kartonda:
-AÇIM, AÇIM, AÇIM. ALLAH RIZASI İÇİN BİR YEMEK PARASI.
Yazılıydı. Bu bir dilenci istismarı olabilir ama, ya gerçekten kişi aç ise! Şimdi buna bir öğünlük yemek parası verecek olursan, lokantalarda en mütevazi porsiyon 200 TL. Bir çay, bir simit parası versen. Asgari 25 TL vermen lazım. Bir emekli olarak ben zaten yarı aç, yarı tokum. Çıkardım 5 TL verdim. Genç, sanki kendisine küfretmişim gibi, yüzüme dik-dik baktı.
İKİNCİ ANEKDOT-BİR MEMUR ANLATIYOR:
-Daha önce sabah kahvaltılarımızda genelde çayla birlikte ekmek, peynir ve zeytin bulunurdu. Ancak, peynir ve zeytin o kadar pahalılaştı ki, bunları da alamaz olduk. Sabah kahvaltısı olarak soframızda artık sadece çorba suyu ve ekmek var.
Yine bir sabah kahvaltısında oğlum, Eşime:
-Anne, artık kahvaltılarda BEŞİKTAŞ YOK MU!
deyince merak ettim, sordum:
-Oğlum, Beşiktaş da nereden çıktı!
Çocuk cevap verdi:
-Peynir (BEYAZ), Zeytin (SİYAH). Beşiktaş demekle anlatmak istediğim bu.
ÜÇÜNCÜ ANEKDOT:
Gündelikçi çalışan dul kadıncağız, küçük kavanoza koyacak kadar peynir almış. Çocuklar açmasın diye de Kavanozun ağzını bantlamış. Sabahleyin önlerine ekmek ve çay koyuyormuş. Ekmeklerini de kavanoza sürterek, sözde kokusunu almalarını istiyormuş. Kahvaltıdan sonra, kavanozu alıp, dolaba kilitliyormuş. Bir gün işi aceleye gelmiş. Kavanozu dolaptan çıkarmayı unutmuş. Evden biraz uzaklaştıktan sonra, kavanozu çıkarmayı unuttuğunu anımsayarak, geri dönmüş. Bir de ne görsün, çocuklar, ekmeklerini dolabın kapısına sürterek yemiyorlar mı. Dayanamayak söylenmiş:
-Bir gün de ekmeğinizi katıksız yeseniz olmaz mı!
***
Bunlar ve benzeri daha nice anekdotlar. Türkiye’nin ekonomik durumunu daha iyi anlatmak mümkün mü
TAŞLAMA
SEÇİMLERDE TERÖRÜ
SAKIN TIRMANDIRMAYIN
TERÖR KORKUSU İLE
SEÇMENİ KORKUTMAYIN
ADALET VAR MI, YOK MU
SORGULANAN BUDUR BU
DEMOKRASİ OLMAZSA
ADALET HİÇ OLUR MU
ADALET İÇİN (GÖĞE
ÇEKİLMİŞTİR) DİYORLAR
KAYIBI ARAMAĞA
UZAYA ÇIKIYORLAR
AY’A, MARS’A KIRK-ELLİ
YIL ÖNCE ÇIKILMIŞTI
KİRALIK BİR ROKETLE
İLK TÜRK FEZAYA ÇIKTI
KİRALIK TAKSİ GİBİ
KİRALIK ROKETLER VAR
AMA ROKET KİRASI
55 MİLYON DOLAR
ALPER GEZERAVCI’YI
YİNE DE KUTLUYORUZ
(İSTİKBAL GÖKLERDEDİR)
BUNU DA BİLİYORUZ
(İSTİKBAL GÖKLERDEDİR)
BUYRUĞU ATATÜRK’ÜN
BUYRUĞUDUR BİLELİM
NEREDEYİZ BİZ BU GÜN
BİNDOKUZYÜZYİRMİBEŞ
YILI ONALTI ŞUBAT
GÜNÜ SÖYLENMİŞTİ BU
NE ÇOK GEÇ KALDIK HEYHAT
KİRALIK BİR ROKETLE
ŞÜKÜR ÇIKTIK FEZAYA
KİRALIK BİR ROKETLE
BİRGÜN ÇIKARIZ AY’A