Ahmet Arıtürk

SİVİL TOPLUM ÖRGÜTLERİNİN YAKALARINDAN ELİNİZİ ÇEKİNİZ!

Ahmet Arıtürk

Sivil toplum örgütleri, demokrasinin olmazsa olmazları hükmündedirler. Sivil toplum örgütleri güçlü olan ülkelerde demokrasi de güçlü olur. Bir diğer ifadeyle, sivil toplum örgütleri ve demokrasi birbirinin doğru paraleli gibidirler.

Sivil toplum örgütlerinin kuruluş amaçları, kendi alanlarında toplumsal sorunların çözümlenmesine katkı sağlamak, öneriler geliştirmek ve mutlu bir toplum inşası için çalışmaktır. Her toplumun kendine göre eksiklikleri ve gereksinimleri vardır. Hükümetlerin yerine getirmediği,  getiremediği veya getirmek istemediği eksiklikler, aksaklıklar sivil toplum örgütleri tarafından gündeme taşınarak toplumun dikkatleri çekilir ve kamuoyu oluşturulmaya çalışılır.

Özet olarak sivil toplum örgütleri resmi kurumlardan bağımsız olarak örgütlenip politik, sosyal, kültürel, hukukî ve çevresel amaçlarla oluşturulan, kâr amacı gütmeyen kuruluşlardır. Sivil toplum örgütleri, gönüllü çalışmalarla ve üyelerinin verdiği düzenli aidatlarla ayakta kalırlar. Vakıflar, dernekler, sendikalar ve mesleki kuruluşlar sivil toplum örgütlerini oluştururlar. Sivil toplum örgütleri benzer amaçlara hizmet ettiğinden farklı ülkelerin sivil toplum örgütleri birbirleriyle ilişki halindedirler ve birbirlerini desteklerler.

Bunun içindir ki toplulukların seslerini duyurabilmelerinin en önemli yöntemi olmalarıyla demokrasinin de olmazsa olmazlarındandırlar. Baskıcı rejimlerle yönetilen ülkelerde sivil toplum örgütlerinin yok denecek kadar az olması, var olanların baskı altına alınması, susturulmak istenmesi de bundandır. Bir ülkede sivil toplum örgütlerinin güçlenmesi demek, refah ve mutluluğunun artması, hak ve özgürlüklerin güvence altında olması demektir.

Bugün, sivil toplum örgütlerinin önemi konusunda böyle bir yazıyı kaleme almak ihtiyacı neden hasıl oldu derseniz, açıklayayım. Türkiye’de bazı önemli sivil toplum kuruluşlarına karşı adeta bir linç kampanyası başlatılmıştır. Başta Türkiye Barolar Birliği, Türk Tabipleri Birliği, Türk Eczacılar Birliği, Türkiye Mühendisler ve Mimarlar Odası Birliği gibi çok önemli işlevleri olan sivil toplum örgütlerinin genleriyle oynanmak istenmektedir. Bunların suçları, hükümetin bazı hatalı icraatlarına karşı çıkmaları ve kamu yararına ikazda bulunmalarıdır. Öyle anlaşılıyor ki, birilerinin aykırı bir ses çıkmasına tahammülleri yoktur. Sivil toplum örgütlerinin bilimsel tepkilerine kulak verileceğine, susturulmaları için formüller aranması, Türkiye’de demokrasinin geldiği noktayı göstermek açısından önemlidir.

Beyler, sivil toplum örgütlerini budamaya, işlevsizleştirmeye kalkışmayın. Bilimsel önerilerine kulak verin. Bir ülkenin kalkınması, ancak sivil toplum örgütlerine hareket serbestliği sağlanmakla mümkündür. İktidarlar değişir ama ülkenin sorunları devam eder. Bırakın, sivil toplum örgütleri hükümetlerin yanlışlarını dile getirmeğe, önerilerde bulunmağa devam etsinler. Ey bugün iktidarda olanlar, size uyarı görevlerini dile getiren bu sivil toplum örgütleri, hiç şüpheniz olmasın, iktidarınız değişince, yerinizi alacak yeni iktidarlara da uyarı görevlerini yerine getirmeğe devam edeceklerdir. Bu bakımdan, sivil toplum örgütlerinin genleriyle oynamanızın asıl zararı ülkeye olacaktır. Bunu böyle bilin ve yanlışlarınızı dile getiren sivil toplum örgütlerinin yakalarından ellerinizi çekiniz!!!

TAŞLAMALAR

ELİNİZİ ÇEKİNİZ

STK’LARDAN BARİ

DEMOKRASİ DİYORSAK

STK’LAR GEREKLİ

STK’LAR GÜÇLENSE

DEMOKRASİ GÜÇLENİR

ZULME KARŞI ÇIKMAĞA

VATANDAŞLAR BİLENİR

SUSTURMAYA KALKMAYIN

STK’LARI SAKIN

BUNLAR DEMOKRASİNİN

SİGORTASIDIR BAKIN

STK’LARA NEDEN

TIRPAN VURMAK İSTERLER

İKTİDARLAR EMRİNDE

Yazarın Diğer Yazıları